Lyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Lyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Şubat 2011 Salı

Ol. Lyon - Real Madrid | Maç Öncesi

Şampiyonlar Ligi'nin lanetinin bitmesini isteyen bir Real Madrid sempatizanı olarak özel olarak ilgi göstereceğim bir maç olacak. Bahsettiğim 'lanet' ise 2004-2005 sezonundan bu yana süre gelen, Goal.com'da şurada bahsettiğimiz 'çeyrek finali görememe' durumu. Bu maç ya da Santiago Bernabeu'da oynanacak olan maçla beraber bu tur, Real Madrid'in önce Ol. Lyon üzerindeki şanssızlığını, sonra da 7 yıldır gelen şanssızlığını kırması adına çok çok önemli.

Finansal alanda her daim lider olmayı başaran Real Madrid, bu kulvardaki başarısını artık en kısa zamanda Şampiyonlar Ligi arenasına da yansıtabilmeli. Son altı sezonda çeyrek finale kadar gelemeyen Real Madrid, bu gece Ol. Lyon karşısında işini şansa bırakmayarak deplasmanda alacağı avantajlı bir skorla evine dönmek istiyor. 2004 yılından bu yana Real Madrid'in dokuzuncu çalıştırıcı olan Jose Mourinho, geçen yıl yine Ol. Lyon karşısında Manuel Pellegrini'nin başaramadığını başarmak için saha kenarında olacak.

Bu maç aynı zamanda Karim Benzema için yine önem teşkil ediyor. Geçen sezonda yine eski takımına karşı oynayan Benzema, bu maçtan önce de yaptığı açıklamalarda karşılaşmayı dört gözle beklediğini söyleyerek Jose Mourinho'ya sinyali çakmış durumda. Levante karşısında bir gol atan ve Mourinho'dan bu maçta şans bekleyen Benzema'nın en büyük rakibi hiç şüphe yok ki geldiği andan itibaren kulüpte kalıcı olabileceğini ispatlayan Emmanuel Adebayor. Man City forması ile Avrupa Ligi'nde oynayan Adebayor, UEFA'nın özel kuralları çerçevesinde eğer Jose Mourinho isterse Lyon'a karşı forma giyebilecek.

Bu sezon diğer bir Fransız Auxerre karşısında kazanmasını bilen Real Madrid, son yıllarda bir türlü Lyon'a karşı diş geçiremiyor. İki takım arasındaki en unutulmaz maç hiç şüphe yok ki Lyon'un 2005-2006 Şampiyonlar Ligi gruplarında kendi evinde 3-0 kazandığı müsabaka. Real Madrid Fransız takımlarına karşı oynadığı karşılaşmalarda 4 kez kazanıp, 1 kez berabere kalırken 6 kez de kaybetti. Bu istatistiğin ilginç yani mağlubiyetlerin hepsini Ol. Lyon'un tattırmış olması.

Yine 2003-2004 sezonunda Porto ile Şampiyonlar Ligi şampiyonluğuna ulaşan Jose Mourinho, aynı sezon içinde çeyrek finalde Ol. Lyon'u elemeyi başarmıştı ve şimdi bunu Real Madrid'in başındayken ikinci kez yapmak istiyor. Yien Jose Mourinho'nun o takımında defansın bel kemiği olan Carvalho, tekrar Lyon karşısına bu maçın anısı ile çıkacak. Ayrıca 2007-2008 sezonunda Manchester United ile Ronaldo, 2005-2006 sezonunda ise Milan forması ile Kaka, geçmişte Lyon ağlarını sarsan ve şimdi Real Madrid forması giyen iki isim durumunda. Yine Sami Khedira'da Stuttgart'ta oynadığı dönemde 2007-2008 sezonunda Lyon'a karşı geçmişte ter döken başka bir Real Madridli.

Maçtan önce Lyon ile geçmiş yıllarda oynanan müsabakalara pek takmadığını söyleyen Jose Mourinho, Lyon'un hakkını verdi ancak kendilerinin daha güçlü bir takım olduklarını da eklemeyi unutmadı.

Maç öncesinde Real Madrid'de Gonzalo Higuain uzun süren sakatlığı ile beraber bu karşılaşmada yine forma giyemeyecek. Yine Fernando Gago'da Fransa'ya götürülmeyen bir diğer oyuncu.

Bu maçtan önce kimsenin üstü kapalı cümleler söylemesine gerek yok çünkü biliniyor ki Real Madrid artık Ol. Lyon'dan fazlasıyla intikam almak istiyor. Geçen sezon rakibi küçümsemenin başlarına ne işler açtığını gören futbolcular, bu sefer Jose Mourinho'nun disiplini altındalar ve ne yapacaklarını gayet iyi biliyorlar. Hızlı, teknik ve çevik forvet oyuncularıyla Lyon'un başını döndürüp işi kısa sürede bitirebilecek kapasiteye sahip bir takım Real Madrid. Yeter ki işi bu sefer sıkı tutsunlar.

Şimdi son olarak benim için iyi anılar olmasa da Real Madrid'in 2004-2005'ten bu yana sürekli ikinci turunda veda ettiği Şampiyponlar Ligi maçlarını tekrar hatırlayalım. Buradan o maçların hikayelerine tekrar bakabilirsiniz. Ve son olarak Real Madrid'n Lyon'u elemesi için 5 nedene de bu linkten bakabilirsiniz. Güzel bir akşam olsun...

Ol. Lyon - Real Madrid

22.2.2011, 21:45

4 Mart 2010 Perşembe

Lyon-Bursa Benzerliği ve Bursa'nın Şampiyonluk İhtimali


1600'lü yıllarda Lyon'un nüfusu ne kadardı bilmiyorum ama,o zaman Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırları içerisinde en büyük ikinci şehir olan Bursa'nın nüfusu yaklaşık 150.000 kadardı.Bu nüfusun neredeyse 1/3'ünün Ermenilerden oluştuğunu da belirtelim.Ayrıca,Avrupa'da Sanayii Devrimi öncesine kadar İstanbul'un 1 milyonluk nüfusuyla Londra(200.000) ve Paris(400.000) gibi önemli metropolleri geride bıraktığını,bir anlamda da şehir hayatı,ticaret,finans gibi alanlarda bu şehirlerden daha önemli bir merkez olduğunu anlayabiliriz.Bizler her ne kadar genelde İstanbul'un tahtını Londra veya Paris'e kaptırışıyla ilgilensek de,bu yazının konusu Bursa'nın bir anlamda tahtını Lyon'a kaptırmasına ilgili olacaktır.

Öncelikle,Bursa'yı Lyon ile kıyaslarken hiç bir demografik ya da sosyo-kültürel benzerlikten yola çıkmadığımı belirtmeliyim.Ancak,her iki şehrin de çok dikkat çekici benzerliklerinin olduğunu söylemek gerekir.Mesela,sadece Türkiye'de değil tüm dünyada tekstilde adını duyurmuş bir şehir Bursa.Aynen ipek dokumalarıyla ünlü Lyon gibi...Her iki şehrin yer altı kaynaklarının taşıdığı önemi de belirtmeye gerek yok bile.Bunların dışında,İskender'iyle ünlü Bursa'nın yanı sıra Lyon'un Avrupa'nın Gastronomi başkenti olduğu gerçeği de önemli bir benzelik olarak duruyor...


Çeşitli benzerliklerden sonra futbola geçelim;genel olarak Avrupa ile Türk futbol yapısını karşılaştırırken ilk akla gelen örnek,coğrafyaların profesyonel futbola geçiş süreleri arasındaki neredeyse 100 yıllık farktır.Ancak Lyon bu açıdan türdeşlerinden farklı.Aslında onlar da,Avrupa'nın önemli şehirlerinin çoğu futbol takımı gibi 1900'lü yılların başında kurulmuş(1909).Fakat,kulüp ilk yıllarında daha çok,çeşitli dallarda faaliyet gösteren bir amatör kulüp görünümündeymiş.Nihayet,1950'ye gelindiğinde,kulübün rugby kısmıyla futbol kısmı arasında yaşanan ayrılıktan sonra,bildiğimiz Olimpique Lyonnais kurulmuş.Bu tarih,Lyon'un Alman işgalinden kurtuluşunun(1945) hemen arkasından gelmesi açısından ayrıca ilginçtir.Neyse,1950'de profesyonel anlamda Fransız liglerinde yer almaya başlayan Lyon ilk önemli başarısını 14 yıl sonra 1964'te Fransa Kupası'nı alarak gerçekleştirdi.Yine de,bugün bildiğimiz,Avrupa'nın önemli kulüplerinden biri olan Lyon'un yükseliş serüveninin,1989'da bugün Fransız Milli Takımı'nın başında olan Raynold Domenech ile birlikte başladığını söyleyebiliriz.Ardından,1997'de İntertoto Kupası sayesinde Avrupa Kupaları'nda boy gösterebildi,2001/2002 sezonunda ise beklenen ilk gerçekleşti ve Lyon Ligue 1'i birincilikle bitirdi.Ve bu öyle bir başarıydı ki o sezonla birlikte 7 sene üst üste şampiyon oldu Lyon.Profesyonel anlamda 1950'de kurulmuş bir kulüp,kırk yıllık bir süreçte olgunlaşma evresini geçirmiş ve atağa geçmiş ardından da 2002'de
ilk lig şampiyonluğunu yaşamış...Bu satırlar Lyon için yazılmış olsa da ister istemez akıla Bursaspor'u getiriyor...

Bursaspor da Anadolu'daki çoğu kulüp gibi 1960'lı yıllarda kurulmuş(1963)(gerçi profesyonel anlamda ligimizin 1958'de kurulduğunu düşündüğümüzde bu tarih pek de geç sayılmayacaktır).Bugün ise Bursaspor ligde bir maçı eksik durumda,liderin 4 puan gerisinde ikinci konumunda.Yani,Galatasaray şampiyonluğa ne kadar yakınsa Bursaspor da o kadar yakın.Şehrin futbola olan olağanüstü ilgisi,Türkiye'nin 4. büyük şehri olması sebebiyle sahip olduğu yüksek potansiyel gibi sebepler de aynı Lyon örneğinde olduğu gibi,40-50 yıllık bir olgunlaşma sürecinin Bursaspor için nihayet sona erebileceğini,yani şampiyon olabileceklerini gösteriyor.Tabii,tüm bu pembe tabloyu çizerken,İstanbul kulüpleri ile Anadolu kulüpleri arasındaki farkın(her anlamda) Fransa'daki herhangi iki takım arasındaki farkla kıyaslanamayacak kadar büyük olduğu gerçeğini unutmamak gerekir.Yine de,Fransa'da Lyon şampiyon olabildiyse,Türkiye'de de Bursa şampiyon olabilir.Ve eğer olacaksa,o sene bu senedir.

24 Ocak 2010 Pazar

Sissoko in - Anderson out


Toulouse'da oynayan 20'lik defansif orta saha Sissoko çoktan parlamış durumda. Oyun tarzı olarak Real Madrid'li Diarra ve Man City'li Vieira'ya benzetilen Sissoko'nun çok uzun bir süre daha Toulouse semalarında kalmayacağı kesin. 

***

Sissoko'ya talip olan en ciddi kulüp Manchester United. Kırmızılar Sissoko'nun Toulouse'un en değerli oyuncu olduğunun sanıyorum farkında ve 18 Milyon sterlin gibi bir rakam konuşuluyor. Yine İnter, Lyon ve yeni Vieira'sını arayan Arsenal Sissoko ile flört etmek istiyor. 

***

Liginde parlayan yıldızların önce kendisinde oynamasına alışkın olan Lyon orta alanı için Sissoko'yu düşünüyor ancak Sissoko'nun ManU'ya transferi halinde onun Ferguson'un prenslerinden biri olmasıyla beraber Lyon'un Anderson'a yönelmesi sürpriz olarak görülmüyor. ManU, Sissoko, Anderson ve Lyon'un içinde bulunduğu bu karmaşık transfer hikayesi yaz ayları için bir seneryo, gerçekleşir mi bilinmez ama gerçek olan Sissoko'nun Toulouse'dan ayrılacağı...

Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Barbarossa. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan