Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Aralık 2010 Cuma

Beşiktaş'ın rakibi Dinamo Kiev. "Gitmeyenler en azından ekran başında..."

18 Nisan 2010 Pazar

"Onurumuza düzenlenen kupanın adı Atütürk Kupası olsun mu? "


Bugün Ş. Saraçoğlu'ndaki derbi öncesi 1998 yılından kıyıda köşede kalmış bir Fenerbahçe-Beşiktaş maçı ile nostalji yapalım.

10 Kasım 1998 günü Mustafa Kemal Atatürk'ü anmak için düzenlenen bir kupaydı Atatürk Kupası.

Maçtan önce Toshack ligi düşünerek yedek ağırlıklı bir kadro ile sahaya çıkacağını beyan etmiş ancak başkan Süleyman Seba teknik heyet aracılığı ile Galli teknik adamı bu maçın her ne olursa olsun bir derbi maçı olduğunu ve kazanılması gerektiği yönünde uyarmıştı. Ancak değişen bir şey olmamıştı, Beşiktaş yönetimi tam kadroydu ancak takım yedeklerden ve gençlerden oluşuyordu.

Toshack'ın bu davranışı belki de Fenerbahçe teknik direktörü Löw'e yaramıştı. Fenerbahçe o maça kadar morali bozuk ve sarsantılı bir şekilde gidiyordu ve alınan bu galibiyet moralleri de biraz olsun yükseltmişti. Aynı zamanda bu derbi maçı Löw'ün Fenerbahçe ile kazandığı ilk ve tek derbi maçıydı. Zaten sezon sonu Fenerbahçe pozitif bir futbol oynasa da Löw'ün gönderilmesindeki en büyük etken kaybedilen onca derbi maçıydı. Goller Mosheu ve Tayfun Korkut'tan gelmişti.

Maç sonunda ise Fenerbahçe'nin kupayı almasının yanında Atatürk Kupası'na kimselerin ilgi göstermemesi konuşuluyırdu. Tribünlerde bu anlamlı kupada az taraftarı bir kenara bırakırsak devletin içinden kimselerin olmaması çok eleştirilmişti. Süleyman Demirel ise kupayla ilgili olarak "Onurumuza düzenlenen kupanın adı Atütürk Kupası olsun mu? " demiş ve noktayı koymuştu...

+

11 Aralık 1993, Beşiktaş - Fenerbahçe

3 Mart 2010 Çarşamba

Haftanın Yıldızı; Rodrigo Tello



Şili'deki deprem felaketi Türkiye sınırları dahilinde en çok Rodrigo Tello'yu üzdü herhalde. Türkiye'nin kilometrelerce uzağında gerçekleşen bir felaket, Kayseri'deki bir Şilili'nin yüreğini fena halde burkmuştu ve Şilili, yaşadığı o iç sıkıntısını Kayserispor karşısında muhteşem bir performans göstererek bir nebze olsun dindirmeye çalıştı.

4 büyüklerimiz "günah keçileri"yle doludur bildiğiniz gibi. Her transfer döneminde günah keçilerinin yerine bir sürü futbolcu transfer edilir fakat forma yine günah keçisinin üstünde kalır. Sporting Lisbon'dan transfer edilen Rodrigo Tello da İbrahim Üzülmez'i kesmesi için transfer edilmişti. Fakat, günün birinde Delgado'yu keseceğini kim düşünebilirdi ki!

Rodrigo Álvaro Tello Valenzuela bir bek olarak tanıtılmıştı Türk spor medyasına. Aslında işler pek öyle değildi. O bildiğimiz türde bir kanat oyuncusuydu hatta orta sahaydı. Çok geçmeden vaziyet anlaşıldı ve Beşiktaş taraftarı, yılların eskitemediği sol beki İbrahim Üzülmez'e yeniden kavuştu.

Beşiktaş yönetim kurulunda "Haldun Üstünel"vari hamleleriyle tanınan fakat Ernst'e Baki'nin Alman versiyonu diyerek baltayı taşa vuran Celal Kolot gerçekleştirmişti bu transferi. İsim olarak pek tanınmıyordu fakat topla temas ettiği ilk anda nasıl yetenekli bir futbolcu olduğunu herkes anlamıştı.

Futbola Universidad Chile'de başlayan ve 2001'de transfer olduğu Sporting Lisbon'da toplam 6 sezon geçiren Şilili, zamanın "tıfıl" delikanlısı Cristiano Ronaldo ile takım arkadaşıydı. Bir diğer takım arkadaşıysa şu sıralar Fenerbahçe'de forma giyen Deivid olmuştu.

Rodrigo Tello epey etkili bir menajerlik şirketiyle çalışıyor. Gestifute isimli şirketin yetkilisi Portekiz vatandaşı Jorge Mendes. Portföylerinde C. Ronaldo, Ricardo Carvalho ve Pepe gibi futbolcular ve Jose Mourinho gibi bir teknik adam var. Beni de işe alırlar mı acaba (!) 

Geçen sezonki şampiyonlukta ciddi payı bulunan Şilili, bu sezon pek etkili değildi ki, Kayserispor karşısında tam bir patlamaya imza attı. Attığı gol, vuruş açısı ve tekniği bakımından çok çok ayrı bir yere konulmayı hak ediyor. Kalan 12 haftada göstereceği performans, Beşiktaş'ın ligdeki kaderini belirleyecek belki de!

Şilili'nin ulusal kariyeri son yıllarda pek parlak değil. 2007 Copa America oynandığı sırada, birkaç takım arkadaşıyla birlikte fazla alkol alıp taşkınlık yapan Tello, önce o kadrodan çıkartıldı ardından ülke federasyonu tarafından 20 maç ulusal müsabakalardan men cezası aldı. Elimdeki bilgilere göre son 2 yılda oynadığı ulusal karşılaşma ancak 5.

Hatırlarsınız, Mustafa Denizli sezon başında 10.5 numara istiyordu. 23. hafta itibariyle rahatlıkla söyleyebiliriz ki aradığı 10.5 numara Tello'dan başkası değil!
***
***

21 Şubat 2010 Pazar

Derbi Öncesi Nostalji, 14 Nisan 2000...


1999-2000, 29. hafta, Beşiktaş 1-1 Galatasaray

O maç belki de Beşiktaş'lı taraftarlık 13 sayısının uğursuzluğuna gerçekten inandıkları bir karşılaşma olmuştu... İnönü'de 14 Nisan 2000 tarihinde Galatasaray tarihinin efsane kadrosu karşısına 12 maçlık bir yenilmezlik apoleti ile çıkan Beşiktaş, 13. maçında Fevzi'nin büyük şanssızlık içeren golü ile maçı 1-1 tamamlamıştı...

Esasında o maç için ek olarak 'kalecilerin maçı' da demek mümkün... Fevzi'nin ayağının altından zeminin bozukluğu nedeni ile geçip giden top o pozisyona kadar harika bir performans sergileyen Fevzi'yi bir anda çökertmişti... 79. dakikaya kadar 'Coca Cola maçın yıldızı' adayı olan Fevzi Halilagiç'in geri pasından sonra bir anda dibe vurmuştu... Yine aynı şekilde Taffarel'de Şifo'nun golünde boşa çıkarak ufak bir hataya imza atmıştı... 

14 Nisan 2000'deki bu derbi şampiyonluk yarışını etkileyebilecek son kapışmaydı. Galatasaray'ın kaybetmediği takdirde şampiyonluğu da bırakması gerçekten çok zordu. Fakat buna rağmen tüm maç Galatasaray'lı oyuncuların bedenlerinin İnönü'de, düşüncelerinin ise Leeds United maçında olduğunu göstermişti bize... Bu durum maçın başından sonuna kadar kendini bir şekilde belli etmişti...

Bu maçtan sonra Galatasaray ertesi hafta berabere kalmış, Beşiktaş umutlanmış ancak Antlaya'dan gelen bir beraberlik daha umutları iyiden iyiye azaltmıştı... Sezon sonu ise şampiyon Fatih Terim'in Galatasaray'ıydı...

Maç için son bir not ise ilginç... Maç boyu Beşiktaş taraftarının bir kısmı Leeds United lehine ufak ufak tezahüratlarda bulunmuş, fakat Leeds United bu tezahüratların karşılığını Beşiktaş'a vermemiş ve o maçtan 5 ay sonra (26 eylül 2000) olacakları kimse Leeds lehine tezahürat yaparken bilememişti...

Karikatür: Mesut Yavuz; Mavi bikinili kızımız UEFA, Kırmızı bikinili kızımız ise LİG'i temsil ediyor...

Son olarak bu akşam oynanacak maç : 

2009-2010

Beşiktaş-Galatasaray
Yer:
İstanbul İnönü Stadı
Zaman:
21 Şubat Pazar, 19.00
Hakem:
Fırat Aydınus

*****



22 Ocak 2010 Cuma

Corinthians'tan İki Dost



Brezilya'da 2005 yılında şampiyonluğu kazanan Corinthians'ın o dönemdeki kadrosu Avrupa'da birçok kalburüstü takımın ağzını sulandırıyordu adeta. Carlos Tevez, Marcelo Mattos ve Carlos Alberto ilk dikkatleri çekenler olmuştu o dönemlerde. Carlos Tevez şampiyon olunan sezonda 29 maçta 20 gol atarak Premier Lig'in, Carlos Alberto Bundesliga'nın, Marcelo Mattos ise Yunanistan'ın yolunu tutmuştu 2005'ten sonra...

***

Bu kadronun forvet hattında Tevez dışındaki isimlerde gayet ilgi çekiciydi. Jo, Lyon'dan kiralık gelen Nilmar ve alt yapıdan yetişen Bobo...

***

2006'da Beşiktaş başkanı Yıldırım Demirören NTV'ye verdiği bir demeçte Brezilya'nın Corinthians kulübünde ve aynı zamanda U-20 milli takımında da forma giyen genç bir forvet oyuncusu ile anlaştıklarını söylemişti. Fakat isim vermemişti. Akıllara gelen isimler Nilmar, Jo ve Bobo'ydu. O dönem bir önceki sezon Fenerbahçe'yi yakan Nilmar'ın OL. Lyon'dan kiralık olarak Corinthians'ta olması onun isminin üstünün çizilmesine neden olmuştu. Bobo ve Jo arasında birçok tahmin yapılıyordu. FM oynayan arkadaşlar bu ismin Jo olmasını çok istiyorlardı, zira FM'de bu genç çok yetenekliydi ve FM asla yanılmazdı... Gerçekte de Jo, takımında Bobo'dan daha fazla gol atmıştı. Bobo'nun Jo'ya göre avantajı ise ümit milli olmasıydı, Jo henüz milli formayı giyememişti.

Corinthians'ta birlikte büyüyen bu iki gençten Jo CSKA'ya, Bobo ise Beşiktaş'a geldiğinde gerçek ortaya çıkmıştı nihayet. İki dost, Jo ve Bobo yuvadan uçtuktan sonra Jo popüler bir Premier Lig oyuncusu olmayı başarmıştı. Bobo ise Beşiktaş'ta zaman zaman parlayıp, zaman zaman da teknik direktörlere ve şimdilerde Mustafa Denizli'ye kendini kanıtlamak için uğraş verdi...

***

Nihayetinde bu iki iyi dostun yolları Jo'nun İstanbul'a gelişi ile yeniden kesişmiş oldu. Bir şekilde kader Bobo'nun olduğu mevkiye Jo'yuda getirdi... Bizim basında adettir 'X Türkiye'ye gelmeden önce Y den bilgi aldı' demek... Sanırım kimsenin aklına Jo'nun gerçekten Bobo'yu aramış olabileceği gelmedi. Çünkü bunun olması kesin gibi... Bobo kankasını tekrar yanında görmekten mutlu, Jo'da aynı şekilde... Bakalım Bobo ve Jo farklı takımlarda olmasına rağmen Corinthians günlerindeki performanslarını aynı ligde sergileyecekler mi? Ancak önce Bobo'nun Mustafa Denizli'ye kendisini oynatması için yalvarması gerekecek...

" Bobo'nun Corinthians günlerindeki fotoğrafı için Hasan Muradoğlu'na teşekkürler... "

18 Aralık 2009 Cuma

Küfür...


...Etmeyin arkadaşım.! Küfür ettiğin takım, senin bir zamanlar taptığın eski oyuncunun, eski teknik direktörünün yönettiği takım. Küfür ettiğin Sercan Yıldırım gibi forvetin yok, zaten bu yüzden sövüyorsun değil mi? Zapo'ya küfür ediyorsun, çünkü bedavaya Bursa'ya verdiğin adam seni sahadan silip atıyor, bu gücüne gidiyor değil mi? Ali Tandoğan'ın annesine küfür ediyorsun çünkü adam sahada takımı için elinden geleni yaptı... Ha sövmekte haklısın eski takımına yapmaması lazım pardon(!)... 

***

Halbuki ne olur senin sahada yapamadığını yapan, galibiyeti hak eden Bursaspor'u tebrik etsen? Bursaspor'un bu gece yaptığı geri dönüşü ancak büyük takımlar yapabilir çünkü... Onu da geçtim, en azından küfür etmesen. Ama olmaz, hayal bu... Küfürsüz bir maç düşünemiyorum zaten...

not: Bugün bu küfürü eden herhangi başka bir takım da olsa aynı serzenişte bulunurdum...

26 Kasım 2009 Perşembe

EE Futbol Bu...


21 Kasım 2009 Cumartesi

11 Aralık 1993, Beşiktaş-Fenerbahçe

Efendim heryerlerde doğal olarak derbi ile ilgili şeyler yazılıp çizilirken, bende geçmişten bir o kadar önemli olan ve  bir 'serinin' bozulduğu Beşiktaş-Fenerbahçe maçı ile rekabeti anmak istedim... Unutmadan, bu maç İnönü Stadı'nda her iki takıkımında seyircisinin eşit sayıda olduğu son maçtı...

***

93-94 sezonunun 14. haftası oynanmıştı maç. Fenerbahçe oynanacak olan bu maçtan önce Beşiktaş'ı en son 5 yıl evvel 18 Mart 1989'da Kadıköy'de yenebilmişti. Tıpkı Beşiktaş'ın 21 Kasım 2009'da (bugün) oynanacak olan maçtan önce en son galibiyetini (Ligde) Nisan 2005'te 4-3 biten maçta aldığı gibi... 

***

Beşiktaş maçta Nartallo ile 1-0 öne geçmiş, Fenerbahçe İlker Yağcıoğlu ile 1-1 yakalamış ve Uche'nin 90. dakikada attığı jeneriklik gol ile maçtan 1-2 galip ayrılmıştı. Bu gol aynı zamanda ligdeki 5 yıllık hasreti de sona erdirmişti. 

11 Aralık 1993'te oynanan maçta Uche'nin attığı gol ise ağıdaki linkte...

Beşiktaş 1 Fenerbahçe 2

***

Son olarak hatırlatılması gereken karşılaşma 22 yıl önce yine 21 Kasım'da (1987) oynanan ve Beşiktaş'ın Kadıköy'de Fenerbahçe'yi 4-0 yendiği maçtır...

***

Ve tabii bazı istatistikler:

Fenerbahçe'nin en farklı galibiyeti : 7-0 (6 Aralık 1918), Beşiktaş'ın en farklı galibiyeti: 7-1 (23 Mart 1941)

En gollü maç ise 11 Aralık 1974'te İnönü'de oynanan TSYD Kupası'nda Beşiktaş'ın 4-5 kazandığı maç...

Beşiktaş'ta Fenerbahçe'ye en çok gol atan Cemil Turan (19), Fenerbahçe'de ise Beşiktaş'a en çok gol atan Hakkı Yeten (32)

Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Barbarossa. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan