Internazionale
Sforza (Winter 81), Ince, Zanetti (Berti 120), Ganz, Zamorano
Müller (Anderbrügge 97), Nemec, Wilmots, Max
Penalty shoot-out
Internazionale: Zamorano (shot saved), Djorkaeff, Winter (wide)
Sistemin oturuş şekli biraz zor oluyor ondan bu sonuç diyelim. Tobol kendi ligi başladığından Galatasaray'dan daha hazır bir halde göründü doğal olarak. Yeni transferler ve asların kadroda olmayışı da etkili oldu bu sonuçta. Aslında Avrupa Ligi maçı olmasa sanki Almanya'da herhangi bir hazırlık maçı oynanıyor hissi verdi maç... İkinci bir Tromso faciasından takımı kurtaran Baros oldu...Galatasaray İstanbul'da turu geçen taraf olacaktır. Diğer kısmı felaket olur gerçekten...













Eşleşmeler bu şekilde. Arsenal ve Manu isimlerini yarı finale yazdırırlar diye düşünüyorum. Ancak şu kasaba takımı Villarreal'in sağı solu belli olmayabilir. Bu yüzden Manu, Arsenal'e göre yarı finale daha yakın. Barca-Munih eşleşmesinde ise Barca ağır basan taraf. Ben Barca'nın bir İngiliz takımı ile eşleşmesini çok istiyordum ama olmadı. Liverpool-Chelsea eşleşmesi ise gerçekten çok karışık. Ne olacağı pek belli olmaz gibi duruyor. Finai için tahminim ve temennim ise Man Utd-Barca'dan yana.
Uefa Kupası eşleşmeleri de belli oldu. Sinyor Can Bartu'nun çektiği kuralar :
Hamburg - Manchester City
Paris Saint Germain - Dinamo Kiev
Shakhtar Donetsk - Marsilya
Werder Bremen - Udinese
Hamburg'un işi gerçekten çok zor. Man City bu kupayı gerçekten çok istiyor. PSG ve Marsilya turu geçtikleri takdirde eşleşen takımlar olacak. Bu deribinin UEFA Kupası'na taşınması gerçekten ilginç ve güzel olur. UEFA için benim final beklentim Man City-Marsilya 'dan yana.

Uzun bir yazı yazmayacağım. Zira ben, herkes ne yazmışsa bir benzerini buraya aktarmak istemiyorum. Birçok yerde yazılıp çizilecek nihayetinde. Tribünlerde güzel bir atmosfer vardı. Pankartlar konuşuyordu adeta. 'One Minute Hamburg' pankartı sanırım maçı izlemeye gelen Recep Tayyip Erdoğan'ın çok hoşuna gitmiştir. Galatasaray maça 0-0 devam etsin, böyle bitsin der gibi başladı. Galatasaray kontrolü bir türlü eline alamadı, orta sahada tüm toplar Hamburg'da bluştu. Kewell'ın penaltı golüne kadar bu durum devam etti. İkinci devre gelen golle beraber 'Geliyoruz Kadıköy' denmeye başlandı ama işler yolunda gitmedi. Almanlar disiplinli oyunlarından asla taviz vermediler. Ard arda attıkları goller ile turu alan da onlar oldu. Ali Sami Yen adeta şok geçirmiş gibiydi. Hayaller çok büyüktü. Taraftar Kadıköy'e o kadar inanmıştı ki, maç sonunda o inanç kadar aynı büyüklükte hüzün ve hayal kırıklığı baş gösterdi. Son düdükle beraber Galatasaray'da problem başlarken, bir diğer problem Lincoln ise artarak devam etti. Şimdi elde bir tek lig kaldı ve o kulvarda da sıkıntılı günler, zor maçlar olacaktır mutlaka.
Önce söyleyeyim; herşeyden önce 'Güzel Futbol dediğimiz işte bu' dedik dün gece. Maçı Brezilya'dan, Rusya'dan, Fransa'dan, Türkiye'den ve diğer tüm Dünya ülkelerinden izleyenler de söylemiştir o sözü.Her takım da teknik direktör değişikliklerinden sonra bir canlanma gözlenir. Bu bezen skora yansır ilk, bazen de sahada yaşanan üst düzey mücadeleye... Ancak 'Müthiş çocuklar' , '2000 ruhu kupaya koşuyor' gibi sözler sarf etmek, burada biraz yanlış gibi. Çünkü daha şimdiden beklentiler bu kadar yüksek tutulursa, hayal kırıklığı yaşanma ihtimali okadar yüksektir.
Bülent Hoca' nın takıma ne vereceği, gelecek haftalarda daha da netlik kazanacak.
Şimdi biraz da maçtan bahsedelim. Öncelikle daha başında yenilen gol herkesi şoka sokmaya yetmişti. Ama son dakika yenilen golden iyidir dendi. Doğru da dendi. İlk yarı beraberlik düşünüldü ama Kewell' ın müthiş golü ilk yarının galip kapanmasını sağladı. Kewell' ın müthiş golü demişken, belinden güç alıp attığı süper golü görünce, geçen yıl Chelsea maçında Deivid'in golü geldi gözümün önüne.
Diğer devre Galatasaray'ın en üretken adamı Arda'nın golü ile 3-1 oluverdi. Her şey bitti dendi ama yenilen amatörce bir 2. gol ve Cavenaghi'nin 3. golüne kadar... Aslında bu goller 3-1 'in verdiği gazla daha çok gol atmak isterken yendi birazda.
Ve Sabri. Ne yalan söyleyeyim oyun tarzını ve performansını bende beğenmiyorum. Bu maça kadar Ümit Karan'la beraber bileti kesilmek üzereydi. Zira Fransızların attığı 2. golde bile hata yaptı. Ama Son dk'da kurtarıcı oluverdi. Kocaeli maçında küfürler edilen Sabri, birden kurtaran adam oldu dün gece.
Dün gece Milan ve Valenica da veda etti Kupaya. Şunuda belirtmeden geçmeyeceğim. Daha önce de söyledim. Metalist Ve Aalborg gerçekten çok güzel bir futbol oynuyor. Sürpriz yaparsa biri hiç şaşırmam. Zico' nun takımı ise yola devam etti. Zenit, Man City, Udinese, Ajax, St.Etienne, Ve Shakhtar da son 16 ya kalan takımlar oldu.
İtalyan ekibi ' Mor menekşeler ' yani Fiorentina Ajax ı konuk etti kendi evinde. Maçta ilk yarı golsüz tamamlandı. Sanki ilk yarıda üstün olan taraf Fiorentina ydı ancak maç sonucu hiç de öyle olmadı. Bazı pozisyonları cömertçe harcayan Fiorentina, bizim de yakından tanıdığımız Kennedy Bakırcıoğlu nun Ajax adına attığı golle kendi evinden mağlup ayrıldı. Hollanda lalesi, Menekşe den üstün geldi ve Ajax Amsterdan Arena da oynanacak rövanş için büyük avantaj kazanmış oldu.Fiorentina: Frey, Zauri, Gamberini, Dainelli, Pasqual, Montolivo, Melo, Gobbi (56' Kuzmanovic), Semioli (57' Jovetic), Gilardino, Mutu
Ajax: Stekelenburg, van der Wiel, Presas, Vermaelen, Schilder (76' Sno), Anita, Lindgren, Emanuelson, Bakırcıoğlu, Suarez, Sulejmani (58' Santiago)
Benim Metalist ten sonra ' acaba ' diyerek bir sürpriz beklediğim takımlardan biri de FC Twente. Marsilya dün akşam Stade Velodrome'de Twente yi ağırladı. Marsilya nın hedefi şüphesiz Uefa yı kazanmak ve maçtan önce de mutlak galibiyet bekleniyordu. Fakat işler ters gitti diyebiliriz. Twente'ye galibiyeti getiren gol, maçın 22. dakikasında Marko Arnautovic'ten geldi. Fransızlar hiç beklemedikleri bu sonuç ile avantajı Hollanda temsilcisine bırakmış oldular.Marsilya: Mandanda, Mears, Zubar, Hilton, Taiwo, Kabore (31' Ben Arfa), M'Bami, Valbuena (80' Zenden), Cheyrou, Kone, Niang (65' Samassa)
Twente: Boschker, Stam, Douglas, Rajkovic, Braafheid, Brama, Perez, Tiote, Arnautovic (53' Denneboom), Nkufo, Elia
Danimarka da ise gayet zevkli ve gollü bir maç vardı dün akşam. Parken stadı nda FC Kopenhag, Man City i konuk etti. Bol pozisyonlu bir maç oldu. ilk yarısı konuk ekibin 1-0'lık üstünlüğü ile sona eren karşılaşmada City'nin golleri 29. dakikada Nedum Onuoha ve 61. dakikada Stephen Ireland'dan gelirken, Kopenhag'ın golleri 56. dakikada Almeida ve 90. dakikada Vingaar'dan geldi. Bu sonuçla City avantajlı gözükse de, oyunuyla umut veren Kopenhag İngiltere de ne yapacak ben merak ediyorum.FC Copenhagen: Christiansen, Pospech, Laursen, Antonsson, Wendt, Kvist (59' N'Doye), Kristensen, Norregaard (70' Gronkjaer), Hutchinson, Almeida, Santin (59' Vingaard)
Man City: Given, Onuoha, Richards, Dunne, Bridge, Zabaleta, Kompany, Ireland, Wright-Phillips, Robinho (89' Caicedo), Bellamy
Dün akşamın zevkli maçlarından biri de Ukrayna da oynandı. Shaktar Donetsk evinde ağırladığı İngiliz ekibi Tottenham'ı 2-0 mağlup etti ve rövanş öncesinde avantaj yakaladı. RSC Olimpiyat Stadyumu'nda ilk yarısı golsüz eşitlikle sona eren karşılaşmada Mircea Lucescu'nun çalıştırdığı Shaktar'ı galibiyete taşıyan goller 78. dakikada Evgen Seleznov ve 88. dakikada Jadson'dan geldi. Oyuna da 78. dakikada giren Seleznov topla ilk buluştuğu pozisyonda golünü attı.Shakhtar: Pyatov, Srna, Chygrynskiy, Ischenko, Rat, Fernandinho, Ilsinho (68' Adriano), Jadson, Lewandowski, Willian, Gladkiy (78' Seleznyov)
Tottenham: Gomes, Gunter, Huddlestone, Dawson, Chimbonda, Jenas, Zokora, Parrett (89' Bostock), Bentley, Dos Santos (68' Bent), Campbell
Udinese ise Polonya da biraz üşüsede, avantajlı skoru yakalayan taraf oldu. Polonya temsilcisinin 60 yaşındaki çalıştırıcısı Franciszek Smuda, Widzew Lodz'da görev aldığı 1997/98 Sezonu'nda Udinese'yle eşleşmiş, sahasındaki ilk maçtan 1-0'lık galibiyetle ayrılmış olmasına rağmen deplasmandaki rövanşı farklı kaybederek Avrupa'ya veda etmişti. Karşılıklı ataklarla geçen ilk yarı birçok gol pozisyonuna sahne oldu ancak gol bulan taraf olmadı ve ilk yarı böyle bitti. Konuk ekibin 9. dakikada Gökhan İnler'le yakaladığı fırsatta Lech Poznan file bekçisi Turina gole izin vermedi. İkinci yarıda heyecan kasırgası vardı, deplasmanda 2 farkı yakalayan Udinese galibiyeti koruyamadı ve 81. dakikadan sonra yediği gollerle beraberliğe razı oldu. Poznan: Turina, Wojtkowiak, Bosacki, Arboleda, Djurdjevic, Murawski, Injac, Lewandowski, Stilic, Wilk (67' Bandrowski), Rengifo
Udinese: Handanovic, Zapata, Coda, Domizzi, Pasquale, Isla (73' Obodo), Gökhan, D'Agostino, Asamoah, Quagliarella, Sanchez (87' Pepe)
Perşembe oynanan 5 karşılaşmanın ardından UEFA Kupası 3. turunda ilk maçlar sona erdi. Ev sahiplerinden sadece Shakhtar Donetsk'in kazandığı gecede Udinese ve Manchester City evlerine beraberlikle döndü, Hollanda temsilcileri Ajax ve Twente'yse deplasmanda kazanarak önemli bir avantaj elde etti
Dün oynanan maçlarda bence en büyük sürpriz Metalist in Sampdoria yı deplasmanda 1-0 yenmesi oldu. Denys Oliynyk, Metalist adına golü ilk yarının son dakikasında kaydetti ve evine büyük avantajla dönmeyi başardı. Gördük ki Metalist in gruplarda ki başarısı tesadüf değilmiş. Uefa da gayet ciddi biçimde ilerliyorlar ve ben bir sürpriz yapabileceklerini düşünüyorum.
Weserstadion'da ki mücadele ise Milan ın avantajıyla son buldu dün gece. Werder Bremen maça şu 11'le; "Wiese, Fritz, Mertesacker, Naldo, Boenisch, Baumann, Tziolis, Mesut Özil, Diego, Pizarro, Almeida", Milan ise maça şu 11'le; "Dida, Bonera, Senderos, Favalli, Zambrotta, Flamini, Pirlo, Ambrosini, Seedorf, Ronaldinho, Inzaghi" çıktı. Beklendiği gibi çekişmeli bir maç yaşandı. Milan 36 da Filippo İnzaghi ile 1-0 öne geçti ve bu gol 84 e kadar da korundu. Almanlar tam ' eyvah ' diyecekken dakika 84 de Diego attığı golle bir ' oh ' çektirdi ama sanki Milan turu geçti gibi. Zira San Siro da büyük bir avantaja sahipler.
Zico nun takımı CSKA ise İngiltere den avantajlı ayrıldı dün gece. Herkes Aston Villa nın galibiyetini bekledi. Hatta kesin diyenler bile oldu. Ancak beklenmedik gol dakika 14 te Mavi rastalı Vagner Love dan geldi. İngilizleri şoktan uynadıran ise tanıdık Carew oldu ve maç 1-1 sonuçlandı.
Galatasaray ı da yakından ilgilendiren maç Hollanda da oynandı. Nec Nijmegen-Hamburg turunun galibi Eğer Galatasaray turu geçerse rakibi olacaktı. Ve aslında Galatasaray ın turu geçmesi halinde rakibi şimdiden belli. Hamburg... Zira Hamburg Hollanda deplasmanından 41. dakikada Trochowski, 44. dakikda Alex Silva ve 75. dakikada önümüzdeki sezon Bayern Münih ile anlaşan Hırvat yıldız Ivica Olic in golleriyle turu cebine koyup Almanya ya döndü.

Parc des Princes Stadı'nda oynanan PSG-Wolfsburg maçında ise 5 dk da Paris turu izledik dün akşam. 80. dakika ya kadar çözülmeyen maçta golleri, 80. ve 85. dakikalarda Guillaume Hoarau PSG adına kaydetti.

Dün gece Pire de benimde hiç beklemediğim bir sonuç çıktı ortaya. Olympiakos kendi sahasında ağırladığı Fransa Ligue 1'de kötü günler yaşayan Saint Etienne'e 1-3 mağlup oldu. Karaiskakis stadı'nda Yunan taraftarlar gerçekten tam anlamıyla bir şok yaşadılar. 12. dakikada Ilan 43. dakikada Geoffrey Demis ve 90. dakikada Avrupa'nın yeni gözdesi Gomis Fransızları yavaş yavaş tura taşırken Zeus un tek golü 63. dakikada penaltıdan kaptan Djordjevic'den geldi.
Karda kışta oynanan maçta Zenit-Stuttgart ı da Almanya ya eli boş gönderdi ve böylece 'Arshavin olmadan da kazanabiliriz' diye bağırdı adeta. Petrovsky Stadyumu'nda Zenit in golleri maçın 2. dakikada Huszti ve 45. dakikada gelecek sezon Bayern e gidecek olan Anatoliy Tymoschuk'tan gelirken, Stuttgart'ın sayısını 15. dakikada Mario Gomez yaptı.
Bir başka soğuk maç ise Kiev de oynandı. Kiev'in NSC Olimpiyat Stadı'nda oynanan karşılaşmada Ukrayna temsilcisi Dinamo Kiev ile İspanyol ekip Valencia ile 1-1 berabere kaldı. 2 golde Valencia dan geldi aslında. Zira İlk golü 8. dk da David Silva atarken, 62. dk da Raul Albiol kendi kalesine attığı dolle maçı 1-1 e getirdi. Fakat tabii ki avantajı yakalayan Valencia oldu. Mestella da bana göre turu ge.en taraf olacaklardır.

Portekiz li Braga ise Standard Liège'le karşılaştı. İlk yarıda Wason Renteria ve Andre Leone'nin golleriyle 2-0 öne geçen evsahibi ekip 2. yarıda da Luis Aguiar'ın golüyle iyice rahatladı ve tur için büyük avantaj elde etti. Tur Braga nın gibi gözüküyor.

Galatasaray ise aldığı sonuçla avantajlı sayılabilir. Ancak 0-0 yerine gollü bir beraberlik daha iyi olurdu tabii ki.Bordeaux, maçın büyük bir bölümünde temsilcimiz karşısında meşin yuvarlağa hakim olan takım olarak gözükse de Galatasaray'ın sahadaki mücadelesi, 3'lü savunmaya rağmen zaman zaman kendi yarı alanında gösterdiği çalışkanlık ve Bordeaux karşısında ani atakları düşünmesi Fransız ekibini oldukça zorladı. Son 15 dakika ise Bordeaux'nun atakları ve Galatasaray için maçın bitmesi için beklemesi şeklinde geçti. Bu arada maçın İsviçreli hakemi Claduio Circhetta'nın maç boyunca takdir haklarını ve yardımcı hakemlerin yanlış bayrakları da maçta ön plandaydı. Turu kimin alacağı Ali Samiyen e kalmış oldu böylece.
Danimarka temsilcisi Aab, ben dahil kimsenin beklemediği bir sonuçla Deportivo yu 3-0 yenerek turu geçti gibi. Ancak bu maçın özetini izleyemedim.
Kadıköy e doğru giden yolda Son 32 de ilk maçlar böyle bitmiş oldu.
"Futbolun 22 adamın topun peşinden koşması olduğunu düşünmenin, kemanın telden ve yaydan, Hamlet'in kağıt ve mürekkepten ibaret olduğunu söylemekten bir farkı yoktur."
J. B. Priestley
oguzozturk26@gmail.com
-----
Facebook - Oğuz Öztürk
Twitter @BarbarossaBlog
Twitter @oguzozturk
" Futbolu konuşuyorum, onun kültürü ile yaşıyorum…
Bunu yaparken günlüğümün etrafındaki topluluğa feyz alacakları şeyler sunmak, onların geri beslemelerinden ise feyz alacak şeyler çıkarmak da beni yazmaya devam ettiren önemli bir dürtü...
En ipe sapa gelmez konulardan, oturaklı düşünülmüş yazılara kadar en gizli konuları bile bu kadar rahat aktarabiliyor bu ortam içersinde insan. Enformasyon çağının, teknolojinin kıskacındaki insanın internet ortamında düşünelerini belirtmeden durmaktansa o ortamda yazı yazması daha mantıklı... "