Gonzalo Higuain etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gonzalo Higuain etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2013 Cumartesi

El Pipita, CR7, Karim...





9 Kasım 2010 Salı

El Pipita: "Jose'nin bazen konuşmadan dahi isteklerini anlıyorsunuz..."


Gonzalo Higuain'in zaman zaman bariz şansları kaçırması beni deliye döndürse de severim aslında. Ramon Calderon'un yatırımı olan Higuain, aslında daha dikkatli olsa ceza sahası içindeki gol vuruşlarının en usta ismi olabilir... Daha önce de sık sık yazılarımda bundan bahsetmiştim. El Pipita ABC'ye konuşmuş... Güzel de olmuş. Yine İspanyolca, İngilizce, Türkçe arasında devam eden çeviri halkasından sonra sizlerle paylaşalım istedim. 

- Gonzalo, Real Madrid kariyerindeki ilk golünü Atletico Madrid karşısında atman senin için özel olmalı değil mi?

Gonzalo Higuain (GH): Evet, bu durum gerçekten çok özel oldu. Son zamanlarda Atletico'ya başka gollerimde var. Son maçımızı da kazandık. Umarım böyle devam eder!

- Senin için La Liga mı daha zor yoksa Şampiyonlar Ligi mi?

GH: Her iki platformda gerçekten çok farklı. Milan ile oynadığımız maçta Atletico Madrid karşısında oynadığımızdan daha çok zorlandığımızı herkes rahatlıkla fark edebilir... 

- Di Maria ve Mesut Özil gibi takım arkadaşlarının olması senin için iyi bir şans değil mi?

GH: Evet... Müthiş boşluklar yakalıyorlar ve bende rahatlıkla gol pozisyonlarına girebiliyorum. İkisi de harika oyuncular. 

- Jose Mourinho'nun arkadaşça yaklaştığını söylüyorlar. Aranız nasıl?

GH: Çok iyi... Bana çok güveniyor ve bu harika. Her zaman gerçeği söyler. Abarttığımı düşünebilirsiniz ancak bazen hiç konuşmadan baktığında bile ne istedini anlayabiliyorsunuz.

- Peki, yakaladığın başarının sırrı nedir?

GH: Kesinlikle kendime güvenmem. Ve tabii asla pes etmemek. Antrenörlerim ve bababmın bu günlere gelmemde payları çok büyük. Ben de her zaman elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. 

- Benzema genelde senin arkanda bekliyor. Onunla yan yana oynayabilir misiniz?

GH: Elbette... Ancak bu Jose Mourinho'nun tercihi. Sanırım bu oyun stilimiz o seçtiğine göre daha doğru. Benzema için de benim içinde önemli olan sadece takımın başarısı...

---> Mesut Özil: "Müslümanım, ancak arada bir şarap içmek sağlığa kesinlikle iyi gelir..."

---> Xabi Alonso: "Kendimi Emektar Hissetmiyorum"

---> Sergio Ramos: "Barcelona'da oynamak mı?" (I.Bölüm)

---> Sergio Ramos: "Tanımadığım insanlarla yemek dahi yiyorum..." (II.Bölüm)

---> Sergio Ramos: "Taviz Vermem, En İyisi Ronaldo" (III.Bölüm)

8 Mart 2010 Pazartesi

Ve Lider...


La Liga 'Dizisi' yeni bölümüyle ve ufak sürprizle karşımızdaydı...

Önceki Bölümü kısa bir özetini de geçmeyi ihmal etmeyelim;

Bölüm 24'te Malaga'lı Valdo Barcelona'nın canını dakika 80'de biraz sıkmış, fakat L. Messi takımını kurtararak skoru 2-1'e getirmişti... Real Madrid ise Tenerife'ye karşı yıllar öncesinin intikamını alır gibi oynamış, liderliği artık ne kadar istediğini göstermişti... 

Ve yeni bölüm...

Bu kez Barcelona Real Madrid'den daha önce sahadaydı. Almeria'nın Barca karşısında puan alabileceğini tahmin edenler pek azdı... Almeria galibiyete koşarken bir önceki hafta da olduğu gibi imdada yetişen yine Messi oldu, Barca deplasmanda kaybettiği 2 puan, ya da kazandığı 1 puan ile maçı bitirdi... Tam o anlarda Real Madrid - Sevilla karşılaşması başlayalı 5 dakika olmuştu...

Barnabeu'da Almeria-Barca maçının berabere bitmesinin ardından tribünlerde yükselen uğultu sevinç kaynaklıydı... Almeria'nın Real'e bu kıyağından sonra Sevilla eli boş dönmek zorundaydı... Fakat ilk anlarda bazı şeyler istendiği gibi gitmedi... Ben dahil herkes şaşkındı. Sevilla Real Madrid'in ilk dakikalarda yapmasını gerekeni yapıyordu... Bir türlü ayağında top tutamayan Real sonunda yenik duruma düşmüştü... Önce golü atan Negredo olarak göründü, sonra tekrar da işler farklıydı... Xabi Almeria'nın Barca'dan puan aldığının farkında değil miydi yoksa? Bu 'kendi kalesine gol' ile durum 0-1 olmuştu...

Golün şoku atlatıldı, Sevilla kalesine akınlar başladı...

İstenen gol ilk yarı boyunca bir türlü gelmedi. Bunda tek neden Palop'un kurtarışları oldu. Higuain bir hafta önceki hali gibi yokladı fakat istenilen gol gelmedi... İlk yarı bittiğinde bir şekilde Real Madrid'in maçı çevirip koparacağı düşünüldü...

İkinci yarı son 45 dakikalık bir şanstı... 

Bizi ilk selamlayan purosu ile keyifle maçı izleyen Maradona olmuştu... 'Dünyanın en rahat adamı!'... Higuain onu yine büyüleyecekti büyük ihtimal...

Dragutinovic dakika 52'de serbest vuruş ile arkadaşlarının gol atması için yolladı topu Real ceza alanına... Fakat dokunan olmadı. Önce Casillas seyreyledi topu, sonra kale araksındaki taraftar... Dragutinovic'te şaşkındı zaten golden sonra... Biraz bekledi 'acaba ofsayt mı?'... Süzüle süzüle ağlarla buluşan top ile durum 0-2 olmuştu... Yenilen 2 golünde hatalardan gelmedi ayrı bir sinir bozucu olaydı...

Birşeyler yapmanın vaktiydi, bu hafta 'gel lider ol' diyen Barcelona'nın ikramı geri çevrilmek üzereydi...

Real Madrid'in bu kadar atak yapmasına ve yoklamasına rağmen o ana kadar hata yapmayan Sevilla defansı Ronaldo'yu unutuvermişti... Cristiano'nun ceza sahasından yaptığı vuruşta top Palop'un üstüne gitse de o yatmayı tercih ederek topu ağlarda görmüştü. Ateşleyici an işte bu oldu... Ronaldo hemen topu aldı ve santraya dikti 'haydı 3 puan için gollere devam edelim!...'

Pellegrini 'sihirli topuk' Guti'yi ve Van der Vaart'ı oyuna alarak bu işi bitirmek için son hamlelerini yaptı... Özellikle Guti'nin oyuna girişi ileriye bir anda dinamizmi de beraberinde getirdi... Takımdan ayrılacağına dair söylemler çıkan Van der Vaart ise bu şansı iyi değerlendirmek için çok terlemek zorundaydı...

Ve Nihayet...

Tribünlerde bu kadar ataktan, bu kadar baskıdan sonra 'artık gol olsun Tanrım' diyen taraftarlara hediyeyi veren Ramos oldu... 2-2.

Barca'nın beraberliği Real'in iştahını kabartmıştı, üstüne gelen 2 Sevilla golü de Real'i tam anlamı ile bir canavara dönüştürmüştü....

Jimenez 2-2'den sonra kalan dakikalarda skoru koruma yoluna gitti, karşısındaki Pellegrini ise Raul'u oyuna alarak galibiyeti ne kadar istediğini gösterdi. Umutlar El Diablo'ya bağlanmıştı... Geçmişte 'kaptan' bu gemiyi çokça kurtarmıştı çünkü...

Real Madrid galibiyeti sakin bir şekilde istedi...

Sabırla, kısa kısa gelerek...

... Ve 3-2 için 90 'artıların' beklenmesi gerekti... Nihayet Real Madrid maçı çevirmişti. Golü atan adamın sırtında 'Van der Vaart' yazıyordu. Hani şu sezon başında 'kesin gönderilmesi gerekenler' listesinde başı çeken Van der Vaart...

La Liga dizisinde şampiyonluk hesaplarında 0-2'den 3-2'ye çevrilen bu Sevilla maçı çok önemli... Alınan şampiyonluklarda ince detayların önemini bilirsiniz. İşte bu maçta ince detaylardan bir tanesi...

Maçtan sonra ise '6' isme ayrı bir teşekkür gerek...

Higuain'e 'hırsı ve isteği' için,

Ronaldo'ya ve Ramos'a 'goller' için,

Guti'ye her zaman 'fark yarattığı' için,

Pellegrini'ye 'taktik zaferi' için,

Van der Vaart'a ise hem gol için, hem de onu istemeyenlere kocaman bir selam çaktığı için...

Yeni lider Real Madrid, gelecek bölüm ise Barca - Valencia, Valladolid - Real Madrid...

Real Madrid [3 - 2] Sevilla
10' [0 - 1] Alonso (Kendi kalesine)
52' [0 - 2] Dragutinovic
60' [1 - 2] Ronaldo
64' [2 - 2] Ramos
90+2' [3 - 2] Van der Vaart


Real Madrid 3-2 Sevilla


+

Geçen Hafta ; Tenerife 1 - 5 Real Madrid

28 Şubat 2010 Pazar

Real Madrid Gibi...



Sezon başında La Liga'da dağıtılan roller değişti artık...

***

Sezonun ilk yarısında herhangi bir ligde herhangi bir takım farklı bir galibiyet aldığında söylenen ilk cümlelerden biri 'Barcelona gibi oynadık' oluyordu. Fakat bu cümle pek kullanılmıyor bugünlerde. Şimdi onun yerine 2 haftada 11 gol atıp farklı galibiyetler alan Real Madrid kullanılıyor... 'Real Madrid gibi oynadık...'

***

30 Ocakta 19 yıllık Deportivo lanetinin 3 golle kırılmasının ardından o maçtan beridir süren Real Madrid resitali Espanyol, Xerez, Villarreal ve son olarak Tenerife ile (1-5) devam ediyor şimdilerde... Bahis şirketleri Real Madrid böyle giderse eğer '2 gol ve üstüne' oran dahi vermeyecekler...

***

Higuain'in 2 golünün ardından faulle gelen Tenerife golü Ronaldo'yu, Kaka'yı ve Raul'u biraz kızdırdı... En güzeli de Raul'un gol atması benim için. Rafael çıkarıyor, Raul en iyi yaptığı işi yapıyor ve 5. gol atıyor. Tenerife'nin  ilk golünün sahibi Ayoze'nin elleri başında... 'Aman Tanrım...' Taraftar ise 1992'yi özlüyor. 'Eski günler...' Geçen hafta MLS'ye gitme haberlerinden sonra Raul'un attığı bu gol benim için sevindirici oldu.

***

Real Madrid gerçekten 'oynama' aşkı  çok büyük olan ve gol attıkça 'doymayan' bir takım... (oldu). Son düdük geliyor, Real Madrid'li oyuncular hakeme bakıyorlar;  "Lütfen biraz daha...". Bizim bünyemizin ihtiyacı olan herşeyi 90 dakika boyunca bize veriyorlar... Tek görmek istediğimiz gol, işte karşımızda...

***

Ronaldo Dünya'daki en iştahlı adam... Tenerife maçında bunu artık çok açık görüyoruz. 'Dişinin kovuğu...' deyimindeki kovuk bir türlü dolmaz bilirsiniz. Ronaldo'nunkide bununla eş anlamlı. Higuain ise bizi uyarmıştı aslında. 'Benzema gibi yetenekli bir oyuncuyu takımımıza kattık. Çok çalışmam gerekecek!.' Çok çalışıyor Gonzalo... Bu yılın sinyalini geçen yıl vermişti, 2009-2010 sezonunun flaş transferlerinden biri de kesinlikle odur. '16 gol...'. 

***

La Liga'da dizi devam ediyor. Barcelona Real'in yaptıklarından heberdar. Haftaya rakip Sevilla... Kolay değil pek tabii. Barcelona ise kıyı şeridinden batıya doğru yürüyüp Almeria'ya gidecek... 

Tenerife 1-5 Real Madrid
Goller: Ayoze (46') (Tenerife), Higuain (29'), (42'), Kaka (48'), Ronaldo (80' pen) Raul (90') (Real Madrid)


Tenerife 1-5 Real Madrid


+

Geçtiğimiz hafta; Villarreal Tavşanı

18 yıl önce, Tenerife vs Real Madrid

ve

Raul'e ithafen 'tekrar'...

***

Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Barbarossa. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan