Hayat Hikayeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayat Hikayeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Tugay Kerimoğlu


Tugay Kerimoğlu Adada kendisinden 'legend' ve 'maestro' diye söz ettirmişse eğer, diyecek başka bie söz yoktur bence. Otuz yaşından sonra Ada kültürüne ayak basıp önce Glasgow'da, daha sonra Blackburn'de kendisini sevdirmeyi, saydırmayı bilmiştir Tugay Kerimoğlu. Futbolunu bir kenara bıraktım, kişiliği ile karakteri ile benim hep mest etmiştir ve oradaki ondan yaşça küçük futbolculara da örnek olmuştur. Beni ayrıca sevindiren ise Tugay'ın son maçında yaşananlardı. Bütün çocukların yüzierinde Tugay maskeleri, tribünlerde 'Thank you my Turkish delight' pankartları...Bunların hepsini haketti Tugay Kerimoğlu. Bu topraklarda göremediği ilgiyi, yakınlığı adada gördü Tugay. Şimdi futbolu bıraktı ve benim en büyük isteğim Tugay Kerimoğlu'nu Premier Lig'de bir takımın başında hocalık yaparken görmek. Herşey için teşekkürler Tugay Kerimoğlu...


22 Mayıs 2009 Cuma

Looking For Eric - Eric'in Peşinde



Politik sinemanın bayraktarlığını yapan ingiliz yönetmen Ken Loach'ın yönetmeni olduğu film Eric Cantona'nın fikrinden doğdu. Şimdi burada Eric Cantona'yı baştan anlatmaya gerek yok. Efsaneyi herkes bilir.

Eric Bishop, filmdeki diğer Eric adlı karakter. Kendisi Manchester'da postacı. Eric Cantona'ya tapan emekçilerden birisi ayrıca. Eric aynı zamanda çok yufka yürkekli ve sevecen bir insan. Birgün Eric Bishop içinden çıkılmaz bir vukuata bulaşmış olarak bulur kendini. İşin içinnden bir türlü çıkamaz. Ancak hiç beklenmedik birisinden destek bulur. Eric Bishop'un odasında hayranı olduğu Cantona'nın boy afişi bulunan futbolcunun 'hayali' zor durumdaki Eric Bishop'a akıl hocalığı yapmaya başlar. Cantona Eric Bishop'a bazen fıkra, bazen de atasözleri ile yardım etmeye başlar. Ve olaylar gelişir.


Ken Loach Eric Bishop'tan, Eric Cantona'ya harika bir köprü kurmuş senaryo ile. Filmde Eric Cantona'yı Cantona, Eric Bishop'u ise Steve Evets canlandırıyor. Ayrıca Evets de Cannes'da en iyi erkek oyuncu ödülüne de aday. Filmi merakla bekliyorum.

2 Nisan 2009 Perşembe

Sana hayran olmamak elde mi ?

Real Madrid Sevilla'ya 27 milyon euro ödediğinde sanırım bu günleri önceden görmüş olmalı. Kendisini anlatmak için sadece 'sağ bek' demek gerçekten yetersiz kalır. İnsanın fiziksel gücünün ötesine çıkan metafizik bir performansla 90 dakika boyunca sahada basılmadık yer bırakmayan, tepeden tırnağa yetenek abidesi olarak yaratılmış bir oyuncudur Sergio Ramos.

Bir savunma oyuncusu olarak Sergio Ramos'u fenomenlik mertebesine ulaştıran özelliklerinden bir kısmını saymaya kalksak bu satırlar yetmeyebilir, okuyanlar da sıkılabilir ayrıca. Kısaca; kademeye hatasız girişi, eşleştiği adama adım attırmaması, topu oyuna isabetli sokuşu, hava toplarında sağladığı hakimiyet, yerden başarılı bir kesici olmasını sağlayan zaman algısı, çalışkanlığı, mücadele azmi, her maç mevcut yeteneğinin üzerine pozitif değerler eklemesini sağlayan gelişime açık yapısı, geriden oyun kurarak takımını hücuma kaldırması, 90 dakika boyunca hiç durmadan devam eden ve ''bu maç beni kesmedi 180 dakika oynayalım '' havasına bürünen koşuları, dünyanın tüm futbol takımları için ''keşke bizim savunmamızda bir ramos olsa'' ukdesinin öznesi olması ve inanılmaz keskin futbol zekasına eklediği karizmasıyla, Ramos dünya futbolunun en seçkin köşelerinden birine oturuyor.

23 Şubat 2009 Pazartesi

30 ' undan sonra ?

Taner Gülleri...  Hep '' Süper Lig' de iş yapamaz'' dendi onun için. Dün akşam topu alışıyla, sürüşüyle, son vuruşlarıyla komple bir forvet oyuncusu izledim. Mükemmeldi.

Taner Gülleri hep hayalini kurduğu milli forma aşkıyla oynuyor. Kim bilir ? Belkide 30' undan sonra onuda becerir...

8 Şubat 2009 Pazar

Kuyruklu Yıldız...

Bu futbolcuyu dikkat çekici yapan sadece padawan denilen ilginç saç modeli değil.

Zira Palacio artık, son vuruşları aşmış, boşa kaçan, rakibi yıpratan, asist yapan, gerektiğinde adam geçebilen, bir forvet oyuncusunda olması gereken her mevzuyu bünyesinde barındıran birinci sınıf bir oyuncu.

Fm oynayanlar da kendisini çok yakından tanırlar.

Hem Forvet arkası, Hem Forvet pozisyonlarında harika işler yapıyor. ''9.5'' diye bilinen kavramı en iyi karşılayan futbolculardan biri. Ben tarzını Torres e benzetiyorum.

Aklımızda ki soru ise hala neden Avrupa ya transfer olamadığı. Geçmişte bazı teklifler oldu tabii ama Boca Bunların hepsine red cevabı verdi. En akılda kalıcı olanı ise Juventus un Altı Milyon Avro luk teklifi. Zira yetenekli kardeşimiz artık 26 yaşına gelmiş durumda. Acaba Bonservisi yüksek olduğundan mı yoksa Avrupa takımlarını kendisni henüz yeterli bulmadığından mıdır bilinmez, transfer gerçekleşmiyor.

Bir Real Madrid Beyazı ona çok yakışmaz mı? Ya da David Villa nın partneri olması?

İnsanın içinden ''Keşke Türkiye ye gelse'' diye geçmiyor değil. Ama bu zor görünüyor.

Boca nın en iyi oyuncusu durumunda. Roman ın yaptığı asistlerin hepsine cevap vermeye devam edecek gibi görünüyor...

4 Şubat 2009 Çarşamba

İki Efsane...

Raul=Di Stefano

Hangisiyle Başlasam ?  Raul ile Başlayalım... Sonra da Di Stefano ile devam edelim...Efendi 7 Numara... Hayır Raul u tanımlamak için yeterli değil...

Real de Artık Efsane Oldu Raul...Bütün Real Camiasının , Futbolu bıraktıktan sonra da bir şeyler beklediği bir isim haline geldi... 2005 yılında Real kötü giderken , '' Eğer takım düzelecekse Ayrılırım '' Diyecek kadar Seviyor Real i... Zidane bile '' 2 pozisyonda 3 gol atar '' deme nezaketinde bulundu Raul için...

O kendisini , süratiyle, topla yaptığı cambazlıklarla değil, forması için döktüğü ter ile, bütün takım yürürken koşmasıyla, tilki lakabını almasını sağlayan oyun zekası, efsane aşırtmaları, bitirişleri ve takımı defalarca ipten alışıyla kanıtlamıştır...
Bu sebepten Figo'lar Ronaldo'lar bohçasını toplayıp gittikten sonra hep kalan Raul olmuştur...

Benim icin, ister formda , ister formsuz olsun dünyanın en özel futbolcusu... sanki abim, sanki cok yakın bir arkadasım, hic tanımasam da hep iyiligini istedigim...İnanılmaz bir mental güc, oyun görüsü, saygı uyandıran bir karakter ve futbolcu kimligi, tevazu, beceri ve liderlik vasfı...Fanatik Barca'lı ispanyol birinin söyledigi sözle bitireyim: ' ne aldıkları sampiyonluklar, ne kupalar, ne paraları, ne de söhretleri, madrid'de özendigim tek sey el diablo!'...

Alfredo Di Stefano...Nam-ı diğer Sarışın Ok...

‘’Saha onun ayakları altında doğmuştu ve onun ayaklarında yeşerdi.”  Bu sözler Di Stefano için söylenmişitr...

Eusebio, George Best ve Helenio Herrera Di Stefano’yu oyunun tarihindeki en iyi futbolcu olarak gösteriyorlar...

O zamanlar sanki şimdi ki modern Futbolu oynuyor gibiydi... Bunu Video Görüntülerinden rahatlıkla görebilriz...

Stefano’nun dehası istatistikleri ve övgüler ile açıklanamaz. O, yeteneğini iki ayrı kıta ve üç ayrı ülkede kanıtlayan ilk futbolcuydu. Günümüzdeki yıldız futbolcuların çoğu bununla başa çıkamaz...

Real Taraftarları içinde doğal olarak benim içinde '' Dünya nın en iyi Futbolcusu ''...

Attığı efsane golleri herkes biliyor... Tekrarlamaya gerek yok... 

1926'da Buenos Aires'te dünyaya gelen büyük isim, italyan asıllı bir ailenin çocuğuydu...Belki de ailesinin çiftliğinde yıllarca çalışması o inanılmaz enerjisinin kaynağını oluşturan şeydir...

Attığı Goller den bazıları Van Basten in '' Güneş Golü '' ile çekişmektedir...

Futbolun herhangi bir ülkede diğerinden çok farklı olduğuna inanmıyor. Belki Güney Amerika’nın ve Afrika’nın iyi oyuncular çıkarmaya meyilli olduğunu kabul ediyor ama bunun nedeninden tam olarak emin değil. Dünyanın herhangi bir yerinde oynayabileceğini söylüyor ama imalı bir ironi ile ekliyor: “İngiltere hariç. Hep kafa topu. Ben? Ben ise kafamı düşünmek için kullanırım.”...

Bugün ise Raul = Di Stefano demek... Zira Raul Di Stefanon rekoruna oratk oldu... Geçecektir de...


28 Ocak 2009 Çarşamba

Viking bıraktı... Thomas Gravesen...

'' Görev Adamı '' Sözüne en çok uyan , Oynadığı takımlarda orta sahada itici güç olan Thomas Gravesen , 32 yaşında futbolu bıraktığını açıkladı...

2004 te Danimarka-Türkiye maçında oyununu çok beğenmiştim... Orta sahayı yönlediren oydu... Duruşu bile korkutucuydu...

Önce Hamburg da , Sonra da Everton da göstermişti kendisini... Everton da devre arasında yaptığı konuşmalarla , takımı ateşlemişti hep...

Real Madrid e , '' Tribünlere yapılan tarnsfer '' değil , '' Takıma yapılan transfer '' olarak imza atmıştı... Real de ki ilk antreman gününde Kendisini gören Ronaldo nun direk olarak ''Shrek'' diye seslendiği rivayet edilir...

Aşırı sert bir oyuncu oldu hep... Bazen zarar da verdi takımına ama , hamurunda hep iyi ve hırslı bir oyuncuydu...

Türkiye ye geleceği yazılıp çizildi 2006 da... Hemde karısıyla gelip gezecekti... Ama '' Asparagas'' ı yapanlar bir şeyi unutmuşlardı... Birincisi haberin yapıldığı tarihte Danimarka kamptaydı , İkincisi Gravesen o tarihte evli değildi...

Son durağı 06-07 de Celtic oldu Thomas ın... Ertesi sezon Celtic Onu serbest bıraktı ve Futbolu bırakma kararı aldı... 

Son yaptığı açıklama ise '' Artık Teknik direktör olmak istiyorum '' şeklinde oldu...

Son olarak onu hep bu fotoğrafıyla hatırlayacağımız kesin...

26 Ocak 2009 Pazartesi

Hayat Bilgisi 2 : '' Başka Futbolun Adamı '' Simon Kuper


1969 Uganda doğumlu yorumlarını ve yazılarını çok sevdiğimiz , Futbolu farklı gözle gören bir adam... 

Hollanda , Almanya , ABD ve İngiltere de futbol oynamıştır... Fakat neden erkenden prpfpsyonel futbolu bıraktığı bilinmiyor... Kendisi Oxford üniversitesinde Tarih ve Almanca eğitimi almıştır...

Sıkı bir Ajax Taraftarıdır... Ama kendi değimiyle '' Fanatik '' değildir... 

Bir gün aklına Futbolu anlatan bir kitap yazmak gelmiştir kendisinin... Ve bunun için bir seyehate çıkmıştır... Dokuz ay süren bu seyahatte farklı ülkelerden onlarca teknik adam ve futbolcuyla yüz yüze görüştü...

Bunları ilginç hikayelere dönüştüren ve "futbol asla sadece futbol değildir" kitabını yazan Kuper, bu eseriyle dünya futbol kamuoyunda büyük bir yankı uyandırdı... Edebiyat eleştirmenlerinin "yüzyılın en iyi futbol kitabı" olarak değerlendirdiği bu çalışma, Türkiye ve Dünya da da büyük bir ilgiyle okunmuştur... Bu kitap için üstündeki elbiseyi bile haftalarca değiştirmediği söylenmektedir...

Günümüzün en sevilen kitle sporu olan futbolun, bu popülerligi neticesinde elde ettigi sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik etkilere dikkati çekmeyi amaçlayan önerme ; '' Futbol asla sadece Futbol değildir '' olmuştur...

Özellikle son yillarda futbol sevgisinin dünyada giderek yayginlasmasi , malezya'nin sahil kentlerindeki tifil delikanlilardan nijeryali işadamlarina kadar haritada manchester'in yerini gösteremeyecek bir yigin insanin kirmizi seytanlar formasi alabilmek için her şeylerini vermeleri, entelijansiyanin yillarca sadece fado fiesta futbol'un üçüncü f'si olarak algiladigi futbola daha fazla önem vermesine ve adeta günah çikarircasina bu önermeyi sıkça dile getirmesine yol açmistir.
Hayat futbola fena halde benzer seklinde ak sakalli dede varyasyonlari oldugu gibi, futbol bir oyun degil ölüm kalim meselesidir gibi eli sopali varyasyonlari da mevcuttur...

Fanatizmin doruklarinda gezip atkı rengi yüzünden adam bıçaklanan, mac sonrasi hezeyanlarina nice kurbanın verildigi bir ülkede hatırlanması en faydalı olan versiyonu ise hayat asla sadece futbol değildir şeklindedir...


Türkiye ye Fenerbahçe 100. yıl bilim kongresinde gelmiş ve bir konuşma yapmıştır...

Kendisi Amerikan spor dünyasının şeklini weekend de harika bir şekilde özetlemiştir...

Aslında Türkiye de de kendi tarzına benzeyen birkaç yazar bulunmaktadır... Benim gözümle Mehmet Demirkol böyledir örneğin... Zira Kendisinin Yazılarını Aynen Kuper de olduğu gibi bir solukta okuyorum... Bunun dışında Bağış Erten de örnek verilebilir...

Sonuç olarak Futbolu gördüğü bakış açısı her zaman farklı olan , Ve yazıları Dünya da çok sevilen ve okunan , Mükemmel bir spor yazarıdır...

21 Ocak 2009 Çarşamba

Questa Annata Premio : ''Zlatan'' (Serie A Ödülü)

Zlatan İbrahimovic , Serie A da yılın futbolcusu ödülüne layık görüldü dün... Hazır bu haber gelmişken birazda İbrahimovic ten bahsedelim...

Marco Van Basten in Reankarnasyonu... Kendisi Standart bir Ajax kumaşı...Uzun boylu forvet oyuncusu teknik olmaz diyenlere nisbeten yaratilmis sahsiyet...

Röportajlarda her 5 cumlesinden 1 tanesi "we played good game and we won" olan Sempatik futbolcu...

Hakkinda Elias adli isvecli bir reggie grup tarafından şarki yapılmıştır...

En sevdiğim hareketlerinden biri de ; Golü atıp elleri iki yana açıp, kibarca bir sırıtışla poz vermesi... Gerçekten etkileyici...

Juventus ta oynadığı dönemde Lazio ile yapılan maç öncesi çiğnemekte olduğu sakızı, Ağzından kramponuna doğru tükürerek iki ayağında ayrı ayrı sektirip son hamlesinde sakızı tekrar ağzına doğru atarak yakalayıp çiğnemeye devam ettiği söylendi... Bu konuyla ilgili bir video :

http://www.izlesene.com/video/spor-ibrahimovicin-sakizi/22578

18 haziran 2004 İtalya İsvec macinda 85.dakikada cok sahane bir gol atarak İsvec e hayat veren oyuncu olmustur, Mactan sonra italya kalecisi Buffon kendisini kutlamis muhtemelen "helal olsun ancak boyle gol yerdim zaten" demistir...

Avrupa da Ajax ta iken attığı gol efsaneler arasına girmiştir... Zira o golde kırılmadık bel bırakmamıştır kendisi...

10 Haziran 08 de ki Yunanistan - İsveç Maçında öyle bir gol attı ki Adeta Yunanlılara '' yeter be size gol atamayacağız mı ? '' der gibi vurdu topa...

Jose mourinho'yu epey övmüş. 3 ayda Mourinho'dan öğrendiklerinin, 5 yılda Capello ve Roberto Mancini'den öğrendiklerine nazaran fazla olduğunu söylemişti kendisi...

Gol programında Güntekin onay kendisi hakkında: "bence ibrahimovic'in bir takımda oynaması haksız rekabet. hangi takıma gitse şampiyon oluyor." gibi bir fikir beyan etmişti... tabiki tek başına şampiyon yaptı denemez ama hakikaten de doğru ve isabetli bir tespittir...

Sonuç olarak Serie A dan Yılın futbolcusu ödülünü bu yıl hakkıyla aldı ... 

Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Barbarossa. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan