Man Utd etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Man Utd etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2010 Cuma

23 Nisan 2003 || Man Utd - Real Madrid


23 Nisan'ıda bir şekilde futbola bağlayalım bakalım...

Yakın tarihte 23 Nisan günü oynanan karşılaşmalara şöyle bir göz attım... En ilgi çekici olanı ve zevkli geçeni şüphesiz 2002-2003 sezonu Şampiyonlar ligi çeyrek finalinde Old Trafford'daki ManU- Real Madrid eşleşmesi...

İlk maçı Real Madrid Santiago Bernabeu'da 3-1 alıp rahat gelmiş Old Trafford'a. Ancak Kırmızı şeytanlar Madrid'de attığı 1 golün avantajını kullanıp turu geçmek niyetinde. Fakat işler öyle yürümüyor... 

Önce Ronaldo Guti'nin 'alışıldık' pası ile Ferdinand'ıda ekarte ederek durumu 0-1 yapıyor. O andan sonra ManU durumun ciddiyetini anlıyor ve Solskjaer'in katkısı ile Nistelrooy durumu 1-1 yapıyor.

Real Madrid attığı 2. golde başrollerde Salgado, Guti, Zidane, Figo, Roberto Carlos ve Ronaldo'nun olduğu bir resital sergiliyor. Real Madrid ManU ceza sahası önünde pas yaptıkça Old Trafford tribünlerinden de 'uzaklaştırın şu lanet topu' der gibi uğultu yükseliyor, fakat Ronaldo bu güzel atağı golle bitiriyor.

ManU'nun 2-2 yaptığı gol ise çok ilginç... Veron getiriyor, Helguera kendi 'ağlarını' müthiş bir topuk pası ile buluyor...

Gol düellosu yine Ronaldo ile devam ediyor. Büyük bir usatlık ceza sahası dışından attığı 3. golü onun ne kadar tehlikeli olduğunu tekrar kanıtlıyor... Ancak sahadaki tek usta ayak o değil elbet... Becks harika bir frikik golü ile takımını canlandırıyor. Bu hareketlenme ManU'ya 4. golü de getiriyor ancak yarı finale çıkan Los Galacticos oluyor...


8 Nisan 2010 Perşembe

Football is a very simple game. For 90 minutes 22 men...


... go running after the ball and at the end the germans win

CL 9-10

17 Şubat 2010, Bayern Münih 2-1 Fiorentina || 9 Mart 2010, Fiorentina 3-2 Bayern Münih

Agg. 4-4


30 Mart 2010, Bayern Münih 2-1 Man Utd || 7 Nisan 2010, Man Utd 3-2 Bayern Münih

Agg. 4-4


Gary Lineker'e selam olsun. 


30 Mart 2010 Salı

Bayern Münih - Manchester United


Bu gece Münih'te oynanacak Şampiyonlar Ligi Çeyrek Finali öncesinde geçmişe gidilecek, anılar Bayern Münih'li ve Manchster United'lı taraftarları alıp 1999 yılına, Nou Camp'a götürecek...

11 Yıl geçti Dramatik Finalin üstünden...

Bir dakika içinde Almanlar için kaçan bir Şampiyonlar  Ligi Kupası, ya da bir dakika içinde İngilizlerin aldığı Şampiyonlar Ligi Kupası, artık hangisi tercih ederseniz...

Düşünün, o gece bir Bayern Münih taraftarısınız, Nou Camp'ta maçı izliyorsunuz... Maçın hemen başında Basler frikikten yazıyor, öne geçiyorsunuz... İkinci yarıda Scholl ve Jancker'in toplarının direkte patladığını görüyorsunuz. Takımınız sahanın tek hakimi, siz tribünde oyuncular sahada seramoni ve kupanın hayallerine dalmış gidiyorsunuz. Son bir dakika... Ve tüm hayaller bitiyor, kırmızılar kupaya uzanıyor...

2001 yılında aynı kupanın tekrar kazanılması dahi 1999'un acısını unutturamıyor...

S. Effenberg'in gece sonunda söylediği sözler işin özeti;

" Doping kontrolü için takımdan beni seçmişlerdi. Gitmem gereken yere doğru giderken Sheringham ve Solskjaer ile karşılaştım. Biz üzüntüden sarhoştuk, onlar kupa nedeniyle sarhoştu... Doping kontrolü bitti, tüm takım arkadaşlarım gitmişti, stadın ışıkları sönmüştü, ben de stadı bırakıp giderken yanımdan elinde kupayla geçen Beckham'ı gördüm... İşte o anda Tanrı'ya yemin ettim. Böyle bir şans yakalarsam bir daha kaçırmayacağım diye... 2001'de aynı kupa benim elimdeydi ancak 1999'u hiç unutmadık..."

Kimse Unutmadı... Bu gece binlerce Bayern'li akıllarındaki o dramatik finalle Manu'ya karşı takımlarını izleyecekler...


Manchester United - Bayern Munich Final 1999

Son olarak bu geceki maçın muhtemel kadroları:

Bayern : Hans-Joerg Butt - Daniel van Buyten, Martin Demichelis, Philipp Lahm, Holger Badstuber - Franck Ribery, Mark van Bommel, Thomas Mueller, Danijel Pranjic - Miroslav Klose, Ivica Olic

ManU: Edwin van der Sar - Gary Neville, Rio Ferdinand, Nemanja Vidic, Patrice Evra - Nani, Darren Fletcher, Paul Scholes, Park Ji-Sung - Wayne Rooney, Antonio Valencia.

22 Mart 2010 Pazartesi

Denis Law | City ile United Arasında Bir İskoç...


Denis Law...

1956'dan 1974'e kadar büyük saygıyı hak eden bir kariyer...

İlk takımı denemeye gittiği Huddersfield Town'du... İlk teknik direktörü Archie Beattie, O takımda yer almasına rağmen sonradan söylediği bu sözler için pişman olacaktı;

" Onun yıldız olma olasılığını az görüyorum. Denis cılız, zayıf ve gözlüklü..."

İlk takımı olan Huddersfield Town'da 80 maçta gösterdiği performans 1960 yılında onun 55.000 Sterlin'e Man City'ye transfer olmasını sağlamıştı... Bu Ada tarihinin o ana kadar yapılmış en pahalı transferdi ve bir rekordu. City'de 1 sezonun ve attığı 21 golün ardından yine rekor bir transfer gerçekleştirmişti. Bu kez durağı İtalya'ydı ve onu 110.000 Sterlin karşılığında kadrosuna katan takım Torino'ydu...

İtalya'da geçirdiği 1 sezonda mutlu olamadı... Onun esas yeri Ada, hatta Manchester'dı. Onun için City ya da United farketmezdi, aşık olduğu şehir Manchester olmuştu...

Torino'dan sonra ona bu kez Manchester şehrinden kucak açan United tarafı olmuştu... 

Rekor adam yeni bir rekorla sevdiği şehirdeydi...

Bu kez de United'ın Torino'ya ödediği 115.000 Sterlin Ada rekoruydu...

Bu transfer 11 yıllık bir Manchester United efsanesinin doğuşuydu. Daha geldiği ilk sezon United'lı taraftarlar ona yeni ismini çoktan vermişti... 'The King...' 1964 yılında kazandığı 'Avrupa'da yılın futbolcusu' doruk noktası olmuştu Law için... İskoç efsanesi Man Utd tarihinin B. Charlton'dan sonra en golcü futbolcusu olmuştu...

309 maç, 171 gol...

İskoçya milli takımının 55 maçta attığı 30 gol ile en golcü futbolcusu da Law'dı...

1973'te o artık bir Man Utd efsanesiydi. Dışarıdan birçok teklif vardı... İnter, tekrar Torino ve içeriden Liverpool onu isteyen takımlardı. Fakat o belki de daha önce bahsettiğimiz Manchester aşkından tekrar mavilere gitmeyi göze almıştı. Tek istediği Manchester'da yaşayabilmekti...

1973-1974 son sezonu oldu Law'ın... City ile United arasındaki adam bir efsane olarak futbolu yine aşık olduğu şehirde bıraktı. Tabii o zamanlar United taraftarı kırmızı forma ile efsane olan Law'ı alkışlarla rakip takım City'ye uğurlamıştı. Bizim bu günlerde pek alışık olmadığımız bir biçimde... 

Denis Law City ile United arasında bir köprü kurmuştu... Belki de hem mavilerin hem de kırmızıların aynı anda sevebildiği tek oyuncuydu... Son zamanlarda yaşanan Tevez transferi gibi yer yerinden oynamamıştı... İki kulüpte pankartlar ile bu transferi kullanarak birbirlerine asla sataşmamışlardı... İşte o zaman futbolu güzel kılan bu ayrıntılardı... Şimdi ne Denis Law gibi futbolcular kaldı, ne de o zamanki City ve United taraftarı...

Arşivden konuyla alakalı bir yazı;

+

Manchester - Alay Şehri - 

6 Mart 2010 Cumartesi

Ada'da Haftanın En Stratejik Mücadelesinin Ardından



Mick McCarthy United'la ilk randevusunda öyle bir karar almıştı ki maçın sonucu daha takımlar sahaya çımadan evvel belli olmuştu.Tabii bu kararının arkasında durmaya çalıştıysa da bedelini ağır bir şekilde ödedi ardından.Ancak dün akşam aynı McCarthy değildi kulübedeki.Bu kez "nasıl olsa kaybedeceğim.en azından kendi rakiplerimden puan alabileyim" deme lüksüne sahip değildi.As kadroyu sürdü sahaya,yine tek forvet Doyle idi.İleride tek kalmasına rağmen Vidic ve Ferdinand gibi iki devasa stoperle çok iyi boğuştu Doyle.Hatta bu maçtan sağlam çıkabildiği için kendisine madalya bile verilebilir!Çünkü Doyle vs. Vidic-Ferdinand mücadelesi öyle böyle bir mücadele değildi.



Ferguson'un durumu McCarthy'nin ki kadar kötü olmasa da onun yaşadığı stres de bir ayrıydı.Maçı kazandıkları takdirde maç fazlasıyla olsa da liderliği ele geçireceklerdi ve bu muhakkak ki tüm takımda ligin geri kalanı için bir motivasyon aracı olacaktı.Ancak ne Rooney vardı elinde ne de Rooney'in yokluğunda Berbatov'a alternatif olabilecek Owen.İleride bir tek Berbatov'u görevlendirmişti Ferguson,Bulgar santraforun sağ ve sol tarafına ise sırasıyla Valencia ve Nani'yi yerleştirmişti.Böylesi bir dizilişi aslında büyük maçlar öncesi yapıyordu Sir Alex.İlerideki üçlünün arkasına ise, orta sahadaki kontrolü ele almak adına Carrick-Scholes-Fletcher üçlüsünü koyuyordu.Ancak dün sahada Fletcher'ın yerine Gibson vardı ki kendisine böylesine kritik bir maçta verilen önemli görevin ağırlığını kaldıramadı ve ikinci yarının ortalarında yerini United'ın Molde'den yeni transferi Mame Biram Diouf'a bıraktı.



İki hocanın da hiç karşılaşmak istemeyeceği türden bir karşılaşma oynanıyordu sahada.Ne McCarthy acilen puana ihtiyacı olduğu haftalarda,tek amacı bir gol atıp galibiyet almak olan bir Ferguson'la karşılaşmak isterdi,ne de Ferguson liderlik için kayıpsız geçmesi gereken bir maçta tüm kozlarını oynayacak bir McCarthy ile...Ancak olan olmuştu artık ve iki takımın da kazanmaktan başka çaresi yoktu.Ancak galibiyeti alan taraf,Scholes'in golüyle Manchester oldu.Ve belki de Scholes'in bu golü United'i sezon sonu şampiyon yapacak olan goldü.Her iki takımın da top oynamaktan önce gelen amaçları vardı sahaya çıkarken,zaten bu yüzden gerçek anlamda bir kaybeden ve kazanan vardı.Yoksa,sahaya çıkıp güzelce top oynayan iki takımın mücadelesi,nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın;aslında futbol adına bir zafer niteliğindedir.


EPL 29. Hafta
Wolwes 0 - 1 Man Utd

Scholes '72


Wolverhampton (4-1-4-1) Hahnemann; Zubar, Craddock, Berra, Ward; Henry; Foley, Guedioura, David Jones, Jarvis; Doyle.
Subs: Hennessey, Elokobi, Ebanks-Blake, Keogh, Vokes, Milijas, Mancienne.

Man Utd (4-1-4-1) Van der Sar, Brown, Vidic, Ferdinand, Evra; Scholes; Valencia, Carrick, Gibson, Nani; Berbatov.
Subs: Foster, Neville, Park, Rafael Da Silva, Fletcher, Obertan, Diouf.

16 Şubat 2010 Salı

Hatırlayalım...


Bu gece San Siro'da Milan ile Man Utd karşı karşıya geliyor... Her yönü ile birçok şey yazılabilecek bir karşılaşma... Fakat 22 oyuncu içinden birisi çok duygusal bir gece geçirecek. Maçın San Siro'da olması onun duygularını belki biraz bastıracak ancak Old Trafford'da oynanacak olan rövanş maçı öncesi onun büyük bir duygu patlaması yaşayacağı kesin... Bu isim tahmin ettiğiniz gibi artık bir ManU efsanesi diyebileceğimiz David Beckham... Şimdi biraz Becks'in ManU anılarını hatırlayalım.

***

1993'ten 2003'e kadar Old Trafford'da yükselen bir kariyer... Avrupa sahnesinde genç Beckham'ın adını duyurduğu ilk maç ise tanıdık. 7 Aralık 1994'te oynanan Galatasaray maçı... İlk Avrupa golü ve adından söz ettirmesi bu maç ile olmuştu. Alex Ferguson'un 1995 yılında Butt ve Neville kardeşler ile birlikte takıma kazandırdığı bir isim olmuştu artık... Bu genç isimler tıpkı şimdi Wenger'in Arsenal'i gibi o yıllar çok eleştiriliyordu ancak Ferguson geleceğin parlak olacağından çok emindi... Devamında ise Becks Sir Alex Ferguson'u yanıltmadı ve 1997'de en iyi genç oyuncu ödülünün sahibi oldu. O sezon Wimbledon FC'ye attığı gol hiç unutulmadı...


David Beckham vs Wimbledon
. -

Ve 1997'de Cantona'nın emekli olmasıyla 7 numara efsanesi doğmuş oluyordu... Bu numara ManU için çok önemliydi... Daha önce Best ve Cantona'nın giyiği 7 numaranın üstünde artık Beckham yazıyordu. Sonrasında onlarca frikik golü, onlarca asist ve büyük bir katkı ile geçen 6 yıl... Real Madrid'in Los Galacticos'u için Manchester'dan ayrılırken dahi oraları özleyeceğini söylemesi sevgisini kanıtlıyordu...

***

" Her zaman Manchester United taraftarıyım. Orası benim hep evim olarak kaldı... Manchester United ile büyüdüm... Ferguson ise benim için bir baba gibiydi... Salı gecesi aklıma birçok anı gelecek"

Beckham bu gece San Siro'da efsane olduğu kırmızı formanın karşısında olacak... 7 numaranın üstünde ise Owen yazısı ona merhaba diyecek... Onun için asıl önemli olan ise 10 Martta Old Trafford'da oynanacak olan rövanş maçı... Tekrar oraya çıktığında Becks'in aklına gelecek olan anıların hepsi yukarıda yazılı aslında... Tüm bunların hepsi Old Trafford'un çıkış tünelinden başlayıp, maçın bitiş düdüğüne kadar Beckham'ın aklından geçip gidecek...

9*089

11 Şubat 2010 Perşembe

Yeşil - Sarı Man Utd

Yakın zamanda sanıyorum siz de denk gelmişsinizdir. Old Trafford ahalisinin elinden yeşil ve sarı renklerin bir arada olduğu atkılar düşmüyor... Bu yeşil sarı atkılar Man Utd kulübünün çoğunluk hissesini elinde bulunduran Glazer ailesini protesto etmek için kullanılıyor. Nedeni ise kulübün içinde bulunduğu ekonomik durum. Şampiyonlar Ligi kupası ya da bu yıl kazanılacak başka bir kupa taraftarın Glazer ailesini protesto etmesini engellemiyor. "Hisseler Glazer'de olabillir ama kulübün asıl sahibi taraftardır" mantığı ile bağlı oldukları kulübe sahip çıkıyorlar... Bu yeşil ve sarı 1878'de kurulan ve mali zorluklar nedeni ile 1902'de yaşamına Manchester United olarak devam eden Newton Heath takımının renkleri...Bu renklerin ilk ortaya çıkışı da değil bu olaylar... 1990'lı yılların başı '3. ve kulüp renklerinden farklı forma' anlayışının yeni çıktığı yıllar... Fotoğrafta da görüldüğü gibi 1992-1993 sezonunda ManU işte bu formayı alternatif forma olarak kullanıyordu... Fenerbahçe'nin sarı beyaz kurululuş forması gibi... Burada verilmek istenen mesaj ise açık... "Özümüze, ilk olduğumuz hale gelmek istiyoruz!" 


000000

29 Ocak 2010 Cuma

Manchester, alay şehri...


Manchester savaşı yıllardır ortada, son olarak Carling Cup'ta 'City ve United'ın yıllardır süren çekişmeyi tekrar yansıtabilmeleri için uğurlu birkaç el onları yarı finalde eşleştirdi...

***

İlk maçta kendi evinde Tevez'in iki golü ile 2-1 kazanmayı başaran Manchester City 33 yıldır süren 'kupa kazanamama' hasretine son vermek için bir hayli umutlu ve heyecanlıydı. Gollerin Tevez'den gelmesi de ayrı bir mutluluk kaynağıydı. Fakat işler 'yine' istendiği gibi gitmedi.

***

İkinci maçta United ilk maçta kaybetmenin verdiği gerginlikle çıktı sahaya. Maçtan önce 400 güvenlik görevlisinin yaptığı aramalarda birçok United'lı taraftarın üzerinden Bellamy'ye atıfta bulunmak için 'golf sopaları' çıkmıştı. İlk maçta Giggs'in ayağından gelen sayıya güvenenler ve turun geleceğinin garanti olduğunu söyleyenler vardı. Nitekim öyle de oldu. City'nin tek golü yine Tevez'den geldi ve 3-1 ile iki farkı yakalayan Kırmızılar Aston Villa ile yapılacak finalde oynamak için Wembley'e doğru yol aldılar.

***

Turun geleceğini garanti olarak gören United'lı taraftarlar çok önceden City'lileri kızdıracak pankartı hazırlamışlardı fakat bunu asmak için maçın sonunu beklemeyi de her ihtimale karşı ihmal etmemişlerdi. 33 yıldır kupa kazanamayan City alınan bu yenilgi ile 34'e yelken açıyordu ve pankarttaki 3'ün yerini yavaş yavaş 4 alıyordu. 'Zaman akıp gidiyor!...'

***

Tevez'in Kırmızılardan City'ye geçmesinin ardından Manchester caddeleri City formalı Tevez afişleri ile süslendikten sonra United'lıları kızdırdıklarını düşünen City'liler sanıyorum artık 'Arap' parası ile saadetin gelemeyecğini anlamaya başlamışlardır. 'Alay' şehri olan Manchester'da City'liler artık daha yaratıcı olmak zorundalar.

***

Carling Cup 09-10 Yarı Final:

İlk maç; Man City 2 - 1 Man Utd ( City of Manchester Stadium)

Tévez 42' (pen.), 65'

Giggs 17'

İkinci Maç; Man Utd 3 - 1 Man City ( Old Trafford)

Scholes 52'
Carrick 71'
Rooney 90+2'

Tévez 76'

24 Ocak 2010 Pazar

Sissoko in - Anderson out


Toulouse'da oynayan 20'lik defansif orta saha Sissoko çoktan parlamış durumda. Oyun tarzı olarak Real Madrid'li Diarra ve Man City'li Vieira'ya benzetilen Sissoko'nun çok uzun bir süre daha Toulouse semalarında kalmayacağı kesin. 

***

Sissoko'ya talip olan en ciddi kulüp Manchester United. Kırmızılar Sissoko'nun Toulouse'un en değerli oyuncu olduğunun sanıyorum farkında ve 18 Milyon sterlin gibi bir rakam konuşuluyor. Yine İnter, Lyon ve yeni Vieira'sını arayan Arsenal Sissoko ile flört etmek istiyor. 

***

Liginde parlayan yıldızların önce kendisinde oynamasına alışkın olan Lyon orta alanı için Sissoko'yu düşünüyor ancak Sissoko'nun ManU'ya transferi halinde onun Ferguson'un prenslerinden biri olmasıyla beraber Lyon'un Anderson'a yönelmesi sürpriz olarak görülmüyor. ManU, Sissoko, Anderson ve Lyon'un içinde bulunduğu bu karmaşık transfer hikayesi yaz ayları için bir seneryo, gerçekleşir mi bilinmez ama gerçek olan Sissoko'nun Toulouse'dan ayrılacağı...

14 Ocak 2010 Perşembe

ManU'da Finansal Kriz?



Manchester United'ın yavaş yavaş bir finansal krizin içine doğru sürüklendiği yazlıp çiziliyor. Bununla beraber Cristiano Ronaldo'dan sonra Wayne Rooney'inde transfer tarihine geçecek bir ücret karşılığında transfer olabileceği konuşuluyor. 

***

Peki ManU'nun içinde bulunduğu durum gerçekten ciddi mi, eğer ciddi ise neler yapılabilir? 

***

ManU'nun dünya çapında 400 milyonun üstünde destekçisi yanında yıllık gelirlerinin yüzde 40’ı bilet hasılatından, yüzde 20’si televizyon yayın haklarından, yüzde 20’si marka ürünlerin satımından, yüzde 15’i ise reklam ve sponsorluk haklarından geliyor. Tüm bunların yanında ManU'nun 700 milyon sterlin gibi büyük bir borcunun olduğu ve saydığımız tüm bu gelirlerin bu borcu kapatmaya yetmediği, rakamların eskilerde kaldığı yazılıyor. Kulübün hissedarı Malcolm Glazer ise sanıyorum çok endişelidir. 

***

Kulübün gelirleri ile borç arasındaki rakamsal farkı kapatmak için bazı çözüm önerileri de sunuluyor tabi ki. İlki Old Trafford'un isminin ya da komple kendisinin satılıp sonradan tekrar kulübün bu stadı kiralaması. Stadın satılması pek akla yatmıyor. Bu yüzden stadın ismininn değiştirilmesi daha uygun kalıyor gibi. Arsenal'in Emirates örneğinde olduğu gibi. Ancak kısa vadede bu planın uygulanması imkansız.

***

Daha az futbolcu harcaması da ihtimaller içinde. Daha az transfer, daha az maaş... Zaten son yıllarda büyük paralar verilip transfer gerçekleşmedi ManU'da. Şimdi de eldeki iyi futbolcular ile yola devam edilmesi gerektiği söyleniyor. Ferguson'un çok çalışıp alt yapıdaki gençleri daha iyi gözlemlemesi gerek. Bu uzun vadeli ve uygulanması daha kolay olan bir plan. 

***

Son olarak kısa yoldan kurtulma planları da var halihazırda. Ronaldo'dan sonra Wayne Rooney'inde satılması gündemde. Konuşulan fiyatlar neredeyse Ronaldo'nun transfer ücretinden bile fazla. 80 milyon Sterlinlerden bahsediliyor. Rooney'in kulübün kasasına kazandıracağı para kısa dönemde ManU'yu Ronaldo'dan gelen gelir de eklenince rahatlatacaktır. Peki Rooney'in transferi eğer doğru bir dedikodu ise aday kulüpler kimler olabilir? Çılgın Perez ve Real Madrid, ayrıca ciddi olarak Barcelona. Zaten ben başka bir aday da göremiyorum bu transfer için. 

***

Eğer gerçekten de ManU'nun içinde bulunduğu durum tüm gelirlere, transferden gelen tüm paralara rağmen bu kadar ciddi ise koca alan Chelsea ve Abramovich'e kalır gerçekten... Bu durumda benimde bir çözüm önerim var. Kulübün zengin Çinlilere satılması...

11 Ocak 2010 Pazartesi

Kar mı? Ne Karı? Kar Ne Arar La Katar'da?

İngiltere kar ile boğuşuyor. Manchester kar altında. Ezeli rakip City idmanda kar topu oynuyor. ManU ise Katar'da keyif çatıyor.... Ferguson'a soruyorlar bu kar ligi ne kadar etkiler diye. Ferguson takmış gözlükleri cevaplıyor: "Kar mı? Ne karı? Kar ne arar la Katar'da?"... 
___________________________________________________
Ve buna ithafen artiz amca:

27 Ekim 2009 Salı

Berbacool

Berbatov'un bu fotoğrafı bana RocknRolla filminde Mark Strong'un oynadığı 'Archy' karakterini anımsattı... Berbatov başında bulunduğu inşaat şirketinin merkez binasında gelecek olan konuklarını purosunu yakmış bekliyor...
Birazdan gelecek konuklarına 'What's a problem?' diyecek gibi duruyor... Berbatov futbolcu olmasaymış iyi bir Bulgar mafyası olurmuş...
Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Barbarossa. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan