Güney Afrika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güney Afrika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Haziran 2010 Çarşamba

Bilinmeyen Ülkeden, Doğusu Batısı Olmayan Ülkeye...


Kore'nin bilinmeyen yakası Kuzeyi... Brezilya ile oynadıkları grup maçında onlara karşı sempati beslemek kadar doğal birşey yok. Fakat herşeyden bağımsız. Ne liderleri Kim Jong-II'yi, nede halkı açlıktan kıvranırken füzelere, silahlara para veren hükümetini düşünerek. Maçtan önce açılan pankart herşeyi özetliyor esasında: " Forget politics for 90 mins" . Sadece 90 dakika. Maç boyunca herşeyi bir kenara bırakıp futbola odaklanalım istiyorlar hepsi bu... Fakat futbolu hayata her daim fazlası ile bağdaştıran ben maç seramonisinde kendi milli marşı çalarken Kuzey Kore'li oyuncu Jong Tae Se'yi ağlarken görüyorum ve başlıyorum düşünmeye...

Jong Tae neden ağlıyordu? Tribünlerde az önce bahsettiğimiz pankartı gördüğü için mi? Yoksa en kaba tabirle ülkesinin kaderine mi ağlıyordu? Ya da tıpkı Türk milli takımının 2002'de yaptığı gibi yıllar sonra Dünya Kupası'na katıldıkları için mi? Belki de kendi insanı için ağlamıştır... Çünkü onlar Brezilya karışısında mücadele ederlerken sahada ter döktüğü ülkesinin halkı onları izleyemeyecekler. Liderleri olan Kim Jong sadece takımın galibiyetlerinde ülkeye yayın yapacak. O da sansürlü... Evet, nereden bakılırsa bakılsın bir ağlama nedeni bu... 

Maçtan önce bakıyorsun, dediğim gibi bu futbolcuların ülkesini yöneten adamları bir kenara bırakıyorsun ve bakıyorsun... Aynı tip kesilmiş saçları, Brezilya, Arjantin ya da İngiltere kadar havalı bir markaya yaptırılmamış formaları ile sahadaydılar... Sadece birkaç oyuncusu yurt dışına çıkabilmiş (Yurt dışından kasıt Japonya ve Rusya) bu takım İlk dakikalarda Brezilya karşısında, belki de iki üç yıl öncesine kadar sadece televizyondan (o bile zor olabilir) görebileceklerini düşündükleri oyunculara karşı afalladılar... Her Faulden sonra kesintisiz ellerini uzatıp yerdeki meslektaşını ayağa kaldıran bir Kuzey Kore'ydi sahadaki.  Kısıtlı imkanlarına rağmen, acemiliklerine rağmen Brezilya'ya karşı hücum yaptıklarında bir anda etkili de olabiliyorlardı zaman zaman. Ancak onların ayakları Güney'deki komşuları kadar yetenekli değildi... 

Uzakdoğu'nun en uzak köşesinde, içinde 23 milyon kişinin yaşadığı koskoca bir ev. Evin sahibi Kim Jong. Bütün perdeleri kapattı; kendisi herkese yetecek kadar parlaktı ona göre. Diğer devletlere, halkalara popüler hiçbirşeye gerek yoktu onun için... Fakat biz onlara rağmen sevdik Kuzey Kore'yi... 

Güzel attı Maicon... Peki o pozisyonda Daniel Alves olsaydı?


Şili ve Honduras'a da teşekkür etmek gerek. Belki çok fazla gol sesi çıkmadı ama kupa boyunca en zevkli mücadeleyi izlettiler bizlere. Gol atmasına rağmen skora yatmayı aklından bile geçirmeyen Şili, o kadar baskıya rağmen kendini ezdirmeyen bir Honduras... Şili hakkında da pek birşey bilmiyorduk aslında. Alexis Sanchez çalımları bir bir atarken ve yüreğimize girerken bizlerde neredeyse ona oturduğumuz yerden İnti İllimani nameleri ile eşlik edecektik. Alexis Sanhez'in karşısında ciddi bir rakip yoktu geyiğine girmeye hiç gerek yok. Onu ve arkadaşlarını izlerken aldığım zevkin yarısını Arjantin-Nijerya maçında alamadım ne yazık ki... Hiç bir şeye girmeden, fazla derinlere dalmadan izlediğim takımın beni şaşırtmasına ve ekrana bağlamasına izin verdim sadece... Bana bugün heyecan vermeyen ama galibiyet alan uyuz İsviçre değil, heyecanlı Şili gibi takımlar gerek turnuva boyunca. Tabii ki aldığın sonuç güzel oyundan daha önemli. Fakat ikisi bir araya gelince inanılmaz bir tutku çıkıyor ortaya, biz de izliyoruz... Son olarak Şili'nin bize bir artısı da taraftarlarının tıpkı diğer Güney Amerikalılar Arjantin taraftarı gibi sesleri ile vuvuzelayı bastırmaları oldu... Şimdi Şili'den istekler İspanya'nın bir türlü açmayı başaramadığı İsviçre savunmasının kilidini açması yönünde. 

Teşekkürler Doğusu ve Batısı olmayan ülke; Şili...


Taktiksel Bakış;

Fildişi Sahili 0-0 Portekiz

" Mart ayında teknik adam değişimine gidip turnuvaya Sven Goran Eriksonn ile gelen Fildişi Sahili'nin ne oynayacağını merak ediyordum. Eriksonn'un fazlasıyla kontrollü ve defansif sonuç oyunu ile öldürdüğü İngiltere'yi dikkatli seyretmiş biri olarak, geçen turnuvanın sempatik, basan, ısıran takımına neler yapabilir diye düşünüyordum. Açıkçası geçen turnuvada tecrübenin, kontrolsüzlüğün ve heyecanın cezasını çeken Fildişi Sahili çok daha olgun gözüktü. Atletik ve sert yapılarını biraz kontrol altına alan Eriksonn 4-3-3 biçiminde dizdi sahaya takımını. Kenarlarda Demel ve Tiene ile klasik savunma sertliğini sağlarken, dinamik orta 3'lüde göbeğe Yaya Toure'yi koyarak takımın hem futbol aklını, hem sertliğini arttırdı. Yanında Romaric yerine Eboue tercihi tartışılabilir ama, Eboue'nin sırıtmadığını söyleyebiliriz. Dindane-Gervinho-Kalou üçlüsünün sık yer değiştirmesi oyunun, 4-4-1-1 gibi de okunmasına neden oldu. Defansını orta sahaya kadar iten ve Portekiz'in topla oynamasına izin vermeyen yapıları rakibi maçın tamamına yakın bir bölümünde pasifize etti ama final paslarındaki beceriksizlikler nedeniyle sonuca gidemediler. "

Portekiz 0-0 Fildişi Sahilleri. " Drogba? O kol nasıl kaynadı bir haftada ?... "


Güney Afrika 0-3 Uruguay... Forlan'ın golü, Boliç'in ManU'ya 1999'da attığı golün yeşili...



Ve Gecenin Bonusu...


İspanya'nın İsviçre'ye yenildiği maça ayrıca değineceğiz...



Son olarak Tavsiye; Gizli Ülke Kuzey Kore.

12 Haziran 2010 Cumartesi

Güney Afrika İstekli, Fransa ? Aynı...

Güney Afrika 1-1 Meksika

Açılış maçları her zaman zordur. Genelde keyifsizdir. Ev sahibi Güney Afrika'nın gücünün sınırları belli. Maçın girişinde de, genelinde de kendilerinden bekleneni gösterdiler. Öte yandan turnuvalarda beklentinin yüksek tutulduğu, ancak her seferinde hayal kırıklığı yaratan Meksika'nın genel görüntüsü maçı fazla uzatmadan koparacak nitelikteydi. Futbolda skor şanslarını değerlendiremediğiniz vakit sıkıntı çekmeye başlarsınız. Golü kaçıran taraf strese girerken, savunanın morali artmaya başlar. Meksika'nın ilk yarıda Vuvuzela ile tanışıklığı son derece başarılı ama sonuca gidememeleri ciddi bir eksi. Öte yandan Güney Afrika Konfederasyon Kupası'ndaki görüntülerinden çok daha defansif, çok daha ürkek. Parreira'nın takımının yenilmeme üzerine kurulu yapısı, süpriz gol sonrası işe yarar gibi gözükse de, genelinde ciddi sıkıntıları olan bir yapı.

Meksika maça çok iyi başladı. Geride top rakipteyken ön alana çıkan oyuncu ile benimsenen 3'lü yapı oldukça tarihi. Teknik yapılarını ön plana çıkararak topa sahip olma peşinde oldular maç boyu. Ancak yaptıkları çok basit pas hatalarındaki temel sebep saha içi hareketlerindeki yetersizlikleriydi. Yedikleri gol sonrası düştükleri paniği maç boyu atlatamamaları ciddi sıkıntı oldu. Her şeye rağmen Meksika'nın genel görüntüsü için pek iyi şeyler söylemek doğru olmaz. Marquez'in dağıttığı toplara karşın, pas organizasyonun yavaş ve yetersiz olması Meksika'yı temposu düşük ve etkisiz bir takım yapıyor. Güney Afrika ilk yarının tamamında savunma yapma derdinde oldu. Özellikle Gio Dos Santos'un ilk yarıda harika bir oyun ortaya konduğunu söylemek gerek. Zaten ikinci yarı Parreira da bu bölgeye önlem aldı. Girdikleri pozisyonları değerlendirememeleri ikinci yarı başlarına çorap ördü.

Devre sonrası sol tarafta değişiklikle başlayan Parreira'nın, takımı içerde biraz daha ileri çıkmaları konusunda motive ettiği çok açıktı. Biraz daha öne çıkan Güney Afrika ilk yarıya nazaran rakibin pas koordinasyonunu sıkıntıya soktu. Kontradan buldukları gol bu turnuva için aradıkları enerjiydi. Meksika'nıngol sonrası girdiği telaş işlerini de kolaylaştırmıştı ama, girdikleri iki pozisyonu değerlendirememeleri ve duran toptaki hatalı çıkışları sonrası yedikleri gol galibiyet şanslarını yok etti. Gol sonrası girdikleri panik ile ilgili söyleyeceğimiz şu; maçta biraz daha süre olması durumuda sıkıntıları daha büyük olabilirdi.

Görünen o ki, Parreira'nın takımı katı defansı ile sonuca ulaşmaya çalışacak ama, yaptıkları savunmanın ciddi sıkıntıları olduğunu söylemek yanlış olmaz. Hareketliliği bu kadar az Meksika'ya karşı geride verdikleri boşluklar, geride kalan maçlarda ağır sonuçlar doğurabilir. Öte yandan beklentimin yüksek olduğu Meksika, biresysel yeteneklere rağmen, yine vasatın üstünde bir oyun ortaya koyamadı. Akşam oynanacak Fransa-Uruguay maçı sonrası grubun genel hatları daha net ortaya çıkacaktır. Giovani Dos Santos, Marquez ve Vela'ya takım arkadaşlarının daha fazla yardımcı olması durumunda Uruguay'ı geçip yollarına devam edebilirler. Güney Afrika ise, sürpriz kovalamaya devam edecek gibi görünüyor. Aguirre'nin kaleci seçimi ise tam bir facia. Ochoa dururken bu rezil adamın sahada olması tam bir komedi. Benzer şekilde Guardado'nun yedek başlaması...


Uruguay 0 - 0 Fransa


Dünya Kupası'nda ilk gün geride kaldı ama... Ne beklediğimiz heyecan, ne beklediğimiz futbol vardı. Üzerine bir de vuvuzela işkencesi! Şu turnuvada olsak "lay lay lay" diye girer kırardık bu durumu, kalmazdı vuvuzela falan. Henry'nin elleriyle turnuvaya taşıdığı Fransa'da, baskılardan yılan Domenech'in hücumdan anladığı bu ise eğer, kendisinin baştan başlaması gerekli bazı şeylere. 4-3-3 niyetine başlayan takımın kopuk yapısı ile ortaya bir şey koyamaması bir yana, oyunun Fransa adına asıl şifresi sert orta saha ve defans. Görünürde hücum peşinde koşan Fransa'nın yapısı hala geçen turnuvadaki gibi, arkası sağlam sonuç peşinde koşan takım gibi. Rakip 10 kişi kalana kadar üretemeyen ve Uruguay ceza sahasının etrafında top geveleyen, Ribery ve Gourcuff'un uzaktan şutlarına kalan takımın, grup maçlarını bir kenara bırakırsak, turnuvanın genelinde ciddi sıkıntı çekeceği ortada gibi.

Öte yandan bugün izlediğimiz ikinci 3'lü savunma yapısına sahip takım Uruguay'dı. Arka tarafı topu kullanabilen adamlar ve kenarlardaki oyuncular gidip gelebilen adamlar olunca kalkışılabilecek bir yapı bu. Ancak genel anlamda organizasyonu zayıf bir takım Uruguay. Fransa baskısını maç boyunca kıramadılar ve Forlan'ın ileride yapacağı sihirbazlıklara baktılar. 10 kişi kaldıktan sonra iyiden iyiye geriye çekildiler ve skoru koruma derdine düştüler.

Vuvuzela gürültüsü ile geride bıraktığımız günden geriye kalan pek fazla şey yok maalesef. Fransa kötü, Uruguay kötü, Güney Afrika ve Meksika heyecanlı ama kötü... İlk gün hayal kırıklığı oldu. Oluşan baş ağrısı ve boşa harcanan şu son 90 dakikadan geriye yazacak başka da bir şey kalmıyor. Sonuç Meksika'ya yaradı; Uruguay'ı yen, gruptan çık.

O değilde, zamanında Zurna çalma girişimim olmuştu, 1 saatin ardından baş ağrısı olmuştu üflemekten. Ne ciğer varmış arkadaş, az oturun soluklanın be...

M. Can Mutlu

Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Barbarossa. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan