Atletico Madrid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Atletico Madrid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Şubat 2014 Pazartesi

"Ya hep beraber batarız, ya da hep beraber kurtuluruz..."


Arda Turan hakkında bu transfer döneminde daha yeni Manchester City'nin 41 milyon avroluk serbest kalma maddesini ödemeye hazır olduğu haberleri çıktı. Galatasaray'dan Atletico Madrid'e gittiği günden bu yana sahadaki futbolu ile Türkiye'nin gurur kaynağı olan Arda Turan, çıkan bu haberlerle de Avrupa'da oynayan Türk futbolcular arasında en kariyerlisi olma yolunda ilerlediğini bir kez daha göstermiş oldu.

Arda Turan, bu hafta içinde yaşadığı sakatlık sebebiyle Bilbao maçında forma giyememesine ve tedavisi olağanca hızla devam etmesine rağmen Goal Türkiye'nin sorularına yanıt verecek zamanı buldu. Manisaspor'da forma giydiği yıllar öncesi gibi efendi duruşunu hiç bozmayan Arda Turan, bizimle yaptığı bu sohbetini doğum günü olan 30 Ocak'ta gerçekleştirdi.

"BAŞARILI MIYIM? BUNA KARAR VERECEK OLAN..."

Arda Turan, Atletico Madrid ile Copa del Rey'i ve Avrupa Ligi'ni kazandı. Türk bayrağı ile Avrupa Ligi'ni kaldırması, herkesi gururlandırdı. Bu sezon ise takımı ile şampiyonluk yarışı içinde bulunan Arda, gerçekten başarılı olup olmadığı hakkında, "Şu an ne kadar başarılı olabildiğim insanların bakış açıları ile alakalı. Kimisi hiç bir şey yapmadığımı düşünür, kimisi de çok başarılı olduğumu söyleyebilir." diyerek insanların kendisi hakkında düşündüklerine çok önem verdiğini gösteriyor.

"FENERBAHÇE'Yİ DE, BEŞİKTAŞ'I DA, TRABZONSPOR'U DA TUTANLAR..."

Galatasaray'dan yetişmesine ve kariyerinin Galatasaray üzerinden şekillenmesine rağmen bu kadar sevilmesinden hiç rahatsız değil. İyi bir Galatasaraylı olan Arda, tüm Türkiye'de seviliyor olmasını, "Ben kimseye ahlaki değerlerin dışında bir davranış sergilediğimi düşünmüyorum. Hem Milli Takım formasını, hem Galatasaray ve Manisaspor formalarını ahlaklı bir şekilde terlettiğimi düşünüyorum. Herhalde olan sevginin kaynağı budur." sözleri ile açıklıyor.

"ŞİMDİ YENİ HEDEFLERİN PEŞİNDEN KOŞUYORUM"

Dün 27 yaşına giren Arda Turan, bundan tam 10 yıl önce Galatasaray A Takımı'nda kendisine şans bulmuştu. O günleri konuştuğumuz Arda, aslında 10 yıl önce de kendisini hep buralarda gördüğünü itiraf ederek, "Küçükken de aklımda hep ülkemi Avrupa'da temsil etme hayallerim vardı. Küçüklükten beri verdiğim demeçlerde hep Galatasaray ve Türkiye'yi Avrupa'da temsil etmek istediğimi söylerdim." diyor ve ekliyor:

"Artık yeni hedeflerim var. Şimdi sıra, onların peşinde koşmakta..."

Arda, Galatasaray'dan ayrıldığı yıl ile şimdiki günlerin arasında aslında pek fark olmadığını da, "Sadece, İspanya'da fikirlerimi daha iyi uygulayabilecek bir ortamı buldum. Türkiye şartlarında her söylediğinizi her istediğinizi uygulamaya geçirmeniz zor. İspanya'da her şey daha kolay ve daha rahat. Tabii fiziksel olarak, taktiksel gelişim olarak ufak tefek gelişmeler oldu; ancak onun da yıllar geçtikçe zaten olabileceğine inanıyorum." sözleriyle açıklıyor.

"FUTBOLCU OLAMAYACAĞIMI DÜŞÜNDÜĞÜM ANLAR OLDU"

Arda Turan, Galatasaray A Takımı'na ilk yükseldiğinde hemen kendini gösterme fırsatını bulamamıştı. Başarılı oyuncu, kendisinin Manisaspor'a gitmesinin, nasıl hayatının kırılma anlarından biri haline geldiğini şöyle anlattı:

"Manisaspor'a gittiğimde 'Eğer burada olmazsa futbolcu olamam' dediğim zamanlar olmuştu. Ama şükür ki böyle bir şey olmadı. Her zaman Allah inancı olan birisi olarak her zaman çalışıp devam ettim ve Allah da bana çok güzel şeyler nasip etti."

"FUTBOL BİR ŞÖLEN HAVASINDA OYNANMALI"

Gelelim İspanya'da insanların futbolu nasıl gördüğü konusunda. Ünlü yıldız, bu konu üzerinde uzun uzun düşünmüş belli ki. Nitekim konuyu açtığımız anda zaten her şeyi bir kerede anlatıverdi:

"İspanya'daki rahat yaşam, az kamp olması, futbolcuların maçtan önceki ve maçtan sonraki tavırları, futbola bir şölen olarak bakılması söyleyebileceğim şeylerden. İnsanların ailesi ile beraber maça gelip, tiyatro seyreder gibi keyif alarak sonuç ne olursa olsun eve dönmeleri çok hoş bir durum. En güzel stadyumlara da sahipler. Spora bakış açısı çok farklı. Ülkemde de olmasını istediğim şey bu." diyor ve Türkiye'yi de es geçmeyerek, "Türkiye'de olan bazı şeyler için de keşke İspanya'da da olsa' dediklerim oldu. Bu konuda Türkiye'yi de küçümsememiz gerektiğini düşünüyorum."

"80 MİLYONLUK ÜLKEYİZ. AMA..."

Söz elbette dönüp dolaşıp Türk sporuna geldiğinde Arda Turan'ın da aslında herkesle aynı düşüncelere sahip olduğunu görüyoruz. Arda, yaklaşık 80 milyonluk nüfuse sahip olan ülkesinin daha başarılı olması gerektiğine inanıyor ve, "Sistemli bir çalışma sonrasında yıllar içinde iyi bir eğitimle bir ekol oluşturulması gerektiğini düşünüyorum. Sürekli değişen bir jenerasyon, sürekli değişen bir eğitim sistemi ile bu olacak bir iş değil." ifadelerini kullanıyor.

Arda'ya göre "Türkiye'nin gerçekten çok çok büyük bir potansiyeli var" ama, bu potansiyelin harekete geçirilebildiğini söylemek zor. Atleticolu yıldız, 80 milyonluk Türkiye birçok spor dalında geride ve futbolda turnuvalara katılamıyor. Yine de bu konuyu daha uzun bir şekilde tartışmanın daha doğru olacağını düşünüyorum." diyor.

"BUGÜN HOCA BEN OLSAM..."

Türkiye'nin futboldaki son yıllardaki başarısızlığından konuşurken 'Peki bugün hoca sen olsan, ilk ne yaparsın?' diye sorduğumuz Arda Turan, "Şu anda Türk milli takımı olabilecek en iyi insanın elinde. Bu sebeple Fatih Terim'in planlarıyla aynı olacağını düşünüyorum." diyerek Fatih Terim'e ve ekibine olan güvenini bir kez daha gösterdi.

"BURAK YILMAZ, SELÇUK İNAN, OLCAN ADIN, GÖKHAN GÖNÜL..."

Son zamanlarda Arda Turan dışında Avrupa'da kariyer yapan bir oyuncunun bulunmaması elbette herkesin takıldığı bir konu. Bu meselede Arda'nın da fikirleri var ancak o, şu anki oyuncu tercihlerinin bunu gerektirdiğine inanıyor. Arda, "Burak Yılmaz, Selçuk İnan... Bu isimler çok önemli futbolcular. Fenerbahçe'den performansları ile Gökhan Gönül, Trabzonspor'dan Olcan Adın... Çok yetenekli arkadaşlarımız var. Hepsi de Avrupa'nın üst düzey takımlarında oynayabilirler. Ancak bu arkadaşlarımın tercihi de şu an Türkiye'de kalmaktan yana olabilir." diyerek ligin kaliteli yerli oyuncularına selam gönderiyor.

"YA HEP BERABER BATARIZ, YA DA..."

Arda Turan'a biraz da esprili olması amacıyla 'Tekneniz batmak üzere. Diego Simeone, Diego Costa ve sen kurtulmaya çalışıyorsunuz. Sadece bir kişiyi kurtaracak kadar gücün var. Tercihin kim olur?' diye sorduğumuzda, "Bizim hayatta böyle bir tercihimiz olmaz... Ya hep beraber batarız, ya da hep beraber kurtuluruz." diye gülerek cevap veriyor. Arda, 'Peki en yakın arkadaşın suç işlerse, onu ihbar eder misin?' diye sorduğumuzda ise, "Bizim arkadaşlarımız suç işlemezler. Allah korusun bir sebepten ötürü bu olursa, kendileri kendilerini ihbar ederler ve hiçbir şeyden kaçmazlar..." diyor.

"ESKİŞEHİRSPOR BÜTÜN KUPALARI..."

Eskişehir'de doğup büyümüş Oğuz Öztürk olarak Eskişehirspor'u da Arda Turan'a sormadan edemiyoruz.. Arda Turan, Eskişehirspor'un ligin iyi futbol oynayan takımlarından biri olduğunu söylerken, "Ertuğrul Sağlam da saygı duyduğum bir isim. Eskişehirspor maçlarını izlerken büyük keyif alıyorum. Doğru ve sabırlı bir sistemle Eskişehirspor'un Türkiye'deki bütün kupaları kazanacak potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum." diyor ve Es Es'in Bursaspor ile Trabzonspor'dan sonra Anadolu'dan şampiyon olabilecek güce sahip olduğunu hatırlatıyor.

"ARABALARA MERAKIM YOK... HAHAHAHA!"

Arda Turan'a kendisi hakkında sık sık çıkan 'Araba merakı' ve 'Araba koleksiyonu' haberlerini hatırlattığımızda, ilk anda "Ben değil kardeşim çok meraklı" diyip bizi şaşırtsa da, gerçekleri kahkahalarla gülerek itiraf etmesi pek zaman almadı:"Ferrari 458 kullanıyorum. Bir de Range Rover'ım var! ".

"MESSI İLE BİRBİRİMİZE BAŞARILAR DİLEDİK"

Arda Turan'a son olarak Lionel Messi ile formasını değiştirip sarıldığı o büyülü anları soruyoruz. "Messi daha önce de dediğim gibi dünya tarihinin en iyi ve en özel oyuncularından bir tanesi. Onun formasını almış olmak benim için bir onurdur. Birbirimize karşılıklı olarak başarılar diledik." diyen Arda, forma koleksiyonuna Messi'yi de eklediği için mutlu olduğunu ifade ediyor.


Fotoğraf: Getty Images
Bu röportaj aynı zamanda 30 Ocak 2014 tarihinde Goal.com Türkiye adına yapılmıştır.

11 Ocak 2014 Cumartesi

1 Mart 2009 | Yakın tarihteki en iyi Atletico Madrid - Barcelona maçı...

2008-2009 sezonu Barcelona'nın Pep Guardiola ile başlayacak olan rüya sezonların ilkiydi. Barça, bu sezonu zirvede tamamlayıp şampiyon oldu.

Aynı sezonda 1 Mart 2009 tarihinde Vicente Calderon'da oynanan maç ise zihinlerde büyük bir yer edindi. 4-3 Atletico'nun zaferi ile sonuçlanan bu maç, yakın tarihte iki takım arasında oynanan en iyi maç olma özelliğini taşıyor.

ATLETICO MADRID: Franco, Heitinga, Pablo, Ujfalusi, Lopez, Assunçao, Garcia, Maxi, Simao, Agüero, Forlan

BARCELONA: Valdes, Alves, Marquez, Puyol, Sylvinho, Xavi, Toure, Gudjohnsen, Messi, Eto'o, Henry





Karşılaşmayı hatırlatan Emre Çelik'e (_@ecelik) teşekkürler.

11 Nisan 2012 Çarşamba

El Derbi Madrileno


19 Mart 2011 Cumartesi

1999 - ?

1999'dan beri yüzü gülmeyen Atletico Madrid, 'abisi' Real Madrid'i konuk ediyor bu gece.

Fotoğraf ve video da Atletico Madrid'in Santiago Bernabeu'da aldığı son galibiyetten. 1-3 kazanmışlardı, Hasselbaink'te Atletico Madrid'in tüm gollerini atarak tarihe geçmişti.

Ekim 1999'da oynanan 'o' maçta Real Madrid'in kalesinde Bizarri vardı. Defans dörtlüsü Salgado, Ivan Campo, Julio Cesar ve Roberto Carlos'tan oluşmuştu. Orta alanda ise Seedorf, Redondo, Helguera, Guti vardı. Forvet ise efsane ikili Raul ve Moreintes'ti. Kulübede ise John Benjamin Toshack vardı. Fenerbahçe'den gelen Elvir Balic yedeklerde olmasa da Real Madrid forması giyiyordu. Casillas ve Eto'o da yedekler arasındaydı.

Yıllardır kazanamayan Atletico Madrid için lig bugün bitiyor. Tek amaçları şampiyonluk yolunda Real Madrid'e çelme atmak... Bir yerden tanıdık geldi mi?


7 Kasım 2010 Pazar

Real Madrid - Atletico Madrid; El Derbi Madrileno Öncesi.


Madrid, bu gece 22:00'da Avrupa'nın en önemli derbilerinden birine şahitlik edecek. Santiago Bernabeu'nun büyülü atmosferinde Real Madrid ve Atletico Madrid tekrar derbi ateşini yakacaklar. 

Derbi öncesinde söylenmesi ilk gereken ve bir yerlerden tanıdık gelen durum, Atletico Madrid'in 11 yıldır Real Madrid karşısında kazanamadığı. Bu durum her iki takım içinde bir baskı unsuru aslında. Geçtiğimiz sezon oynanan son maçı 3-2 kazanan Real Madrid, Atletico'ya en son 1999'da 3-1'lik skorla mağlup olmuştu. 

Ayrıca derbi, dengesiz istatistikleri ile dikkat çekici. İki takım bugüne kadar La Liga'da 145 kez karşılaştı. Bu maçların 79'unu Real Madrid, 35'ini Atletico Madrid kazandı, 31 maç da berabere bitti. Real Madrid 260 gol, Atletico 197 gol attı. Galibiyet sayılarına bakıldığında son 11 yıldan bağımsız olarak Real Madrid'in bariz üstünlüğü hemen belli oluyor.

Raul'ü analım hazır Atletico Madrid maçı gelmişken. Efendim bu maç, Real Madrid'in Raul olmadan çıkacağı ikinci Madrid derbisi. Lambacı melek Raul, Real Madrid'den ayrılmadan önce tam 28 Atletico Madrid maçını bu maçı saymazsak sadece birini kaçırmıştı. Onun kaçırdığı tek Atletico Madrid maçı 1995 Nisanındaydı ve o yıl Raul U-20 Dünya Şampiyonası için İspanya Milli Takımı'nda bulunuyordu...

İki takım oyuncularını birbirleri ile eşleştirerek ufak bir analiz yapalımki. İlk olarak Casillas ve De Gea... Hangisi en formda? En iyisinin Casillas olduğu bir gerçek ancak genç kaleci De Gea'da çok formda ve Real Madrid hucümcularını durdurabilecek kapasitede. Şimdilik abisi Casillas'tan tek farkının tecrübe farkı olduğunu söyleyebiliriz. Son olarak 19 yaşındaki bu arkadaş Casillas'tan sonra İspanya'nın birinci kalecisi olma yolunda büyük adaylardan bir tanesi.

Sergio Ramos - Valera eşleşmesini ise net olarak Ramos kazanır. Endülüs'lü Ramos'u çok fazla tartışmaya gerek yok, İspanyol topraklarının halihazırda en iyi sağ beki demek fazlasıyşa mümkün. 

Pepe ve Ujfalusi'ye gelelim. Tercih yapmak zor olacak. Çek oyuncu Ujfalusi, en az Pepe kadar 'psikopat' olsa da, Portekizli oyuncunun en büyük dayanağı yanında Ricardo Carvalho gibi bir partnerin olacak olması. Atletico Madrid'de Alvaro Domiguez defansın diğer ismi olacak. Pepe ile Ujfalusi'yi, onunla da Carvalho'yu karşılaştırmak mümkün. Doğal olarak Ricardo Carvalho ve Pepe ikilisi bu eşleştirmeden galip çıkıyor.

En zor düello Marcelo ve Filipe arasında olacak. Bana sorarsanız Marcelo, Sergio Ramos'un en iyi sağ bek olması gibi, İspanya'nın en iyi sol beki. Onu ataklarda izlerken zevk almamın bunda payı çok büyük. 25 yaşındaki Filipe'nin henüz daha yeni Atletico Madrid forması giymeye başlaması da bu eşleşmeden Marcelo'yu galip çıkarıyor...

Khedira, Assuncao, Xabi Alonso, Tiago... İki takımın birbirleri ile eşleşen orta sahaları... Net olarak bu dört ismin en iyisi hiç şüphe yok ki Xabi Alonso. Khedira'nın Tiago ve Assuncao karşısında bu eşleşmeyi galip olarak bitirmesi zor görünüyor ancak tıpkı Carvalho'nun varlığı Pepe'yi rahatlatıyorsa, Xabi'nin varlığı da Khedira'yı rahatlatıyor. Bu orta saha eşleşmesini de berabere tamamlayalım, Atletico Madrid'e ayıp olmasın...

Kanat akıncıları Di Maria ve Simao olacak iki takımda... Aslında bu eşleşmeye Cristiano Ronaldo'yu da ekleyebilirdik ancak onu Agüero ya da Forlan'ın olduğu kategori de, yani esas hücümcular içinde kıyaslamak daha doğru bir hamle olacak. Di Maria'nın Simao'dan daha hızlı olduğu bir gerçek ancak 'tilki' Simao'nun duran toplarda ne kadar etkili olduğunu herkes biliyor. İşte bu durum Real Madrid'in başına iş açabilecek kapasitede...

Ronaldo, Tiago'yu yine peşine takabilecek mi?


Gelelim öldürücü karşılaştırmaya. Forlan, Agüero, Cristiano Ronaldo ve Higuain... Öncelikle iki takımda Higuain ve Forlan'ın yerlerini değiştirirsek ben size Forlan'ın El Pipita'dan daha fazla gol atacağının garantisini verebilirim. Bu kadar pozisyon üreten bir Real Madrid hucüm organizasyonu, La Liga'da Forlan'ı kesinlikle gol kralı yapar... Atletico'nun gözdesi olan Kun Agüero'nun ise bu maçta silik kalacağını düşünüyorum. Sonuç olarak Real Madrid için en büyük tehdit Forlan, Atletico içinse Cristiano Ronaldo. 

Mesut Özil'i ise bence tek başına ele almak gerek. Zira Atletico Madrid'de onunla karşılaştırılabilecek bir oyuncu şuanda yok gibi. Mesut Özil'in bu maçta Ronaldo ve Di Maria ile uğraşan Atletico defansını atlatarak gol atacağını düşünüyorum. Yaratıcı ve bir o kadar da 'basit' oyunu sayesinde De Gea onun vuruşunda toğu ağlarında görebilir, 'maçın adamı' adayım aynı zamanda...

Bu eşletirmeler ışığında iki takımdan bir karma oluştursak nasıl bir görüntü ortaya çıkacak? İker, Ramos, Ujfalusi, Carvalho, Marcelo, Simao, Xabi, Tiago, Özil, Ronaldo, Forlan... Eh, La Liga'da şampiyonluğa kesinlikle oynar...

Son olarak iki takımdan gelen ilginç açıklamalara yer verelim;

Özil; "Bence kesinlikle Forlan'a dikkat etmeliyiz. Çok sert ve öldürücü şutlar atabiliyor..."

Agüero;  ''Maçın zor olacağının farkındayız, ancak iyi bir takımımız var ve bir gün onları yeneceğimizi biliyoruz"

EL DERBİ MADRİLENO

REAL MADRİD vs ATLETİCO MADRİD

7 KASIM 2010, 22:00, NTVspor

REAL MADRİD: Casillas; Marcelo, Carvalho, Pepe, Ramos; Xabi Alonso, Khedira; Özil, Ronaldo, Di Maria; Higuain.

ATLETİCO MADRİD: De Gea; Valera, Ujfalusi, Dominguez, Filipe; Tiago, Reyes, Assunçao, Simao; Agüero, Forlan.


11 Mayıs 2010 Salı

1961-1963 || At. Madrid


Atletico Madrid yarın yıllar sonra Avrupa'da kupa kazanmanın peşinde... Son kazandığı kupa ise 1961-1962 Avrupa Kupa Galipleri Kupası Finalinde... Atletico Madrid Sedan, Leicester, Werder Bremen ve yine Alman M. Jena'yı eleyip geliyor finale...

Rakip Fiorentina, İlk maç Glasgow'da... Ada iki takıma da şanssız geliyor. Kısır ve sıkıcı geçen bu maç 1-1 sonuçlandıktan sonra o zamanın kuralları ışığında ikinci maç için karar alınıyor. Yer Stuttgart... Bu kez At. Madrid şanslı. Harika bir oyunla Fiorentina'yı 3-0 yenmeyi başarıyor. Goller Jones-Mendonça ve Piero'dan... At. Madrid'in son Avrupa şampiyonluğunu yaşadığı bu maçta kadrolarda bizden biri de göze çarpıyor. Fiorentina'da 8 numaralı 'Sinyor' Can Bartu... 

Aynı Atletico Madrid gelecek sezon yine aynı kupada tekrar finale çıkıyor. Fakat bu kez rakip Jimmy Greaves, Bobby Smith, Galli Cliff Jones ve İskoç John White ile çok dişli Tottenham... O maça 4-2-4 taktiği ile çıkan Tottenham mahvediyor At. Madrid'i. 5 Gol birden geliyor Graves, White ve Davson'dan... Atletico'nun tek golü ise penaltıdan Collar'dan...

1961-1962

At. Madrid | Edgardo Madinabeytia - Feliciano Rivilla - Isacio Calleja - Ramiro - Chuzo - Jesús Glaria Jordán - Miguel Jones - Adelardo Rodríguez - Mendonça - Joaquín Peiro - Enrique Collar

Fiorentina | Guiliano Sarti - Alberto Orzan - Sergio Castelletti - Amilcare Ferretti - Piero Gonfiantini - Claudio Rimbaldo - Kurt Hamrin - Can Bartu - Aurelio Milani - Lucio Dell'Angelo - Gianfranco Petris


20 Nisan 2010 Salı

Milinko Pantic


Atletico Madrid'i bizim yaş grubu için sempatik kılan 95/96 sezonudur sanırım. 92-95 arası mütevazı Oviedo ile epeyce sükse yapan Radomir Antic'in başında olduğu o Atletico takımı, az ve öz izleyebildiğimiz İspanya Ligi maçlarında hep keyif vermiş ve bir adamın varlığıyla benim için unutulmaz olmuştur; Milinko Pantic...

Garip ve geç bir şekilde dünya futboluna etki eden, sonra sessiz sedasız Yunanistan'daki düşük profil yaşantısına geri dönen Sırp oyuncu; özellikle o meşhur sezonda öyle etkileyici işler yapmıştı ki kendisini tanımayan kalmamıştı. Şampiyonluk yolunda 41 maça 10 gol ve çok sayıda asist sığdırmış olması pek çok şey anlatıyor ancak onu anarken, istatistiklerden bağımsız olarak stiline ve duran top ustalığına vurgu yapmak daha doğru olacaktır kanımca...

Öyle ki; bugün gelmiş geçmiş en iyi frikikçilere dair bir liste yapılsa mutlaka yerini alacaklardan biriydi o ve kulübün duble yaptığı sezonda Penev'e verdiği muhteşem paslarla da maç özetlerini tek başına dolduracak kadar etkili oluyordu. Gerçekten de "surprise package"" deyiminin hakkını vermişti, hem de sonuna kadar. Düşünsenize, 29 yaşındasınız ve Panionios gibi küçük bir takımdan gelmişsiniz. Üstelik 1 kez dahi milli olmamış bir oyuncu olarak! Tabii ki Antic'le daha önce Partizan'da çalışmış olmaları büyük bir avantaj olarak değerlendirilebilir ancak neresinden bakarsanız bakın, müthiş bir özgüven ve patlama öyküsüdur Pantic'inki ve daha uzunca süre unutulmaz kalacaktır...

Son olarak, Pantic'in Atletico'da yaşadıkları ve yaşattıklarını, kısmen Sasa Ilic-Galatasaray ilişkisine benzettiğimi belirterek bir başka Partizan aşığını da anıyor ve sözü, yaşça benden büyük olup Pantic'i ve o muhteşem frikikleri çok daha iyi hatırlayacaklara bırakmak istiyorum...

29 Mart 2010 Pazartesi

Gelenek...


La Liga Bölüm 29...

Real Madrid Santiago Bernabeu'da yıllardır süren bir geleneği devam ettirmek için Atletico Madrid'i konuk etti.

Maç öncesinde kale arkasında açılan " Tiene Pesadillas " (Sizin Kabusunuz) pankartı yıllardır süren durumu bir kez daha özetliyordu... Tam 79.500 kişi yıllardır olduğu gibi Atletico Madrid'in eli boş dönüşünü izlemek için oradaydı...

Her derbi için mutlaka 'çok önemli' etiketi  yapıştırılır fakat iki takım içinde gerçekten çok önemliydi bu maç... Real Madrid için şampiyonluk yarışı, At. Madrid içinse tekrar Avrupa Kupaları'na katılabilmek için... 

Ve Derbi Madrileno bir anlamda gösteriydi; Trajik ve Görkemli...

Real Madrid İker, Arbeloa, Albiol, Ramos, Marcelo, Gago, Alonso, Granero, Van der Vaart, Higuain ve Ronaldo ile başladı. Sergio Ramos alışılmış pozisyonunun dışında defansın göbeğinde başladı. Ancak sıkıntı çekmedi çünkü her ne kadar sağ bek oyuncusu olsa da yapısı gereği defansın ortasında da rahatlıkla oynayabilecek bir oyuncu Ramos. Bunu dün gece de gördük. Geriye kalan isimler artık alışkın olduklarımızdı. (Gago'nun bir ara takımda olduğunu unuttuğumu varsaymazsak). Yine son dakikalarda oyuna giren M. Diarra orta alandaki alternatiflerin daha da arttığının göstergesi... Çok uzun bir sakatlık döneminden çıktı Diarra.

At. Madrid ise Gea, Lopez, Dominiguez, Ujfalusi, Valera, Simao, Tiago, Assunçao, Reyes, Forlan ve Agüero ile başladı. Bu da bilindik bir Atletico kadrosuydu. Doksan dakikanın sonunda söyleyebileceğim tek şey Sergio Aguero'nun gerçekten kötü oynadığı... Bunu söylemekten zaman zaman çekiniyorum fakat ikinci bir Aimar vakası yaşayabiliriz... Maradona'nın sevgili damadı kendini biraz toparlamazsa gündemde olan Chelsea tarnsferi büyük olasılıkla sekteye uğrayacak.

At. Madrid ilk yarıda rahat bir görüntü içindeydi. Los Blancos Reyes ile attığı  ilk golden sonra skoru korudu ve ilk yarı At. Madrid'in üstünlüğü ile bitti.

Reyes'in bu golünden sonra Real Madrid toparlanmakta zorlansa da ilk yarı bitmeden Ronaldo ve Higuain ile kaçan goller diğer devrennin sinyalleri gibiydi ki ikinci devre herşey değişti.

Atletico direndi ama sonunda boyun eğdi...

Real Madrid ise Gerçek Hız, istek ve tutkunun resmi ile beraber taraftarın desteği ile koşmaya başladı...

Tüm bunların ışığında zaten devrenin hemen başında Xabi durumu 1-1 yaptı. Real Madrid'de geldiği günden bu yana bu kadar ön planda olduğu bir maç daha hatırlamıyorum... Real Madrid'deki en iyi maçı da denebilir...

Attığı 1 gol,

Arbeloa'ya attığı harika pas ve devamında gelen 2. Real Madrid golü,

3-1 iken At. Madrid'in penaltısının başrol oyuncusu,

ve orta alanda dinamizmin ana karakteri... Tabii unutmadan;

Tam bir 'emniyet sibobu'...

Tüm bunlar Xabi Alonso'nun maçın en dikkat çeken oyuncusu olduğunun kanıtı...

Higuain yine boş geçmedi bu maçta da. Ceza alanı içindeki isteğin ve gol atma arzusunun vucut bulmuş hali olan Higuain At. Madrid defansının bir anlık 'şaşkınlığı' sayesinde gol krallığı yarışında L. Messi'yi takip etmeyi sürdürdü. Los Galacticos'a geldiği günden bu yana gelişimi ve şimdi bulunduğu nokta ile en büyük alkışı hakediyor... Ayrıca söylemeliyim, onda sanıyorum Raul'u gören sadece ben değilim. Son vuruşları, sezgileri, doğru zamanda doğru yerde olması bana hep Raul'u hatırlatıyor. Raul'un orta alan ile forveti birbirine bağlayan özelliklerinin yanına bir de daha hız eklediğiniz zaman Gonzalo Higuain'i elde ediyorsunuz.

Sanıyorum zamanında bu transferi gerçekleştirdiği için Ramon Calderon'a bir teşekkür etmek gerek... Ve Maradona'ya buradan bir selam çakıyorum; 'Damadının durumu belli, gör bu çocuğu ve Dünya Kupası'nda oynat! '...

Raul demişken, El Diablo her zamanki gibi sonradan oyundaydı; Di Stefano'nun La Liga rekorunu geçmek için. Sadece 1 gol... Ama yine olmadı, bu iş başka bir maça kaldı...

Derbi Madrileno'da bilindik sonuç ve liderliğin devamı ile biten gece...

Xabi'ye

Higuain'e

Arbeloa'ya selam,

Liderliğe devam...

Fotoğraflar @ realmadrid.com







+ Geçtiğimiz Hafta: Comunidad de Madrid

27 Mart 2010 Cumartesi

Madrileño Nostaljisi


Takip edenler bilirler, Atletico'nun Real'e şansı pek tutmaz. Öyle bir şanssızlık ki bu Atletico berabere kalmayı bile becerememiştir çoğu zaman. En son 2006-07 sezonunda iki maçta da berabere kalınmış. Atletico'nun son galibiyeti ise 1999-2000 sezonunda. 98-99'da bir galibiyetleri var. Ondan önceye bakarsak yine altı sezonun beşinde Real her iki maçı da kazanmış. İşte böyle Madrileño derbisi. Atletico, bugünkü maça ligde Real karşısında 10 sezondur kazanamayan bir takım olarak çıkacak. Biz de yine kazanamadığı ama son kez şampiyon olduğu sezona gidelim. 1995-96 sezonuna...

Atletico Madrid o sezonda gerçekten de iyi bir kadro yakalamıştı. Forvette Kiko ve Luboslav Penev, hemen arkalarında şutları ve frikikleriyle bir anda yıldıza dönüşen Yugoslav Pantiç, orta sahanın İspanyolları Camireno ve Vizcaino, Arjantinli Simeone ve diğerleri. Takımın başında Radomir Antiç. Real Madrid ise her zamanki gibi yıldızları kadrosunda tutuyor ama biraz tutuk bir kadro: Hierro, Redondo, Michael Laudrup, Michel, Zamorano, Quiqie Sanchez... Atletico'nun kadrosu kağıt üzerinde daha iyi. Lige de daha iyi giriyorlar ve karşısına Real çıkıyor.




Takım ideâl kadrosu ile çıktığı bu maçta 2-1 kaybediyor. Rövanşı ise 1-0 kaybediyorlar yine. Belki de 70'lerden bu yana en iyi Atletico kadrosu, yine 70'lerden bu yana belki de en kötü Real kadrosundan (Laudrup'u bir kenara koyalım) yine dahi puan alamaıyor. Sezon sonunda ise şampiyon oluyorlar, Real ise ancak altıncı sırada ligi tamamlıyor. Bazı takımların bazılarına şansı tutmuyor işte. Atletico'nun son 20 sene içerisinde sadece 3 lig galibiyeti var. Neler olacağını bekleyip göreceğiz...


26 Şubat 2010 Cuma

A.L.H.Ç



A.L.H.Ç

Bir yardım kuruluşunun... Yok yok. Başlıkta kısa yazdım ki değişiklik olsun. 

Açılım pek moda ya...

" Anamızın Liginde Halay Çekelim " buda...

" Bir Avrupa macerasında daha bize ayrılan sürenin..."

Ne güzel dalga geçiyordunuz değil mi sevgili Galatasaray'lılar?

- Güiza varsa tamam, Fener Avrupa'ya veda...

- Yemişim ülke puanını, saldır Gassaray,

Peki Fenerbahçe'li arkadaşlarım ? Pek fark yoktu. Ezeli rakip heryerde ezeli...

-Yine havalandı bunlar, Atletico bi çaksa da... Alın çok güzel çaktılar. 

Hele Güiza meselesi evlere şenlik. Kemal Sunal'ın Şaban karakterindeki gibi bir tokat 'PAT!' sonra, 'Ah canıııım acıdı mı, gel bi öpeyim...'

Bir tek D-Smart yetkilileri taraf tutmadan iki takım geçsin istiyordu turu!...

Şimdi ne oldu?

Avrupa Arenası'nda başlattığınız düelloyu Anadolu topraklarında devam ettirirsiniz artık. Oğlum akıllanın artık be... Sen burada Galatasaray iyi elendi, Fenerbahçe iyi elendi diye seviniyorsun....

Ama;

Elin oğlu Türkleri iyi eledik diyor. Takmıyorlar bile...

Şimdi, nerede kalmıştık... Hah, 28 Martta derbi var. O güne kadar yiyişmeye devam haydi bakalım...

Yolun açık olsun Lille,

Başarılar Madrid'in aslanları...

***

15 Şubat 2010 Pazartesi

Vicente Calderon 1993-2010


1993-1994 ve 2009-2010 La Liga sezonları arasında oynanan Atletico Madrid - Barcelona maçları aşağıda... Atletico kendi evinde 1993-2010 yılları arasında Barcelona ile 15 maç yapmış, 3 tanesini kaybetmiş, 3 tanesinde berabere kalmış, 9 tanesini de kazanmış. Yani Barca Atletico'nun Vicente Calderon'da bileğini bükememiş çoğunlukla... Atletico'nun Barca'yı Vicente Calderon'da yendiği sezonlarda Barcelona 4 kez şampiyon olmuş. Real Madrid'de bu rakam 3. Atletico Madrid'in Real Madrid'e Barcelona'yı yenerek şampiyonluk yarışında yardımcı olması olayı her zaman olmuyor esasında... Real Madrid Barcelona'nın Vicente Calderon'da 2-5 ve 0-6 ile farklı kazandığı sezonlarda şampiyon olmayı başarmış. Dün oynanan ve Atletico'nun galibiyeti ile Real Madrid ve Barcelona arasındaki puan farkının 2'ye düşüren maç nereden bakılırısa Atletico'nun Real Madrid'de bir 'kıyağı' gibi görünebilir... Eğer sezon sonunda şampiyonluğu kazanan Real Madrid olursa Derbi Madrileno'nun diğer temsilcisi At. Madrid'e bir teşekkür edebilir...

***

93-94 : Atletico Madrid 4-3 Barcelona (Şampiyon Barca)

94-95 : Atletico Madrid 2-0 Barcelona (Şampiyon Real Madrid)

95-96 : Atletico Madrid 3-1 Barcelona (Şampiyon At. Madrid)

96 - 97 : Atletico madrid 2-5 Barcelona (Şampiyon Real Madrid)

97-98 : Atletico Madrid 5-2 Barcelona (Şampiyon Barca)

98-99 : Atletico Madrid 1-1 Barcelona (Şampiyon Barca)

99-00 : Atletico Madrid 0-2 Barcelona (Şampiyon Deportivo)

02-03 : Atletico Madrid 3-0 Barcelona (Şampiyon Real Madrid)

03-04 : Atletico Madrid 0-0 Barcelona (Şampiyon Valencia)

04-05 : Atletico Madrid 1-1 Barcelona (Şampiyon Barca)

05-06 : Atletico Madrid 2-1 Barcelona (Şampiyon Barca)

06-07 : Atletico Madrid 0-6 Barcelona (Şampiyon Real Madrid)

07-08 : Atletico Madrid 4-2 Barcelona (Şampiyon Real Madrid)

08-09 : Atletico Madrid 4-3 Barcelona (Şampiyon Barca)

09-10 : Atletico Madrid 2-1 Barcelona  ( ? )

9999

Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Barbarossa. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan