2 Şubat 2014 Pazar
10 yıl... Sergio Ramos!
6 Kasım 2010 Cumartesi
Sergio Ramos: "Taviz Vermem, En İyisi Ronaldo" (III.Bölüm)

Sergio Ramos geçtiğimiz günlerde ülkesinde Punto Pelota adlı televizyon programına konuk olmuştu. Programı beş parçaya bölüp ve çevirip size metin şeklinde sunmak istedik. İlk iki bölümü vermiştik, üçüncü kısımı da verelim...
JP (Josep Pedrerol): Cristiano Ronaldo'nun bir lakabı varmış. Siz ona özel yaşantınızda, sahada veya soyunma odasında ne diye sesleniyorsunuz?
SR (Sergio Ramos): Ona sadece Cris diyoruz. Bu daha kısa!. Sahada hemen söyleniveriyor ve zaman kazanıyoruz. Cristiano Ronaldo, Cristiano, Ronaldo, bunlar zaman kaybu... (Gülerek)
JP: Ronaldo ile oynadığın için şanslı olmalısın...
SR: Soyunma odasında ve sahada dünyanın en büyük futbolcusu var... Ayrıca harika bir sporcu, kendini çok iyi geliştiriyor ve ondan her daim birşeyler öğreniyorsunuz.
JP: Ne gibi müzikler dinliyorsun?
SR: José Merce'nin büyük bir hayranıyım... Flamenko şarkılarını hep sevdim.
(Bu esnada yayına Sergio Ramos'a sürpriz yapılarak José Merce telefonla bağlanıyor)
José Merce (JM): Sergio, La Liga'yı kazanmanızı istiyoruz...
JP: Sergio Ramos büyük bir hayranın. Ne söyleyeceksin?
JM: Hepimiz onun harika bir futbolcu olduğunu biliyoruz. Benimde Real Madrid'de oynayan favori oyuncularımdan. Ama herşeyden öte o çok iyi bir insan. Muhteşem biri... O bir boğa güreşçisi dahi olsa yine bu kadar sevilen biri olurdu (Gülerek)
JP: Bu doğru mu Sergio?
SR: Tamamen...
JP: Peki, birazda Messi diyelim...
SR: Taviz vermem, bana göre Dünyanın en iyisi hala Ronaldo. Ancak Messi harika bir oyuncu. Onu izlemesi büyük bir zevk, ona karşı oynaması da...
JP: Televizyondan da maç izliyorsun... Bunu kimlerle yapıyorsun?
SR: Real Madrid'deki arkadaşlarımın dışında Sevilla'daki arkadaşlarım ile de bağlarım çok güçlü. Onlarla da sık sık buluşup maç izliyoruz. Navas, Alfaro, Renato, Navarro...
---> Sergio Ramos: "Barcelona'da oynamak mı?" (I.Bölüm)
---> Sergio Ramos: "Tanımadığım insanlarla yemek dahi yiyorum..." (II.Bölüm)
2 Kasım 2010 Salı
Sergio Ramos: "Tanımadığım insanlarla yemek dahi yiyorum..." (II.Bölüm)

Sergio Ramos geçtiğimiz günlerde ülkesinde Punto Pelota adlı televizyon programına konuk olmuştu. Programı beş parçaya bölüp ve çevirip size metin şeklinde sunmak istedik. İlk bölümü vermiştik, ikinci kısımı da verelim...
JP (Josep Pedrerol): Yaptığın hayır işlerini görüyoruz ancak sen doğal olarak pek bahsetmek istemiyorsun... Müziğe olan ilginden de haberimiz var. Galibiyet alınan maçların ardından DJ'li yapıp takım arkadaşlarını eğlendirdiğin doğru mu?
SR (Sergio Ramos): (Gülerek) Evet, evet doğru. Çok başarılı olduğum söylenemez. Maçlardan önce de dinliyoruz. Müzik bizim için motive edici bir unsur.
JP: Mourinho için neler söyleyeceksin?
SR: İyi bir Teknik Direktör olduğu konusunda hemfikiriz sanıyorum. Real Madrid'e imza attıktan sonra eski takım arkadaşım Sneijder'i arayıp hocamız hakkında sorular sordum. Önce futbolcu ile arasının çok iyi olduğunu ve ruh sağlığının her daim iyi olduğundan söz etti. Gerçekten de öyle.
JP: Senin için Madrid sokaklarında kısa bir tur düzenleyip halka sorular sorduk. Gördük ki hepsi seni seviyor...
(Verilen videoda kısaca yapılan röportajlar gösteriliyor. En çok dikkat çeken ise küçük bir Atletico Madrid taraftarının 'Atletico'ya gel Sergio!' diye seslenmesi...)
SR: Evet, Real Madrid'e imza attığım günden bu yana inanılmaz bir sevgi var. Dışarıya çıktığımda eve zor döndüğümü söyleyebilirim. Atletico taraftarları dahi benimle konuşmak için yanıma geliyorlar. Bu beni çok mutlu ediyor gerçekten.
JP: Halkın gözü önünde olmak sana sıkıntı vermiyor yani...
SR: Hayır, hayır... Çok mutlu oluyorum. Tanımadığım insanlarla yemek dahi yediğim oluyor.
JP: Milano'ya çekimlere gittiğinde de büyük bir hayran kitlesi seni karşılamıştı. Yeri gelmişken şunu da soralım; aynı dönem Milan'a imza atacağın konuşulmuştu.
SR: (Gülerek) Evet, bu çok normal. Düşünsenize, elimde valizlerle Milano'ya gidiyorum... Ama tabii ki bunun Milan kulübü ile bir alakası yoktu. Dolce & Gabanna çekimleri için Milano'da yer almam gerekiyordu. Maldini ailesi ve Berlusconi'de bizi yemek için güzel bir restorantta ağırladı ve hepsi bundan ibaret...
JP: Berlusconi sana Real Madrid hakkında kötü şeyler söyledi mi ? (Gülerek)
SR: Hayır, hayır. Hatta Silvio Berlusconi'nin Real Madrid'i sevdiğini dahi söyleyebilirim. Saygı duyuyor...
JP: Saat koleksiyonu yapıyorsun... Ancak bugün kolunda saat göremiyorum?
SR: (Gülerek): Evet ancak evde unuttum... Unutkanlığım olduğu da ortaya çıkmış oldu...
---> Sergio Ramos: "Barcelona'da oynamak mı?" (I.Bölüm)
--->(III. Bölüm Yarın)
27 Ekim 2010 Çarşamba
Sergio Ramos: "Barcelona'da oynamak mı?" (I.Bölüm)

Sergio Ramos, ülkesinde 'Punto Pelota' adlı televizyon programında Josep Pedrerol'a konuk oldu. Programın başında Sergio Ramos ile soru-cevap yapılmış, geri kalan kısımlarda ise maç videoları ve benzer görüntüler üzerine sohbet edilmiş. Madrid'de yaşayan bir İspanyol arkadaşım sayesinde de bu söyleşinin bir kısmını metne dökebildik, devamını tekrar paylaşmaya çalışacağım.
Josep Pedrerol (JP): Bir sakatlık yaşadın. Şuan durumun nedir?
Sergio Ramos (SR): Aslında bu durumun başlangıcı Dünya Kupası diyebiliriz. Daha sonra İspanya ile oynayacağım Euro 2012 eleme maçlarından önce aynı sorun ile karşılaştık. Takımım ile birkaç maçımı kaçırdım ancak şuan iyi hissediyorum. Kendime güvenim tekrar yerine geldi.
JP: Real Madrid La Liga'da şampiyon olabilecek mi?
SR: Takım arkadaşlarım ve ben bunun için mücadele ediyoruz. Tabii ki La Liga için tek hedef bu. Aslında doğrusunu söylemek gerekirse sahamızda oynayacağımız Barcelona maçı çok önemli. Geçen yıl yine çok iyi giderken sahamızda Barcelona'ya yenilmemiz ağır bir yara olmuştu.
JP: Barcelona tekrar şampiyon olursa?
SR: Olabilir, tabii ki...
JP: Daha önce böyle bir soru geldi mi bilmiyorum ancak kendini hiç Barcelona forması giyerken düşündün mü?
SR: Kesinlikle hayır. Bunun olması mümkün değil.
JP: Gerçekten mi?
SR: Evet. Madrid benim yuvam. Barcelona ezeli bir rakip ama bu onlara has değil. Takımımdan ayrılıp başka bir forma ile mücadele etmeyi hiç düşünmedim. 5 yıldır Real Madrid'deyim ve çok mutluyum.
JP: Tabii aynı zamanda bir Sevilla destekçisisin...
SR: Tabii ki. Eski kulübümü unutamam. Sevilla ile oynadığımız maçlardan önce duygulandığımı da söylemeliyim. Buraya gelmemde orası çok önemli bir rol oynadı.
JP: Futbolcu olmadan önce matador olmak istemişsin. Bu doğru mu?
SR: Böyle bir merağım vardı ancak hayır, küçüklükten beri düşündüğüm tek şey sadece futbol oynamak ve futbolcu olmaktı. Doğduğum yerde birçok matador vardı ve bende zevkle onları izliyordum.
JP: Yaşına rağmen çok tecrübeli bir oyuncusun...
SR: Bu çok normal. Henüz 24 yaşında olmama rağmen Real Madrid'de 5 sezondur aralıksız oynuyorum. Milli takımda da durum aynı.
JP: Ailen hala doğduğun yerde. Çok sık görüşebiliyor musunuz?
SR: Mümkün olduğunca. Annem ve kız kardeşim maçlarımı televizyondan takip ediyorlar ve çok mutlu oluyorlar. Onlara Madrid'e gelmeleri için tavsiyede bulundum ancak Sevilla'da kalmak istediler. Zaman zaman Santiago Bernabeu'da da beni izliyorlar. Babam ise hayatım boyunca tavsiyeleri ile bana yol gösterici oldu. Onlara bir teşekkür borçluyum.
JP: Antonio Puerta ile aile dostuydunuz...
SR: Evet, vefat etmeden önce beraber uzun yıllar geçirdik. Çok talihsizdi... Sevilla genç takımının birer parçasıydık ve çok yakındık. Ailesine de mümkün olduğunca destek olmaya çalışıyoruz. Genç oğullarını kaybettiler, çok zor bir durum.
JP: Down sendromlu çocuklara yardım ediyorsun. Bu örnek alınması gereken bir davranış.
SR: Evet. UNİCEF ile beraber çalışıyoruz. Yaklaşık 400 çocuğa destek veriyoruz. Bunları yaparak mutlu oluyorum. Herkes benim durumumda değil ve ben yardım etmek zorundayım. Sadece ben değil birçok sanatçı arkadaşımda benimle beraber çalışıyorlar. Down sendromlu çocuklar için yeni bir tesis inşa ettik bile...
(Devamını metne dökebilirsek tekrar paylaşacağım)
31 Mart 2010 Çarşamba
Ramos ve Milan?

Sevgili Sergio Ramos Milano'ya gitmiş apar topar Pazartesi günü... Gitmiş, yemek yemiş gelmiş.
Bizim AS'ta tutturmuş Sergio Ramos Milan'la görüşüyor diye...
Osteria del Pallone'de Oddo ve Abbiati ile buluşmuş. Bunların dışında Milan kulübünün önde gelen yetkilileri de onlarla beraberlermiş.
Şimdi, böyle bir olasılık var mı, yoksa sıradan bir yemek mi bilemiyorum. Şimdi tek söyleyebileceğim sevgili Berlusconi eğer Sergio Ramos'u gerçekten istiyorsa birinin onu rüyasından uyandırması gerektiği...
Sergio Ramos'un Real Madrid ile Haziran 2013'e kadar devam eden bir kontratı var... Şimdilerde konuşulan ise bu kontratın Perez'i kesmediği ve 2017'ye kadar uzatmak istediği... Böyle bir durum karşısında Milan'ın Ramos hayali zaten suya düşüyor.
Ama onlara da hak vermek gerek artık.
Maldini emekli oldu, Nesta, Kaladze ve Favalli gibi isimler bıraktı bırakacak... T. Silva tek başına takılıyor. İtalyanların iş gücünü daha iyi yapmak için Sergio Ramos'u istedikleri söylenebilir.
Zaten 'bizim' AS gazetesi kendini boşu boşuna işkillendirmiş olaiblir. Yani zaten biliyoruz kısa zaman önce de Ramos-Milan haberleri çıkmıştı ama belki de Ramos sıradan bir gezinti için de Milano'ya gitmiş olabilir...
Hazır ufak dedikodulardan bahsetmişken Raul ve Liverpool adları da yazılmaya başlandı. Tam haberleri bilmiyorum ancak Raul'un Benitez'in yanında ona 'yardımcı' olması için ileride oturabileceği söyleniyor... Raul Real Madrid camiasının futbolu bıraktıktan sonra aktif olarak çok şey beklediği bir isim... Bu durumda bu söylentinin de gerçekleşmesi zor görünüyor.
8 Mart 2010 Pazartesi
Ve Lider...

La Liga 'Dizisi' yeni bölümüyle ve ufak sürprizle karşımızdaydı...
Önceki Bölümü kısa bir özetini de geçmeyi ihmal etmeyelim;
Bölüm 24'te Malaga'lı Valdo Barcelona'nın canını dakika 80'de biraz sıkmış, fakat L. Messi takımını kurtararak skoru 2-1'e getirmişti... Real Madrid ise Tenerife'ye karşı yıllar öncesinin intikamını alır gibi oynamış, liderliği artık ne kadar istediğini göstermişti...
Ve yeni bölüm...
Bu kez Barcelona Real Madrid'den daha önce sahadaydı. Almeria'nın Barca karşısında puan alabileceğini tahmin edenler pek azdı... Almeria galibiyete koşarken bir önceki hafta da olduğu gibi imdada yetişen yine Messi oldu, Barca deplasmanda kaybettiği 2 puan, ya da kazandığı 1 puan ile maçı bitirdi... Tam o anlarda Real Madrid - Sevilla karşılaşması başlayalı 5 dakika olmuştu...
Barnabeu'da Almeria-Barca maçının berabere bitmesinin ardından tribünlerde yükselen uğultu sevinç kaynaklıydı... Almeria'nın Real'e bu kıyağından sonra Sevilla eli boş dönmek zorundaydı... Fakat ilk anlarda bazı şeyler istendiği gibi gitmedi... Ben dahil herkes şaşkındı. Sevilla Real Madrid'in ilk dakikalarda yapmasını gerekeni yapıyordu... Bir türlü ayağında top tutamayan Real sonunda yenik duruma düşmüştü... Önce golü atan Negredo olarak göründü, sonra tekrar da işler farklıydı... Xabi Almeria'nın Barca'dan puan aldığının farkında değil miydi yoksa? Bu 'kendi kalesine gol' ile durum 0-1 olmuştu...
Golün şoku atlatıldı, Sevilla kalesine akınlar başladı...
İstenen gol ilk yarı boyunca bir türlü gelmedi. Bunda tek neden Palop'un kurtarışları oldu. Higuain bir hafta önceki hali gibi yokladı fakat istenilen gol gelmedi... İlk yarı bittiğinde bir şekilde Real Madrid'in maçı çevirip koparacağı düşünüldü...
İkinci yarı son 45 dakikalık bir şanstı...
Bizi ilk selamlayan purosu ile keyifle maçı izleyen Maradona olmuştu... 'Dünyanın en rahat adamı!'... Higuain onu yine büyüleyecekti büyük ihtimal...
Dragutinovic dakika 52'de serbest vuruş ile arkadaşlarının gol atması için yolladı topu Real ceza alanına... Fakat dokunan olmadı. Önce Casillas seyreyledi topu, sonra kale araksındaki taraftar... Dragutinovic'te şaşkındı zaten golden sonra... Biraz bekledi 'acaba ofsayt mı?'... Süzüle süzüle ağlarla buluşan top ile durum 0-2 olmuştu... Yenilen 2 golünde hatalardan gelmedi ayrı bir sinir bozucu olaydı...
Birşeyler yapmanın vaktiydi, bu hafta 'gel lider ol' diyen Barcelona'nın ikramı geri çevrilmek üzereydi...
Real Madrid'in bu kadar atak yapmasına ve yoklamasına rağmen o ana kadar hata yapmayan Sevilla defansı Ronaldo'yu unutuvermişti... Cristiano'nun ceza sahasından yaptığı vuruşta top Palop'un üstüne gitse de o yatmayı tercih ederek topu ağlarda görmüştü. Ateşleyici an işte bu oldu... Ronaldo hemen topu aldı ve santraya dikti 'haydı 3 puan için gollere devam edelim!...'
Pellegrini 'sihirli topuk' Guti'yi ve Van der Vaart'ı oyuna alarak bu işi bitirmek için son hamlelerini yaptı... Özellikle Guti'nin oyuna girişi ileriye bir anda dinamizmi de beraberinde getirdi... Takımdan ayrılacağına dair söylemler çıkan Van der Vaart ise bu şansı iyi değerlendirmek için çok terlemek zorundaydı...
Ve Nihayet...
Tribünlerde bu kadar ataktan, bu kadar baskıdan sonra 'artık gol olsun Tanrım' diyen taraftarlara hediyeyi veren Ramos oldu... 2-2.
Barca'nın beraberliği Real'in iştahını kabartmıştı, üstüne gelen 2 Sevilla golü de Real'i tam anlamı ile bir canavara dönüştürmüştü....
Jimenez 2-2'den sonra kalan dakikalarda skoru koruma yoluna gitti, karşısındaki Pellegrini ise Raul'u oyuna alarak galibiyeti ne kadar istediğini gösterdi. Umutlar El Diablo'ya bağlanmıştı... Geçmişte 'kaptan' bu gemiyi çokça kurtarmıştı çünkü...
Real Madrid galibiyeti sakin bir şekilde istedi...
Sabırla, kısa kısa gelerek...
... Ve 3-2 için 90 'artıların' beklenmesi gerekti... Nihayet Real Madrid maçı çevirmişti. Golü atan adamın sırtında 'Van der Vaart' yazıyordu. Hani şu sezon başında 'kesin gönderilmesi gerekenler' listesinde başı çeken Van der Vaart...
La Liga dizisinde şampiyonluk hesaplarında 0-2'den 3-2'ye çevrilen bu Sevilla maçı çok önemli... Alınan şampiyonluklarda ince detayların önemini bilirsiniz. İşte bu maçta ince detaylardan bir tanesi...
Maçtan sonra ise '6' isme ayrı bir teşekkür gerek...
Higuain'e 'hırsı ve isteği' için,
Ronaldo'ya ve Ramos'a 'goller' için,
Guti'ye her zaman 'fark yarattığı' için,
Pellegrini'ye 'taktik zaferi' için,
Van der Vaart'a ise hem gol için, hem de onu istemeyenlere kocaman bir selam çaktığı için...
Yeni lider Real Madrid, gelecek bölüm ise Barca - Valencia, Valladolid - Real Madrid...
Real Madrid [3 - 2] Sevilla
10' [0 - 1] Alonso (Kendi kalesine)
52' [0 - 2] Dragutinovic
60' [1 - 2] Ronaldo
64' [2 - 2] Ramos
90+2' [3 - 2] Van der Vaart
+








