Manchaster City etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Manchaster City etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ekim 2011 Cuma

Parayla saadet oldu mu? Futbolun yükselen ekipleri | Bölüm 1


Son yıllarda futbol, dünya futbolu çok gelişti. Özellikle ekonomik ve sosyal olarak dünyada pek varlık gösteremeyen ülkelerin, bu yönlerden gelişmesi futbolu da çok etkiledi son 10 yılda. Öncelerde futbol, dünya çapında 8-10 takımın kontrol ettiği bir futbol hâlindeyken; şimdilerde her kıtada, hatta ve hatta her ligde birden çok lider takım var artık.

Bu saydığımız nedenlerin sonucunda da dünya çağında ve yerel bazda gelişen futbolcular, kişiler, takımlar, kulüpler var. Biz bu yazımızda sizler için son 10 yılda ekonomi ve sosyal etkenler sayesinde gelişmeye başlayan, liglerinde ve kıtalarında söz sahibi olmaya başlayan takımları sizler için inceleyeceğiz. Lafı fazla uzatmıyoruz ve işte son yılların yükselen takımlarının ilk bölümü sizler için sıralıyoruz...

Manchester City

Sanırız Manchester City için 3 senedir söylenen tek bir şey var: "Parayla saadet olmaz..." Ancak her ne kadar bu lafı ve ideolojiyi destekleyenler çok sayıda olsa da, Manchester City bu sene inanılmaz bir yükselişin içine girdi. Arap işadamı Khaldoon Al Mubarak'ın 3 sene önce satın aldığı takım, akıl almayan bir para sisteminin içinde bulmuştu kendini. Bundan sonra da büyük çaplı transferler, yenilenen stadyum, gelip giden sağlam hocalar derken Manchester City bir türlü başarıyı yakalayamamıştı. Ancak bu sene başında Roberto Mancini'nin takımının başında güven oyu vererek kalması, Joe Hart gibi bir kalecinin ortaya çıkması, takıma Gael Clichy, Samir Nasri, Sergio Aguero gibi muazzam isimlerin dahil edilmesi çıtayı daha da yükseltti. Geçtiğimiz sene kadro yapısını ve istikrarı oturtamayan Mancini; Kompany, Yaya Toure, David Silva ve Aguero gibi 4 önemli ismi takıma oturtarak düzeni sağladı. Bunun kanıtı ve sonuçlarının ortaya çıkması da çok uzun sürmedi ve City lige muhteşem bir giriş yaptı. Avrupa'ya istedikleri gibi başlayamamalarının nedeni tecrübesizlik olarak gözükse de, ligde kendi sahalarında güçlü Tottenham'ı yenmeleri ve deplasmanda şehrin diğer takımı olan United'ı 6-1 skor ile darmadağın etmesi City tehlikesini yeterince ortaya çıkardı. Bakalım bu sefer parayla saadet olacak mı? Hep birlikte göreceğiz...

Paris Saint Germain

Fransa futbolunun başkent temsilcisi ve ekollerinden biri olan PSG de bu sezon farklı, bembeyaz bir sayfa açarak yola başlayanlardan. Son lig şampiyonluğunu 17 sene önce, 1994 yılında kazanabilen Paris ekibi, bu şampiyonlukla beraber tarihinde sadece 2 lig kupasına sahip konumda. Özellikle son 2-3 senedir orta sıra takımı konumuna gelen ve çoğunlukla Avrupa Ligi, ya da uzun süre bildiğimiz adıyla UEFA Kupası'nda katılabilen PSG için de her şey çok farklı. 2011 yılının Mayıs yılında Katar şirketleri tarafından %70 hissesi alınan kulüp, itibar ve ekonomik olarak bir anlamda çağ atlamış oldu. İlk önce Traore, Coupet, Makalele, Giuly gibi yaşı geçmiş oyuncularla yollarını ayıran başkent ekibi; takımın futbol direktörlüğüne de öncelerde Milan ve Inter'i çalıştırmış olan Leonardo'yu getirerek büyük sükse yaptı. Bununla da kalmayan Paris Saint Germain, hatrı sayılır Avrupa kulüplerinin de transferler listelerinde olan Milan Bisevac, Jeremy Menez, Blaise Matuidi, Diego Lugano, Kevin Gameiro, Mohamed Sissoko, Salvatore Sirigu kimi birbirinden kalteli ayakları kadrosuna katmayı başardı. Şu anda 10 haftası geçmiş olan Fransa 1. Ligi'nde lider bulunan takım bu sene bir şeyler yapacak gibi gözüküyor. Bakalım onlar da City gibi ilk senenin tecrübesizliğinden ve şanssızlığından etkilenecek mi?

Napoli

İtalya futbolu... Ateşli, saldırgan, çılgın, akla hayale sığmayacak özelliklere sahip olan bir futboldur İtalyan futbolu. Ve tabii ki Napoli de bu futbol furyasının en büyük temsilcilerinden biridir İtalya'da, dünyada. Napoli denince akla her zaman Diego Armando Maradona gelmiştir. Ancak bundan sonra Napoli denince akla yükselen bir yıldız, dünya futbolunda söz sahibi olacak yeni takım olarak gelecek. Çünkü Napoli hiç beklenmedik bir şekilde, gümbür gümbür geliyor! Aslında bu sezon lige, geçen senenin sonlarında oynadıkları oyunu oynayarak başlayamadı Napoli; ancak sayıca çok fazla büyük takımın bulunduğu puan tablosunda 5. sırada olmaları da gayet normal en nihayetinde. Geçen sene Cavani, Hamsik, Lavezzi üçlüsüyle Serie A'yı sallayan çizme temsilcisi, gösterdiği üstün performans ile bu sene Şampiyonlar Ligi'nde oynamaya hak kazanmıştı. Bu sene kadro yapısını çok değiştirmeyen Napoli; kadrosuna Gökhan İnler, Goran Pandev, Miguel Britos gibi takım oyununu çok başarılı oynayabilen oyuncuları kattı. Özellikle son şampiyon oldukları 1990 sezonundan sonra, yani tam 21 sene sonra bu kadar büyük moralle lige başlayan İtalyan ekibinin durmaya da niyeti yok gibi. Bakalım ileriki zamanlarda Napoli neler yaşayacak, yaşatacak biz futbolseverlere?..

Newcastle United

Newcastle United deyince, akla o yıllar önce kaçırdıkları malum şampiyonluk gelir. Tarihlerinde ilk kez yaklaştıkları o şampiyonluk kupasına ulaşamayan Newcastle, özellikle son 10 yıllık periyotta tam bir asansör takımına dönmek üzereydi. Ta ki İngiliz işadamı Mike Ashley kulübü satın alana kadar. İngiliz futbol tarihinin en köklü kulüplerinden biri olan Newcastle United, aynı zamanda İngiliz futbolunun en büyük taraftar topluluklarından ve en güzel stadyumlarından birine de sahip. Uzun yıllar düşe kalka aayakta durmaya çalışan takım, sonunda kendine gelerek büyük bir yükselişe geçmeye başladı belki de. Kulübün el değiştirmesinden önce çok büyük sıkıntılar yaşayan ve yine düşmemeye oynayan ekip, bu sezon başlangıcı ile beraber tarihinde yepyeni bir sayfa açtı. Satılan oyunculardan gelen paralar ve kulüe sağlanan maddi gelir, futbol takımının önünün açılmasına olanak sağladı. 2011-12 sezonun başında kaptanlığı uzun yıllardır takımda bulunan tecrübeli defans oyuncusu Coloccini'ye veren takım, sorunlu yıldızı Joey Barton'u da takımdan def ederek belki de huzur katsayısını arttırmış oldu. Bunun dışında Davida Santon, Yohann Cabaye, Gabriel Obertan, Demba Ba, Hatem Ben Arfa gibi genç ve kaliteli oyuncuları kadrosuna katan Kuzeydoğu İngiltere ekibi, taraftarlının uzun yıllardır çektiği başarılı takım hasretini de bu sene gidermiş olacak belki, kim bilir? Zaten Newcastle'ın 10 haftadır devam eden lig tablosunun 4. sırada yer alması da buna bir işaret...

Yazının ikinci bölümünde, dünya futbolunda yükselişe geçmiş olan diğer takımları da bulabileceksiniz...

Fotoğraf: SSC Napoli v Udinese Calcio - Serie A By: Giuseppe Bellini @Getty Images Sport

Arda Okvay, Goal.com

8 Şubat 2011 Salı

Tek Şehir, İki Takım

Manchester şehrinde iki renk vardır; Mavi ve kırmızı. Şehrin iki takımı olan City ve United'ı temsil eden bu renkler, gerçekten de iki takım taraftarlarını birbirlerinden ayıran tek neden. Tüm Manchester aynı partiye oy verir, tüm şehir Liverpool'a karşıdır ancak iş City, United rekabetine geldiğinde işler bir anda değişiverir...

Çoğu Manchester United taraftarının Malcolm Glazer'in kulübün sahibi olmasına verdiği tepkinin tam tersine, City taraftarları Şeyh Mansour'dan oldukça memnun görünüyorlar. Bu gelişimden geçmişteki kötü sonuçlar nedeniyle memnuniyetle bahsediyorlar. Onlara göre eğer kaliteli oyuncularla birlikte güzel bir futbol sergilenecekse hiçbir problem yok. Böyle bir durumda City'liler kulübü kimin finanse ettiği ile ilgili haberlerle ilgilenmiyorlar bile.

Manchester büyük bir futbol şehri. Britanya adasının en büyük ikinci yerleşim yerinde milyonlarca kişi futbol topunun peşinden koşuyor. Man Utd ve Man City'nin maça gelen taraftarların saysının ortalamaları alındığında Avrupa'nın başka herhangi bir kentindeki en büyük iki takımı izleyenlerin sayısından daha fazla olduğu hemen ortaya çıkıyor. Ancak bu iki takım arasında taraftar sayıları dışında bir dengenin olduğunu söylemek çok zor. ManU son yıllarda birçok başarıya imza attı ve atıyor ancak City için son kupa 1976 yılındaki Lig Kupası...

Man City taraftarı övünecek bir kupa ya da şampiyonluk bulamadığı için, kendilerinin farklı olduklarını söylüyorlar. Örneğin City tarfatarları, Man Utd taraftarlarının çoğunun Old Trafford'u 1999'daki Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu ve geçen müthiş bir sezondan sonra desteklemeye başladıklarını söylerler. Man Utd taraftarlarının buna cevabı ise City taraftarlarının Stockport'tan, yani uydu şehirlerden geldikleri yönünde.

Manchester City'nin 1976'da son kupasını kazandığı kadroda yer alan ve aynı zamanda Manchester United formasını da giyen Peter Barnes, "İki takım oyuncuları benim zamanında dışarıda da görüşürlerdi. Taraftarlar arasındaki nefret o zamanlar yoktu" sözleri ile rekabetin bugün hangi boyuta geldiğini gösteriyor.

City'nin flamalarında ve pankartlarında yazan 'bu şehir bizim' ve Manchester usülü' yazıları Ciy kulübünün şehre fazlasıyla bağlılığını temsil ediyor. Aynı yazıların ve sözlerin Manchester şehrindeki bilboardlarda kullanılmasından sonra ise yazıların üstünde '35 yıl' ibarelerini görmek mümkün oluyor. Bunu yapanlar tabii ki United'lılar ve amaç 76'dan bu yana kupa kazanamayan rakiplerine gönderme yapmaktan başka birşey değil.

İki kulübün şehir içindeki coğrafki konumları ve sahiplendikleri kavramlar oldukça karışık aslında. ManU, şehrin kuzey kısmında daha çok destek bulurken, City doğu ve güney bölgelerinde daha çok taraftar kitlesine sahip. City taraftarlarını kızdıran durum ise II. Dünya Savaşı'ndan önce City'nin şehrin büyük takımı olması ancak bunun daha sonradan değişmesi.

II. Dünya Savaşı'na kadar United'ın bir Federasyon kupası'na karşılık aynı kupadan City'de iki adet vardı. City Federasyon Kupası'nı 1904 ve 1934'te, lig şampiyonluğunu da 1937'de kazanırken United 1936'da küme düşmekten son anda kurtulmuştu. Rüzgarın tersine dönmesi ise ancak II. Dünya Savaşı'ndan sonra olabildi. United Matt Busby'yi menajerliğe getirdikten sonra kırmızı şeytanlar tam dört kez lig şampiyonu olmayı başardılar. 1960'lara gelindiğinde ise artık Man Utd'ın üstünlüğü fazlasıyla hissediliyordu...

City, 1968 yılında şampiyonluğu kapmıştı belki ama birkaç hafta sonra United Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nı kazanarak City'nin şampiyonluğunu gölgede bıraktı. Bu arada derbilerde halen ateşli geçmeye devam ediyordu. 1971 yılında City, United'ı Old Trafford'da 4-1 yenmişti ancak bu maç daha çok G. Best'in rakip oyuncu Pardoe'nun ayağını kırması ile akıllarda kalmıştı. 1974'te oynanan derbi ise şiddet açısından kesinlikle en kötüsüydü. O maçta hakem Clive Thomas, City'li Doyle ve United'lı Macari'ye kırmızı kart göstermişti ancak sahada yaşanan kavgalar sebebiyle tüm oyuncular aynı anda oyundan ihraç edilmişlerdi. Yine 1976'da City, Lig Kupası'na giden yolda Manu'yu 4-0 ile geçmişti. İşte bundan sonrasında City'nin başarıları minimuma inerken, Manu kupaları kazanmaya devam etti...

Kırmızıların, Mavilerin elde ettiği tüm başarıları gölgede bıraktıkları yıl kesinlikle 1999'du. Manchester United'ın sezon Şampiyonlar Ligi, Lig Şampiyonluğu ve Lig Kupası ile beraber üç kupa ile kapatması ile beraber manşetlerin rengi kırmızıydı. Bu andan sonra City taraftarları belli başlı derbi maçlarına dikkatleri çekerek işten sıyrılmaya çalıştılar. En çokta 1989'da 5-1 yendikleri maçı anlattılar ancak Manu'nun buna cevabı Kasım 1994'te City'yi 5-0 yenmesi oldu...

City, "Susun ve bizi dinleyin. Tezahürata başlıyoruz" derken, United'lılar, "Bütün biletlerini satsanıza, ama satamazlar ki" diyor...




----> Manchester City şehrin kazanan takımı olabilecek mi?

----> Futbolun İlk 'Playboy' Antrenörü; "Big Mal"

----> Denis Law; City ile United Arasında Bir İskoç...

----> Manchester, alay şehri...

----> Yeşil - Sarı Man Utd


+

---> Old Firm; Celtic - Rangers
---> Ruhr; Schalke - Dortmund
---> Kızılyıldız - Partizan
---> Merseyside; Liverpool - Everton

Yakında;

.Barcelona - Espanyol,
.Lyon - St. Etienne,
.Ajax - Feyenoord,
.Hajduk Split - Dinamo Zagreb,
.Genoa - Sampdoria,
.Torino - Juventus.

---> @wikipedia, Manchester derby

Edit: ManU taraftarları derbiye hazır...


Bu yazı aynı zamanda Goal.com Türkiye adına bir önceki (Kasım 2010) Manchester Derbisinden önce yazılmıştır.

Tekrar Gösterim

13.2.2011

Man Utd - Man City/15:30

11 Ocak 2010 Pazartesi

Hey Robinho!, Arkana Bak...

Manchester karlar altında. City antremanda. Brezilya'da çocukken kar topunu eline alamayan Robinho o günlerin acısını çıkartıyor. Kocaman bir kartopu yapmış, hedefini arıyor. Çok mutlu... Fakat o da ne? Çocukluğundan tecrübeli olan Micah Richards zavallı Robinho'nun arkasından yaklaşıyor, zıplıyor ve golü yapıyor...

Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Barbarossa. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan