Uefa Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Uefa Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mayıs 2010 Salı

1997 Finali || Hodgson'ın kalbini kıranların ülkesinde kupayı kaldırabilme ihtimaline odaklanalım ve 13 yıl öncesine gidelim...


Roy Hodgson ve Fulham'ın masalsı Avrupa Ligi yolculuğunda son durak Hamburg!

Bundan 13 yıl önce çok yaklaştığı kupayı Almanlar'a bırakmak zorunda kalan İngiliz teknik adam için fazlasıyla anlamlı bir durum bu! Üstelik buraya gelmeden önce Wolfsburg ve favori ev sahibi Hamburg'u elediler ki bu da Hodgson'ın Almanlarla olan fırtınalı ilişkisi ve intikam duygularına dair ayrı bir öykü. Yarınki finale bu açıdan bakıp; Hodgson'ın, kalbini kıranların ülkesinde kupayı kaldırabilme ihtimaline odaklanmak ve 13 yıl öncesine dönmek istiyorum...

7 Mayıs 1997...

Huub Stevens yönetiminde Valencia ve Tenerife'i eleyip finale ulaşan Schalke ile Anderlecht ve Monaco'yu eleyip finale gelen Hodgson'ın favori Inter'i; 2 ayaklı oynanan son Uefa Finali'nin ilk randevusunda buluşuyorlar. Savunmayı 5'li tutan iki takımın fazlasıyla temkinli oyununda tek ses Marc Wilmots'dan geliyor ve gol yemeden alınan bu 1-0'lık galibiyet, Giuseppe Meazza'daki rövanş öncesi Schalke için zafer havasını yoğunlaştırıyor...

Ve 21 Mayıs 1997...

Yaklaşık 82.000 kişi 1991 ve 1994'ten sonra 5 yıl içinde 3.kez bir Uefa Kupası zaferine tanıklık etmek için stadı doldurmuş durumda! Hodgson'ın yıldızlar karması Inter ile 1-0'dan dönüş yapmaması için hiçbir neden yok gibi. Kadrolara göz atıp, biraz nostalji yapmak lazım; dikkat çeken ilk maçta liberolu oynayıp geriyi 5'leyen İngiliz teknik adamın bu kez klasik 4-4-2'yi seçmiş olması, Stevens açısındansa taktiksel bir değişiklik söz konusu değil...

Maç başlıyor ama Hodgson adına işler iyi gitmiyor ve Alman disiplininin bir kez daha ön plana çıktığı bu 2.ayakta da uzun süre eşitlik bozulamıyor. Derken, 84'te şimdi en güzel anılarda yaşayan efsane Şili'li Zamorano devreye girip İtalyanlara hayat veriyor. Geç gelen bu golle zor da olsa uzatmaya taşınan maçta artık her şey morallenen Inter lehine ancak savunmaların damga vurduğu gecede ekstra 30 dakika da yeterli olmuyor ve penaltılara geçiliyor...

Oyuna sonradan giren tecrübeli Anderbrügge'nin golüyle başlayacak seri atışlarda normal sürede Inter'e hayat veren adam Zamorano'nun penaltıyı kaçırmasıyla gerilim artıyor, ardından Olaf Thon'un da isabet bulmasıyla Schalke iyice avantaj sağlıyor. Usta ayak Djorkaeff''in takımını ayakta tutmasıyla tekrar yeşeren umutlara Martin Max'dan bir darbe daha gelip atışlarda durum 3-1 olunca, gecenin en stresli anı gelip çatıyor ve gözler yine oyuna sonradan girenlerden Inter'li Aron Winter'e çevriliyor. Hollandalı orta saha oyuncusu da kader anındaki penaltıyı kaçırıp bir başka Hollandalı Stevens'ı zafere yaklaştırınca Schalke için son bir söz kalıyor geriye. Onu da ilk maçın yıldızı, aslında 90'ların yıldızı Marc Wilmots söylüyor ve Schalke, halen yanına ekleme yapamadığı 1997 Uefa Kupası'nı kazanan taraf oluyor...

Internazionale
Pagliuca, Bergomi (Angloma 71), Fresi, Paganin, Pistone, Djorkaeff,
Sforza (Winter 81), Ince, Zanetti (Berti 120), Ganz, Zamorano
FC Schalke 04
Lehmann, Linke, Thon, De Kock, Eigenrauch, Büskens, Latal (Held 100),
Müller (Anderbrügge 97), Nemec, Wilmots, Max

Penalty shoot-out
Schalke: Anderbrügge, Thon, Max, Wilmots scored
  Internazionale: Zamorano (shot saved), Djorkaeff, Winter (wide)

17 Temmuz 2009 Cuma

Tobol 1-1 Galatasaray

Sistemin oturuş şekli biraz zor oluyor ondan bu sonuç diyelim. Tobol kendi ligi başladığından Galatasaray'dan daha hazır bir halde göründü doğal olarak. Yeni transferler ve asların kadroda olmayışı da etkili oldu bu sonuçta. Aslında Avrupa Ligi maçı olmasa sanki Almanya'da herhangi bir hazırlık maçı oynanıyor hissi verdi maç... İkinci bir Tromso faciasından takımı kurtaran Baros oldu...Galatasaray İstanbul'da turu geçen taraf olacaktır. Diğer kısmı felaket olur gerçekten...

22 Mayıs 2009 Cuma

Kupa Donetsk'e iniş yaptı




21 Mayıs 2009 Perşembe

Shakhtar Donetsk 2 - 1 Werder Bremen

Öncelikle söylemeden edemeyeceğim. Canlı yayını kesip reklam vermek uğruna bize kupa törenini banttan veren Show Tv'ye sonsuz teşekkürler...


Maçtan önce herkes ilk dakikalarda Werder'in çok atak oynayacağını ve Shakhtar'ı kendi sahasına mahkum edeceğini düşünüyordu. Fakat aslında bu durumun tam tersi yaşandı ilk dakikalarda. Werder oyunu ilk 15 dk içinde kendi alanına kabul edip, hızlı ataklar ile Ukraynalıları vurmak istedi. Fakat bunu yapabildikleri pek söylenemez. Bu bölümde Shakhtar %60'lara varan topla oynama oranına erişti ayrıca. Bunun en büyük nedenlerinden biri de maç boyunca hayran olduğum Brezilyalı oyunculardı. Benim hayran olduğum bu Brezilyalıların Werder'in başını yakacağı daha ilk dakikalardan belli olmuştu ve dakika 25'te Rat'ın pasıyla savunmada iki oyuncu arasında topla buluşan Luiz Adriano, rakiplerinden sıyrılıp ceza alanında sol çapraza doğru ilerleyip kaleci Wiese'nin üzerinden aşırdığı topu filelerle buluşturarak Shakhtar Donetsk'i 1-0 öne geçirdi.


Werder Bremen yediği gole kadar defans ile hücum arasındaki köprüyü kuramadı bir türlü. İleride Almeida ve Diego'yu aradıkları söylenebilir. Onlar oynasaydı eğer Werder'in hücumda daha yaratıcı olacağı kesindi. Almeida'nın yerinde oynayan Rosenberg ise yalnız kovboyu oynadı ilk yarı boyunca. Defansı toparlayan isim genelde Naldo oldu ilk yarı boyunca. Daha önce Werder Bremen'in Avrupa'da ve Bundesliga'da maçlarını izlemiş olanlar Naldo'nun uzaktan ve yerden attığı güzel gollere şahit olmuşlardır. İşte dün gece de skoru 1-1'e getiren golüde daha önce attığı gollere benzerdi Naldo'nun. Tek farkı kaleci Pyatov'un yaptığı hata oldu. 35. dakikada Werder Bremen, ceza alanı dışında serbest vuruş kazandı. Topun başındaki 3 futbolcudan Naldo'nun sert şutunda, kaleci Pyatov büyük bir hatayla meşin yuvarlağı elinden kaçırınca, Werder Bremen maçta 1-1'lik eşitliği sağladı.


İlk yarı boyunca Shakhtar'ın Brezilyalıları Werder defansını bayağı bir yordular. Özellikle Adriano ve İlsinho gerçekten harika bir ilk yarı çıkarttılar. İlsinho göz zevki açısındanda harika bir oyun oynadı. Werder ise Naldo'nun şutu ve golü dışında kaleye başka bir şut atamadı ilk yarıda. Bunu sıkıntısını yaşadılar. Diego'nunda olmaması bunda etkiliydi hiç şüphesiz. Zira hücumda organizasyon denen birşey yoktu Werder'de. Tribünlerde oturan Diego'da bu durumu fark edince 'keşke oynasaydım' demiştir büyük ihtimal ile.


İkinci yarı ise daha kontrollü başladı iki takım adınada. Werder rakibinin gardının düşmesini bekler gibi bir oyun sergilemeye başladı devrenin başında. Sanki Shakhtar'da öyleydi ama yapıları gereği yine Werder'den daha hareketli oynuyorlardı. Maçın sonlarına doğru gelinirken iki tarafta artık uzatmaların havasına girmiş gibiydi. Son anlarda yenecek golün bir telafisi olmadığından temkinli oyun hüküm sürdü son yirmi dakikada. İkinci yarıdaki bu oyunla ilk yarıdaki oyun arasındaki fark çok büyüktü. İlk yarıda mücadele ve keyif ne kadar varsa, ikinci yarıda da o kadar yoktu.


Uzatmalar başladığında açık konuşmak gerekirse kupanın sahibini penaltılar ile bulacağını düşünmeye başlamıştım. Ben tam böyle düşünmeye başlamışken gol geldi. 97. dakikada Srna'nın pasında ceza alanında topla buluşan Jadson'un yerden vuruşunda, uzanan kaleci Wiese'nin eline çarpan top filelere gitti ve Ukrayna ekibi maçta 2-1'lik üstünlük sağladı. Srna'dan söz açılmışken söyleyelim, bence maçın en iyi oyuncusu oydu. Bazen atakları yönlendirdi, bazen defansın en iyisi oldu, bazen kanttan güzel bindirmeler yaptı Srna. Enerjiside bitmek tükenmek bilmeyen bir oyuncu ve hem takım arkadaşlarını, hem de taraftarı ateşleyen oyun tarzı ile tam bir kaptan.


Kupayı daha çok isteyen, daha pozitif düşünen ve maçı daha fazla kontrol eden takım kazandı son düdük ile beraber. Maçtan önce Werder'in hücum edeceği, Shakhtar'ın ise kapanacağı söylendi ama iki takımın ruhları yer değiştirmiş gibiydi. Diego'suz Werder'inde sadece mücadele eden ama izleyene hücum yönünden tat vermeyen bir takım olduğunu gördük. Lucescu'ya zaten büyük saygı duyan biriydim. Bu maç ile birlikte ona hayranlığım ve saygım biraz daha arttı. Daha önce Süper Kupa'yı, şimdi ise Uefa Kupası'nı alan Lucescu, hedefleri büyütüp bence Şampiyonlar Ligi'nin üzerine gitmeli.


Shakhtar'ın kadrosundaki Brezilyalı oyuncular William, İlsinho, Adriano, Jadson ve Fernandinho'ya hayran kaldım daha önce söylediğim gibi. Bu oyuncuların büyük bir vitrin olan UEFA finalinde böylesine güzel bir oyun sergilemeleri büyük kulüplerinde dikkatini çekmiştir hiç şüphesiz. Bu güzel oyuna ve deha bir teknik adamla kupayı kaldıran Shakhtar Donetsk'e söylenecek tek bir söz kalıyor; Bravo Shakhtar!...



SHAKTAR DONETSK 2-1 WERDER BREMEN

Hakem: Luis Medina Cantalejo (İspanya)
Yardımcı Hakemler: Jesus Calvo Guadamuro (İspanya) - Roberto Diaz Perez Del Palomar (İspanya)

Shakhtar Donetsk: Pyatov, Kucher, Fernandinho, Jadson (112' Duljaj), Ilsinho (100' Gai), Luiz Adriano (89' Gladkiy), Lewandowski, Willian, Rat, Chygrynskiy, Srna
Yedekler: Khudzhamov, Ischenko, Chyzhov, Moreno
Teknik Direktör: Mircea Lucescu

Werder Bremen: Wiese, Boenisch, Naldo, Baumann, Fritz (95' Pasanen), Rosenberg (78' Hunt), Mesut, Prodl, Frings, Pizarro, Niemeyer (103' Tziolis)
Yedekler: Vander, Tosic, Vranjes, Harnik
Teknik Direktör: Thomas Schaff


20 Mayıs 2009 Çarşamba

Shakhtar Donetsk .VS. Werder Bremen, UEFA Kupası Final, 20 Mayıs 2009


Şampiyonlar Ligi'nden sonra bir kez daha bir final karşılaşması İstanbul'da. Ancak bu finali farklı kılan başka birşey daha var. Bu final aynı zamanda UEFA Kupası adıyla gerçekleşecek 38. ve son final mücadelesi. Gelecek sezondan itibaren bu kupa statü değiştirerek adı "UEFA Avrupa Ligi" olacak. Uefa Kupası finallerine baktığımızda ilk golü atan takımlardan 8 tanesinin kupayı kazandığı gürülyor. Tek istisna CSKA bu konuda. İlk golü Sporting'ten onlar yemişti ama kupayı kazanan taraf CSKA olmuştu hatırlayacaksınız.


Werder Bremen'in Shakhtar'a göre bir avantajı çok atak oynaması. Luce genelde maçın genelinde kapanmayı tercih ediyor ve finalde bu başına dert açabilir. Werder Bremen'in maçlarının ne kadar gollü geçtiği herkes tarafından bilinen bir gerçek. Ancak Bremen'in maçlarının bu kadar gollü geçmesinde en çok emeğe sahip olan Almeida ve Diego bu maçta cezalılar. Unutmadan söyleyelim; Diego Bremen'in bu sezon UEFA'daki en golcü oyuncusu. Ayrıca defansın en önemli ismi Per Mertheshaker sakatlığndan dolayı Donetsk'e karşı forma giyemeyecek. Naldo Bremen'in defanstaki tek güvencesi olacak yani. Fakat final karşılaşmalrında bunların önemli olmadığı da bir gerçek. Bremen mutlaka bu oyuncuların oynamasını isterdi ama yerleri de dolacaktır.


Mesut Özil'ide unutmamak gerek. Almanya milli takımını seçince çok tartışılan oyuncu, kendi söylemi ile bu maça özel olarak hazırlandı ve finale damga vurmak istiyor. Diego'nun yokluğunda onun sırtına ekstra bir yük bineceği de kesin. Orta sahadaki kilit rolü, yaptığı asistler ve attığı gollerle taraftarında güvendiği isimlerden birisi olmuş durumda. Basın toplantısında Türk taraftarların kendisini destekleyeceğini düşündüğünü söyledi Mesut. Bu onun için yarıca bir motivasyon unsuru olabilir.


Shakhtar'da dev final öncesi tek eksik orta saha oyuncusu Tomas Huebschman. Tomas Huebschman cezalı olduğu için maç kadrosunda yer almıyor. Bu arada defans oyuncusu Rat, buraya kadar gelmelerinde yönetimin kendilerine dağıttıkları primlerin etkili olduğunu söylemiş. Yani Rat, finali kazanmaları durumunda yine böyle bir jest bekliyor gibi. Rat, ileriye doğru çıkışları, kademe anlayışındaki başarısı ve zaman zaman kullandığı frikileriyle teknik direktörü Mircea Lucescu'nun vazgeçilmezlerinden. Shakhtar'da maçın önemli isimlerinden olmaya aday olan biri var: Fernandinho. 2005 yılından beri Shakhtar Donetsk forması giyiyor ve uzak mesafelerden kaydettiği goller, sert şutları ile akıllarda kalmış birisi. Shakhtar adına kilit isimlerden bir diğeri ise Luiz Adriano. Adriano Luce'nin finaldeki gizli kozlarından biri olacak. Ayrıca golcü oyuncu Jadson'uda unutmayalım.


Shakhtar Donetsk'in bu sezon en önemli isimleri yukarı da da yazdığımız gibi Brezilyalı oyuncular. Shakhtar Donetsk, bu sezon Şampiyonlar Ligi ve UEFA Kupası'nda toplam 14 maç yaparken, rakip fileleri 23 kez havalandırdı. Bu 23 golün 13'ü Brezilyalı futbolcular Jadson ve Fernandinho'dan geldi.


Şimdi bu akşam finalin İstanbul'da oynanacak olmasının verdiği heyecan ile maçı beklemeye başladık. UEFA Kupası adı altında oynanacak olan bu son final maçına da tanıklık etmek, ayrı bir mutluluk benim için.

STAT: Şükrü Saracoğlu
HAKEM: Luis Medina Cantalejo
SAAT: 21.45
YAYIN: Show TV


Werder'in muhtemel kadrosu : Wiese, Fritz, Prodl, Naldo, Boenisch, Frings, Baumann, Niemeyer, Ozil, Pizarro, Rosenberg

Shakhtar'ın muhtemel kadrosu : Pyatov, Srna, Kucher, Chigrinskiy, Rat, Gai, Duljaj, Ilsinho, Jadson, Fernandinho, Luiz Adriano

9 Mayıs 2009 Cumartesi

Finalin adı...


Güzel bir serüven oldu şimdiye kadar. Galatasaray'ın maçlarını da unutmamak gerek. Büyük bir heyecan yaratmıştı. Kupanın favorisi Milan'ın erken veda etmesi sürpriz olmuştu. Hamburg'un deplasmanda yenip, Werder'e kendi evinde yenilmesi de sürpriz olmadı değil. Kadıköy'de Shaktar Donetsk-Werder Bremen karşılaşması izleyeceğiz.


20 Mart 2009 Cuma

CL ve UEFA Kuralar

Eşleşmeler bu şekilde. Arsenal ve Manu isimlerini yarı finale yazdırırlar diye düşünüyorum. Ancak şu kasaba takımı Villarreal'in sağı solu belli olmayabilir. Bu yüzden Manu, Arsenal'e göre yarı finale daha yakın. Barca-Munih eşleşmesinde ise Barca ağır basan taraf. Ben Barca'nın bir İngiliz takımı ile eşleşmesini çok istiyordum ama olmadı. Liverpool-Chelsea eşleşmesi ise gerçekten çok karışık. Ne olacağı pek belli olmaz gibi duruyor.  Finai için tahminim ve temennim ise Man Utd-Barca'dan yana. 

Uefa Kupası eşleşmeleri de belli oldu. Sinyor Can Bartu'nun çektiği kuralar :

Hamburg  - Manchester City
Paris Saint Germain  - Dinamo Kiev
Shakhtar Donetsk - Marsilya
Werder Bremen  - Udinese 

Hamburg'un işi gerçekten çok zor. Man City bu kupayı gerçekten çok istiyor. PSG ve Marsilya turu geçtikleri takdirde eşleşen takımlar olacak. Bu deribinin UEFA Kupası'na taşınması gerçekten ilginç ve güzel olur. UEFA için benim final beklentim Man City-Marsilya 'dan yana.

Metalist'ten umutluydum


Metalist Kharkiv, benim UEFA Kupası'nda sürpriz beklediğim takımlardan birisiydi. Hatırlıyorum da BJK ile eşleştiğinde çantada keklik olarak görmüştük ama harika bir futbol oynayıp kendilerini göstermişlerdi. Galatasaray ile aynı gruba düştüğünde ise sonuncu olur dendi ama lider olup devam etmeyi bildiler. Oynadığı futbol güze çok hoş geliyordu, hırslıydılar ve mütevaziliğin yanında kaliteli bir de kadroları vardı. Dün akşam Dinamo Kiev ile karşılaştılar 1-0 yenildikleri maçın rövanşında. Ben maçtan önce Metalist'in 2 farklı kazanıp yoluna devam edeceğini düşünmüştüm. İki takım birbirlerine denk olsalar da Dinamo kadrosu Metalist'e göre biraz daha isim olarak kaliteli gibi görünüyordu maçtan önce. Metalist'in bir dezavantajıda Dinamo'nun kendilerini ve oyun tarzlarını çok iyi tanıyor olmasıydı. İlk yarıda skor avantajını yakalamıştı Metalist. Hatta diğer devre yeniden 2 farklı bir skor elde edebildi ancak Kiev Ekibi 3-2'yi bulunca Metalist aldığı galibiyete rağmen elenmekten kurtulamadı. Mütevazi kadrosuyla gerçekten iyi bir futbol ortaya koyup, buralara kadar tesadüfen gelmediklerini görmüş olduk. Eğer Metalist kendi ülkesinden, kendisini yakından tanıyan bir takıma elenmeseydi, daha da ileriye gidebilirdi diye düşünüyorum. Kadrosunda bulundurduğu birkaç oyuncunun ise önümüzdeki sezon daha büyük takımlarda oynaması muhtemel.
Metalist: Goryainov, Obradovic, Gueye, Maidana, Bordian (72' Berezovchuk), Edmar, Sliusar, Valyayev (83' Zeze), Acevedo, Jaja, Devic (58' Oleynik) 

Dinamo: Bogush, Betao, Mikhalik, Sablic, Nesmachniy (69' Gusev), Correa (60' Ninkovic), El Kaddouri, Aliyev, Eremenko, Milevskiy, Kravets (85' Yussuf)

HAMburger

Uzun bir yazı yazmayacağım. Zira ben, herkes ne yazmışsa bir benzerini buraya aktarmak istemiyorum. Birçok yerde yazılıp çizilecek nihayetinde. Tribünlerde güzel bir atmosfer vardı. Pankartlar konuşuyordu adeta. 'One Minute Hamburg' pankartı sanırım maçı izlemeye gelen Recep Tayyip Erdoğan'ın çok hoşuna gitmiştir. Galatasaray maça 0-0 devam etsin, böyle bitsin der gibi başladı. Galatasaray kontrolü bir türlü eline alamadı, orta sahada tüm toplar Hamburg'da bluştu. Kewell'ın penaltı golüne kadar bu durum devam etti. İkinci devre gelen golle beraber 'Geliyoruz Kadıköy' denmeye başlandı ama işler yolunda gitmedi. Almanlar disiplinli oyunlarından asla taviz vermediler. Ard arda attıkları goller ile turu alan da onlar oldu. Ali Sami Yen adeta şok geçirmiş gibiydi. Hayaller çok büyüktü. Taraftar Kadıköy'e o kadar inanmıştı ki, maç sonunda o inanç kadar aynı büyüklükte hüzün ve hayal kırıklığı baş gösterdi. Son düdükle beraber Galatasaray'da problem başlarken, bir diğer problem Lincoln ise artarak devam etti. Şimdi elde bir tek lig kaldı ve o kulvarda da sıkıntılı günler, zor maçlar olacaktır mutlaka.

Galatasaray
De Sanctis x, Serkan Kurtuluş x (Dk. 77 Hasan x), Hakan xx, Kewell xxx, Volkan xx, Sabri xx (Dk. 85 Nonda ?), Barış xx, Ayhan xx, Arda xxx, Lincoln x (Dk. 67 Ümit xx), Baros xxx 

Hamburg
Rost xx, Boateng xx, Alex Silva xx, Mathijsen xx, Aogo xx, Pitroipa xxx, Jarolim xx, Benjamin xx (Dk. 81 Gravgaard x), Jansen xx, Olic xxx (Dk. 90 artı 3 Rincon ?), Guerrero xxxx 

Goller
Dk. 42 (penaltıdan) Kewell, Dk. 48 Baros (Galatasaray), Dk. 57 ve 60 Guerrero, Dk. 90 Olic (Hamburg) 

Sarı Kartlar
Dk. 41 Boateng, Dk. 63 Pitroipa, Dk. 89 Rost (Hamburg), Dk. 90 artı 4 Ayhan (Galatasaray)

27 Şubat 2009 Cuma

Güzel Futbol Dediğimiz İşte Bu

Önce söyleyeyim; herşeyden önce 'Güzel Futbol dediğimiz işte bu' dedik dün gece. Maçı Brezilya'dan, Rusya'dan, Fransa'dan, Türkiye'den ve diğer tüm Dünya ülkelerinden izleyenler de söylemiştir o sözü.

Her takım da teknik direktör değişikliklerinden sonra bir canlanma gözlenir. Bu bezen skora yansır ilk, bazen de sahada yaşanan üst düzey mücadeleye... Ancak 'Müthiş çocuklar' , '2000 ruhu kupaya koşuyor' gibi sözler sarf etmek, burada biraz yanlış gibi. Çünkü daha şimdiden beklentiler bu kadar yüksek tutulursa, hayal kırıklığı yaşanma ihtimali okadar yüksektir.

Bülent Hoca' nın takıma ne vereceği, gelecek haftalarda daha da netlik kazanacak.

Şimdi biraz da maçtan bahsedelim. Öncelikle daha başında yenilen gol herkesi şoka sokmaya yetmişti. Ama son dakika yenilen golden iyidir dendi. Doğru da dendi. İlk yarı beraberlik düşünüldü ama Kewell' ın müthiş golü ilk yarının galip kapanmasını sağladı. Kewell' ın müthiş golü demişken, belinden güç alıp attığı süper golü görünce, geçen yıl Chelsea maçında Deivid'in golü geldi gözümün önüne.

Diğer devre Galatasaray'ın en üretken adamı Arda'nın golü ile 3-1 oluverdi. Her şey bitti dendi ama yenilen amatörce bir 2. gol ve Cavenaghi'nin 3. golüne kadar... Aslında bu goller 3-1 'in verdiği gazla daha çok gol atmak isterken yendi birazda.

Ve Sabri. Ne yalan söyleyeyim oyun tarzını ve performansını bende beğenmiyorum. Bu maça kadar Ümit Karan'la beraber bileti kesilmek üzereydi. Zira Fransızların attığı 2. golde bile hata yaptı. Ama Son dk'da kurtarıcı oluverdi. Kocaeli maçında küfürler edilen Sabri, birden kurtaran adam oldu dün gece.

Dün gece Milan ve Valenica da veda etti Kupaya. Şunuda belirtmeden geçmeyeceğim. Daha önce de söyledim. Metalist Ve Aalborg gerçekten çok güzel bir futbol oynuyor. Sürpriz yaparsa biri hiç şaşırmam. Zico' nun takımı ise yola devam etti. Zenit, Man City, Udinese, Ajax, St.Etienne, Ve Shakhtar da son 16 ya kalan takımlar oldu.



20 Şubat 2009 Cuma

UEFA Kupası 19 Şubat

Uefa Kupası nda son 32 de son maçlar dün akşam oynandı.

İtalyan ekibi ' Mor menekşeler ' yani Fiorentina Ajax ı konuk etti kendi evinde. Maçta ilk yarı golsüz tamamlandı. Sanki ilk yarıda üstün olan taraf Fiorentina ydı ancak maç sonucu hiç de öyle olmadı. Bazı pozisyonları cömertçe harcayan Fiorentina, bizim de yakından tanıdığımız Kennedy Bakırcıoğlu nun Ajax adına attığı golle kendi evinden mağlup ayrıldı. Hollanda lalesi, Menekşe den üstün geldi ve Ajax Amsterdan Arena da oynanacak rövanş için büyük avantaj kazanmış oldu.Fiorentina: Frey, Zauri, Gamberini, Dainelli, Pasqual, Montolivo, Melo, Gobbi (56' Kuzmanovic), Semioli (57' Jovetic), Gilardino, Mutu 
Ajax: Stekelenburg, van der Wiel, Presas, Vermaelen, Schilder (76' Sno), Anita, Lindgren, Emanuelson, Bakırcıoğlu, Suarez, Sulejmani (58' Santiago)

Benim Metalist ten sonra ' acaba ' diyerek bir sürpriz beklediğim takımlardan biri de FC Twente. Marsilya dün akşam Stade Velodrome'de Twente yi ağırladı. Marsilya nın hedefi şüphesiz Uefa yı kazanmak ve maçtan önce de mutlak galibiyet bekleniyordu. Fakat işler ters gitti diyebiliriz. Twente'ye galibiyeti getiren gol, maçın 22. dakikasında Marko Arnautovic'ten geldi. Fransızlar hiç beklemedikleri bu sonuç ile avantajı Hollanda temsilcisine bırakmış oldular.Marsilya: Mandanda, Mears, Zubar, Hilton, Taiwo, Kabore (31' Ben Arfa), M'Bami, Valbuena (80' Zenden), Cheyrou, Kone, Niang (65' Samassa) 
Twente: Boschker, Stam, Douglas, Rajkovic, Braafheid, Brama, Perez, Tiote, Arnautovic (53' Denneboom), Nkufo, Elia

Danimarka da ise gayet zevkli ve gollü bir maç vardı dün akşam. Parken stadı nda FC Kopenhag, Man City i konuk etti. Bol pozisyonlu bir maç oldu. ilk yarısı konuk ekibin 1-0'lık üstünlüğü ile sona eren karşılaşmada City'nin golleri 29. dakikada Nedum Onuoha ve 61. dakikada Stephen Ireland'dan gelirken, Kopenhag'ın golleri 56. dakikada Almeida ve 90. dakikada Vingaar'dan geldi. Bu sonuçla City avantajlı gözükse de, oyunuyla umut veren Kopenhag İngiltere de ne yapacak ben merak ediyorum.FC Copenhagen: Christiansen, Pospech, Laursen, Antonsson, Wendt, Kvist (59' N'Doye), Kristensen, Norregaard (70' Gronkjaer), Hutchinson, Almeida, Santin (59' Vingaard) 
Man City: Given, Onuoha, Richards, Dunne, Bridge, Zabaleta, Kompany, Ireland, Wright-Phillips, Robinho (89' Caicedo), Bellamy

Dün akşamın zevkli maçlarından biri de Ukrayna da oynandı. Shaktar Donetsk evinde ağırladığı İngiliz ekibi Tottenham'ı 2-0 mağlup etti ve rövanş öncesinde avantaj yakaladı. RSC Olimpiyat Stadyumu'nda ilk yarısı golsüz eşitlikle sona eren karşılaşmada Mircea Lucescu'nun çalıştırdığı Shaktar'ı galibiyete taşıyan goller 78. dakikada Evgen Seleznov ve 88. dakikada Jadson'dan geldi. Oyuna da 78. dakikada giren Seleznov topla ilk buluştuğu pozisyonda golünü attı.Shakhtar: Pyatov, Srna, Chygrynskiy, Ischenko, Rat, Fernandinho, Ilsinho (68' Adriano), Jadson, Lewandowski, Willian, Gladkiy (78' Seleznyov) 
Tottenham: Gomes, Gunter, Huddlestone, Dawson, Chimbonda, Jenas, Zokora, Parrett (89' Bostock), Bentley, Dos Santos (68' Bent), CampbellUdinese ise Polonya da biraz üşüsede, avantajlı skoru yakalayan taraf oldu. Polonya temsilcisinin 60 yaşındaki çalıştırıcısı Franciszek Smuda, Widzew Lodz'da görev aldığı 1997/98 Sezonu'nda Udinese'yle eşleşmiş, sahasındaki ilk maçtan 1-0'lık galibiyetle ayrılmış olmasına rağmen deplasmandaki rövanşı farklı kaybederek Avrupa'ya veda etmişti. Karşılıklı ataklarla geçen ilk yarı birçok gol pozisyonuna sahne oldu ancak gol bulan taraf olmadı ve ilk yarı böyle bitti. Konuk ekibin 9. dakikada Gökhan İnler'le yakaladığı fırsatta Lech Poznan file bekçisi Turina gole izin vermedi. İkinci yarıda heyecan kasırgası vardı, deplasmanda 2 farkı yakalayan Udinese galibiyeti koruyamadı ve 81. dakikadan sonra yediği gollerle beraberliğe razı oldu. Poznan: Turina, Wojtkowiak, Bosacki, Arboleda, Djurdjevic, Murawski, Injac, Lewandowski, Stilic, Wilk (67' Bandrowski), Rengifo 
Udinese: Handanovic, Zapata, Coda, Domizzi, Pasquale, Isla (73' Obodo), Gökhan, D'Agostino, Asamoah, Quagliarella, Sanchez (87' Pepe)
Perşembe oynanan 5 karşılaşmanın ardından UEFA Kupası 3. turunda ilk maçlar sona erdi. Ev sahiplerinden sadece Shakhtar Donetsk'in kazandığı gecede Udinese ve Manchester City evlerine beraberlikle döndü, Hollanda temsilcileri Ajax ve Twente'yse deplasmanda kazanarak önemli bir avantaj elde etti

19 Şubat 2009 Perşembe

UEFA Kupası 18 Şubat

İsim olarak bu sezon son kez oynanan Uefa Kupas nda Son 32 nin ilk maçları dün akşam oynandı.

Dün oynanan maçlarda bence en büyük sürpriz Metalist in Sampdoria yı deplasmanda 1-0 yenmesi oldu.  Denys Oliynyk, Metalist adına golü ilk yarının son dakikasında kaydetti ve evine büyük avantajla dönmeyi başardı. Gördük ki Metalist in gruplarda ki başarısı tesadüf değilmiş. Uefa da gayet ciddi biçimde ilerliyorlar ve ben bir sürpriz yapabileceklerini düşünüyorum.

Weserstadion'da ki mücadele ise Milan ın avantajıyla son buldu dün gece. Werder Bremen maça şu 11'le; "Wiese, Fritz, Mertesacker, Naldo, Boenisch, Baumann, Tziolis, Mesut Özil, Diego, Pizarro, Almeida", Milan ise maça şu 11'le; "Dida, Bonera, Senderos, Favalli, Zambrotta, Flamini, Pirlo, Ambrosini, Seedorf, Ronaldinho, Inzaghi" çıktı. Beklendiği gibi çekişmeli bir maç yaşandı. Milan 36 da Filippo İnzaghi ile 1-0 öne geçti ve bu gol 84 e kadar da korundu. Almanlar tam ' eyvah ' diyecekken dakika 84 de Diego attığı golle bir ' oh ' çektirdi ama sanki Milan turu geçti gibi. Zira San Siro da büyük bir avantaja sahipler.

Zico nun takımı CSKA ise İngiltere den avantajlı ayrıldı dün gece. Herkes Aston Villa nın galibiyetini bekledi. Hatta kesin diyenler bile oldu. Ancak beklenmedik gol dakika 14 te Mavi rastalı Vagner Love dan geldi. İngilizleri şoktan uynadıran ise tanıdık Carew oldu ve maç 1-1 sonuçlandı.

Galatasaray ı da yakından ilgilendiren maç Hollanda da oynandı. Nec Nijmegen-Hamburg turunun galibi Eğer Galatasaray turu geçerse rakibi olacaktı. Ve aslında Galatasaray ın turu geçmesi halinde rakibi şimdiden belli. Hamburg... Zira Hamburg Hollanda deplasmanından 41. dakikada Trochowski, 44. dakikda Alex Silva ve 75. dakikada önümüzdeki sezon Bayern Münih ile anlaşan Hırvat yıldız Ivica Olic in golleriyle turu cebine koyup Almanya ya döndü.

Parc des Princes Stadı'nda oynanan PSG-Wolfsburg maçında ise 5 dk da Paris turu izledik dün akşam. 80. dakika ya kadar çözülmeyen maçta golleri, 80. ve 85. dakikalarda Guillaume Hoarau PSG adına kaydetti.

Dün gece Pire de benimde hiç beklemediğim bir sonuç çıktı ortaya. Olympiakos kendi sahasında ağırladığı Fransa Ligue 1'de kötü günler yaşayan Saint Etienne'e 1-3 mağlup oldu. Karaiskakis stadı'nda Yunan taraftarlar gerçekten tam anlamıyla bir şok yaşadılar. 12. dakikada Ilan 43. dakikada Geoffrey Demis ve 90. dakikada Avrupa'nın yeni gözdesi Gomis Fransızları yavaş yavaş tura taşırken Zeus un tek golü 63. dakikada penaltıdan kaptan Djordjevic'den geldi.

Karda kışta oynanan maçta Zenit-Stuttgart ı da Almanya ya eli boş gönderdi ve böylece 'Arshavin olmadan da kazanabiliriz' diye bağırdı adeta. Petrovsky Stadyumu'nda Zenit in golleri maçın 2. dakikada Huszti ve 45. dakikada gelecek sezon Bayern e gidecek olan Anatoliy Tymoschuk'tan gelirken, Stuttgart'ın sayısını 15. dakikada Mario Gomez yaptı.

Bir başka soğuk maç ise Kiev de oynandı. Kiev'in NSC Olimpiyat Stadı'nda oynanan karşılaşmada Ukrayna temsilcisi Dinamo Kiev ile İspanyol ekip Valencia ile 1-1 berabere kaldı. 2 golde Valencia dan geldi aslında. Zira İlk golü 8. dk da David Silva atarken, 62. dk da Raul Albiol kendi kalesine attığı dolle maçı 1-1 e getirdi. Fakat tabii ki avantajı yakalayan Valencia oldu. Mestella da bana göre turu ge.en taraf olacaklardır.

Portekiz li Braga ise Standard Liège'le karşılaştı. İlk yarıda Wason Renteria ve Andre Leone'nin golleriyle 2-0 öne geçen evsahibi ekip 2. yarıda da Luis Aguiar'ın golüyle iyice rahatladı ve tur için büyük avantaj elde etti. Tur Braga nın gibi gözüküyor.

Galatasaray ise aldığı sonuçla avantajlı sayılabilir. Ancak 0-0 yerine gollü bir beraberlik daha iyi olurdu tabii ki.Bordeaux, maçın büyük bir bölümünde temsilcimiz karşısında meşin yuvarlağa hakim olan takım olarak gözükse de Galatasaray'ın sahadaki mücadelesi, 3'lü savunmaya rağmen zaman zaman kendi yarı alanında gösterdiği çalışkanlık ve Bordeaux karşısında ani atakları düşünmesi Fransız ekibini oldukça zorladı. Son 15 dakika ise Bordeaux'nun atakları ve Galatasaray için maçın bitmesi için beklemesi şeklinde geçti. Bu arada maçın İsviçreli hakemi Claduio Circhetta'nın maç boyunca takdir haklarını ve yardımcı hakemlerin yanlış bayrakları da maçta ön plandaydı. Turu kimin alacağı Ali Samiyen e kalmış oldu böylece.

Danimarka temsilcisi Aab, ben dahil kimsenin beklemediği bir sonuçla Deportivo yu 3-0 yenerek turu geçti gibi. Ancak bu maçın özetini izleyemedim.

Kadıköy e doğru giden yolda Son 32 de ilk maçlar böyle bitmiş oldu.

Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Barbarossa. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan