Eskişehirspor 2010-2011 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eskişehirspor 2010-2011 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Kasım 2010 Pazar

"Eşek Adam Olur, Batuhan Olmaz"

Batuhan Karadeniz Eskişehir'de ve Spor Medyasında en çok tartışılan futbolcuların başında geliyor. Eskişehirspor'un son oynadığı Manisaspor maçından sonra attığı gol ve maç sonundaki demeçleri ile yeniden gündeme gelmeyi başardı. Soyunma odasında Başkan Halil Ünal ile prim pazarlığı yapan, maç sonunda da bunu dile getiren Batuhan, attığı gole rağmen yine okların hedefi oldu.

Eskişehir sokaklarında dolaşırken, herhangi bir Eskişehirspor taraftarına Batuhan'ı sorduğunuzda artık slogan haline gelmiş olan 'Batuhan mı? Yetenekli ama adam olmaz' cevabını almanız çok yüksek bir ihtimaldir. Çünkü Batuhan bugüne kadar bugüne kadar sürekli Barlara gidip sabahlamıştır ya da verdiği röportajlarda itici bir görüntü içine girmiştir. Hatta Batuhan'ın Lig Tv'ye verdiği röportajın ardından oyuncuya konuşma yasağı veren Eskişehirspor yönetimi tebrik dahi edildi zamanla...

Batuhan Karadeniz'in gözlerimizin önüne ilk çıktığı günleri hatırlarsınız. O zamanlar 16 yaşında olan bu genç adam, güçlü fiziği sayesinde kendinden yaşça büyük olan futbolculara karşı kıran kırana mücadele ediyordu ve kendisi hakkında 'birkaç yıla kalmaz Avrupa'ya gider' yorumları yapılıyordu. Peki, böyle başlayan hikayenin devamında gelinen noktada Batuhan Karadeniz'in kişilik sorunlarının yanında çevresindekilerin etkisini neden göz ardı ediyoruz? Öncelikle söylenmesi gereken şey, bu oyuncuya yeterli eğitimin ve desteğin verilmemesi ve buna rağmen büyük beklentilerin oluşması. Aynı zamanda 1991 doğumlu genç bir oyuncuya henüz daha ortaya birşey koyamamışken verilen onca para da cabası. Tüm bunlar birleştiğinde zaten farklı davranışlar sergilemeye müsait olan Batuhan Karadeniz, tepkileri de üstüne çekiyor.

Zamanında Beşiktaş'tan gönderildikten sonra Mustafa Denizli hakkında 'ben birgün dönerim ama o orada olur mu bilinmez' diyecek kadar gevşek olan Batuhan aslında sahada verimli olduğunda, bir forvet oyuncusundan beklenecek tarzda gol ortalaması yakaladığında emin olun yukarıda yazdıklarım kendi kendine uçup gidecek. Eğer Batuhan Karadeniz günün birinde Eskişehirspor forması ile ligde kendinden beklendiği üzere 30 maçta 20 ve üzerinde gol atmayı başarırsa, kişisel sorunlarından kaynaklanan birçok problemde görmezden gelinecek, 'adam golünü atıyor, oyununu oynuyor, gerisi beni ilgilendirmez' konumuna gelinecektir. Zamanında antrenman sahasına işeyen Pascal Nouma'nın da savunulması, 'onu böyle kabul edelim' tarzı yaklaşımlarda aslında Nouma'nın Beşiktaş'ta attığı goller ve oyunu ile efsaneleşmesi değil midir? Çok çok abartarak G. Best'e kadar gidebiliriz örneklerimizde, Ronaldo'yu da verebiliriz, başkalarını da... 

Bu noktada 'eşek adam olur, Batuhan adam olmaz' cümlesi farklı boyutlara taşınıyor. Öncelikle bunu çürütmek için Batuhan'ın kişiliği üzerinden gidip, yaptıklarını değiştirmeye çalışmak kesinlikle boş bir uğraş olacaktır. Yapılması gereken Batuhan'ın saha içindeki verimini arttırmak için uzman kişilerin görevlendirilmesi ve bu doğrultuda hareket edilmesidir. Sahada istediğini yapabilen bir Batuhan Karadeniz'de yaşı ilerledikçe zamanla sosyal hayatında da yavaşlayacak ve kendini bulacaktır. Bu konuda en güzel örnek İtalyan Balotelli'dir aslında. Nereden bakarsak bakalım, Balotelli, Batuhan'dan kat kat daha 'delidir'. Fakat işin uzmanı kişiler onu 'adam olmaz' diye eleştirmek yerine çözüm bulma  yoluna giderek onun bu hali ile oynadığı takımlara verimli olmasını çabalamaktadırlar.

Şimdi bu saatten sonra Batuhan'ı afaroz etmenin kimseye faydası olmayacaktır. Yapılacak iki şey var; Birincisi Batuhan Karadeniz saha dışında ne yapıyorsa yapsın saha içinde gollerini atacak, ikincisi Batuhan'ın çevresindeki uzman kişiler ve yöneticiler oyuncuya doğru yaklaşacak ve hareket edecekler. Batuhan Karadeniz gibi aslında iyi bir değer olabilecek bir futbolcuyu ne Batuhan'ın kendisinin göz ardı etmeye hakkı var, nede bizlerin...

11 Eylül 2010 Cumartesi

Eskişehirspor taraftarı ne düşünüyor?


Es Es Bursasaspor'a Bursa'da kaybetti dün akşam. Yenilgi çok üzmedi belki ama, en çok üzen 'Es Es Kümeye' tezahüratları oldu. Yıllardır ütopya gibi dursa da Şampiyonluk hayalleri besleyen Eskişehirspor taraftarı için bu olasılığı düşünmek bile çok korkutucu... Peki işte o taraftar Bursaspor yenilgisinden sonra ne düşünüyor? Ben uzun uzun yazacaktım ancak Es Es forumlarından derleyip koyunca daha anlamlı olacağını düşündüm...

" Söylemiştim. Hem de defalarca. 3 senedir bank asya defansını değiştirmeyen yönetime söyledim. Vucko, Sezgin, Nadereviç'le olmaz, Bank asya antrenörüyle olmaz. 2 stoper şart diye paraladım burda kendimi."

" Hala Rıza Hoca Gitmesin Diyen Var mı? "

" Rıza hoca giderse şaka değil gerçekten küme düşeriz... Hocayla ilgili değil, problem oyuncularda..."

" Bir an önce Ersun Yanal'a anlaşılıp Rıza hoca gönderilmeli. İstikrarın sonu 4 maç 1 puan "

" Düşersek ben bi bank asya daha kaldıramam. Kalp var zaten geberir giderim. Şimdi dayanamıyom o vakit ne yaparım Allah korusun. "

" Hani yeni aldığımız adamlar? Merak ediyorum hocamız bu futbolcular için ne kadar zaman talep ediyor? Sezon ortasımı , sezon sonumu? Yoksa hiç oynamaması için para verilen abuk subuk turist futbolcularmı bunlar? "

" Rıza Hoca spor dünyasında bir çığ açmıştır bu akşam....Sercan'ı Vucko ile durdurmaya çalışarak..."

" Gerçekten aklım durdu artık. EsEs sanki hiç antreman yapmıyor, sanki mahalle takımları gibi maçtan maça çıkıp oynuyor. Ne doğru dürüst bir paslaşma var, ne takım oyunu var, ne de bir hırs var! Karşı takım futbol oynuyor, biz de ortalıkta dolanıyor gibiyiz. Büyük bir şaşkınlık içindeyim!!! Bu büyük taraftara, bu efsane EsEs ismine çok yazık oluyor. Bizim bilmediğimiz bir şey mi var, neler oluyor orada? "

Panik yapmaya gerek yok bence...
Kötü bir defansımız var. Dün akşam hızlı Bursa forvetini seyrettiler, beklerimiz berbattı...
Saffet ve Sadıgov defansı toparlar... 
Hedefimizden saptık. Ama ilk 5 ve kupa daha sürüyor...
"

Bu takımı Rıza Çalımbay ve Halil Ünal yönetimi kurdu.3 yılda 50 ye yakın transfer yaptılar.Doğru dürüst bir tane futbolcu satamadılar.Hep aldılar.Hep para harcadılar.
Alınan adamlar tam bir fiyasko.Bu adamlardan ne zaman yararlanacağız ?
"

Eskişehirspor Forum.

Son olarak sevgili Uğur Meleke'nin maç yazısı;

Rıza Hoca, herhalde hayatının en kötü günlerinden birine uyandı dün: Konya karşısında 30 pozisyon bulup atamadıkları için düne 1 puanla başladılar ve Çalımbay da Bursa’ya muhtemelen istifası cebinde geldi. Böyle kritik bir günde kalesinde Ivesa yoktu, defans ikilisi formsuzdu ve yeni transfer ettikleri iki stoper de (Diego ve Sadıkov) henüz hazır değillerdi. Geçen haftanın garip ofsaytının kahramanları Burhan-Batuhan’ı da yedek bırakmak zorunda kalmıştı, kanatta Doğa’yı kullandı ama o dahil toplam 3 oyuncusu sakatlanarak oyunu terk ettiler!

Bütün bu olumsuzluklara rağmen Eskişehir’i dün 50 dakika bu denli güvenli gösteren unsur, Rıza Hoca’nın cesur tercihleriydi. 36’da Doğa sakatlandığında tabelada 1-0’lık üstünlükleri olmasına rağmen ofansif Burhan’ı sahaya göndermesi, bana kırmızı-siyahlıların Bursa’da kazanabileceği hissini yaşattı. Ama Çalımbay 36’da yaptığı değişiklikle sahadaki oyuncularına aktardığı güveni, 46’daki Sezer/Alper değişikliğiyle geri aldı. Çalımbay 3 defansif orta sahaya döndükten sonra da müsabakanın tek hakimi Bursa’ydı artık...  


 BURSASPOR 2-1 ESKİŞEHİRSPOR
 

Bursaspor: Ivankov, Ali, Stepanov, İbrahim, Vederson, Volkan, Hüseyin (Dk. 75 Kirita) Insua (Dk.57 Nunez), Ergiç, Ozan, Sercan (Dk.84 Batalla) 

Eskişehirspor: Atilla, Koray, Vocko, Sezgin, Volkan, Hugo, Sezer (Dk.46 Alper), Bülent Ertuğrul, Doğa (Dk.37 Burhan),(Dk.64 Bülent Kocabey), Tello, John 

Goller: Dk. 19 Sezer (Eskişehirspor), Dk. 70 Nunez, Dk.77 Sercan (Bursaspor) 

21 Ağustos 2010 Cumartesi

" İstatistik Mini Etek Gibidir... "


Eskişehirspor Konya'da kaybetti ve hemen ilk kanı deplasmanda kaybedilen her maçtan sonra ortaya çıkan defans problemi ve iyi oyunun sonuca yansıyamaması durumu. Taraftar Konyaspor deplasmanında olduğu gibi diğer deplasmanlar da da bu tarz puan kayıplarının devam etmesi halinde lig de hedeflerin çok uzağında kalınmasından endişe duyuyor. Ancak Eskişehirspor taraftarının da sonuca endeksli, alınan galibiyetlere veya yenilgilere göre değişen bir karakter yapısına sahip olduğunu söylersek yanlış bir tespitte bulunmuş olmayız. 

Takımın ilk iki hafta da oynadığı oyuna bakıp konuşmak erken gibi olsa da geçen sezondan daha iyi bir futbol ortaya çıkacağa benziyor. Ancak mevkii olarak kadroda yaşanan bazı sıkıntılar bu güzel oyunun skora yansımasının önündeki tek engel. Yine takımın tam anlamıyla hazır olduğunu söylemek mümkün değil gibi. Pele ve Doğa Kaya dışında göze hoş gelen bir futbol ortaya koyan oyuncu henüz yok. İlk haftalar olması sebebiyle anlaşılabilir bir durum olabilir ancak ilerleyen haftalarda takımın başı yine biraz ağrıyabilir, önlemler alınmadığı takdirde. 

Peki Eskişehirspor Konyaspor karşısında bu kadar atak oynamasına rağmen sonuca neden gidemedi? Öncelikle benim düşüncem Eskişehirspor forvet hattında bir eksikliğin olmadığı. Bu mevkiyi eksik gösteren Eskişehirspor'un hücum anlayşının basit ve rakip takım defansı tarafından gayet kolay engellenebilir olması. 

Şimdi bir de rakamlara bakalım; Eskişehir 19’u kaleyi bulan 26 şut atmış, Konya ise 4’ü isabetli 6 şut. Eskişehir’in ceza sahasına yaptığı orta 40 iken, Konya 10’da kalmış. Korner 4’e karşı 11. Topla oynama ise yüzde 65’e yüzde 35. İsabetli pas 297’ye 98. Buna karşılık Konya faulde Eskişehir’i katlamış: 18’e 9. Bu istatistiklere bakıldığında Eskişehirspor'un daha iyi bir futbol oynadığı veya oynamaya çalıştığı, Konyaspor'un ise 'oynatmama' felsefesinde olduğu apaçık ortada... Ancak futbolu bu istatistiklerin dışında tutmak zorundayız zira görüldüğü gibi Eskişehirspor bu rakamlara rağmen kaybediyorsa başka faktörler de etkili olmuş demektir.  Maçın skorunu bilmeyen bir futbolsever bu tanblo karşısında ne gibi bir yorumda bulunabilir? "İstatistik mini eteğe benzer bir çok şeyi gösterir ama asıl görmek gereken şeyi göstermez..."

Rıza Çalımbay'ın maçtan sonra yaptığı açıklamalara bakıldığında sorunları ve çözüm yollarını aradığını söylemesi bir yandan bir artı ve ileriki haftalarda iyi oyununa puanları ekleyecek bir Eskişehirspor'u izleme yolunda umut verici nitelikte.

" Maçı kaybetmememiz gerekiyordu. Maçın başında mağlup olmamıza rağmen oyundan kopmadık. Defansta yaptığımız hatalar ile mağlup olduk. İkinci yarı neredeyse tek kale oynadık. İyi pozisyonlar vardı. Konyaspor kazandıkları ölü toplarla geliyordu. Defansın yaptığı hatalarla gol yedik. Defansta çok büyük zaafımız var ve çözmemiz gerekiyor. Bireysel hatalar yapmamamız gerekiyor. Bu maç geride kaldı. Önümüze bakmamız gerekiyor. Fikstür gereği zor maçlarımız var. Böyle defans hataları yaparsak büyük problemler yaşayacağız. Bu haftadan itibaren bütün önlemleri almaya çalışacağız. Oynadığımız oyunun karşılığı bu olmamalıydı. Ama yaptığımız defans hatalarından dolayı maçı kaybettik... "


KONYASPOR: 2 - ESKİŞEHİRSPOR: 1

STAD: Büyükşehir Belediyesi Atatürk

HAKEMLER: Tolga Özkalfa, Adil Sinem, Ali Saygın Ögel

KONYASPOR: Gökhan, Basem Abbas, Kere, Erdinç, Adnan, İbrahim Ege (dk. 50 Hakan Aslantaş), Emre Toraman, Peter Grajciar (dk. 65 Ramazan Kahya), Dockal, Eser Yağmur (dk.70 Tazemeta), İvan Lietava 

ESKİŞEHİRSPOR: İvesa, Sezgin, Volkan, Passos, Sezer, Naderevic, Koray, Erkan Zengin (dk.66 Serdar Özbayraktar)(Tello (dk.71 Burhan), Doğa (dk.86 Adem), Okvunvawne

SARI KARTLAR: Emre Toraman, Lietava (Konyaspor), Passos (Eskişehirspor)

GOLLER: İvan Lietava (dk.2), Adnan Güngör (dk.78) (KONYASPOR), Passos (dk.51) (Eskişehirspor)


30 Temmuz 2010 Cuma

Eskişehirspor'da Ne Var Ne Yok ?


Eskişehirspor artık yavaş yavaş Turkcell Super Lig'in kilit takımı olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Önümüzdeki sezonlarda Bursaspor'un yakaladığı şampiyonluğu Eskişehirspor'dan beklemek artık çok lüks bir düşünce değil. Peki Eskişehirspor'da 2010-2011 sezonu öncesi Viyana kampınının tamamlandığı şu günlerde neler var neler yok?

Öncelikle Taraftarın beklentilerinden ve tepki çeken ufak bir durumdan bahsetmek gerek. Bu ufak ayrıntı Lig Tv'nin kampanyası. Bildiğiniz gibi Lig tv dokuz takımın maçlarını canlı olarak verecek ve bu takımların içinde Eskişehirspor'da mevcut. Benim de çevremden gördüğüm kadarıyla bu duruma ilgi büyük ve taraftarda tribünlerin bundan olumsuz etkilenmesinden korkuyor.

Taraftarın 'isimli' transfer beklentilerinin yüksek olduğu aşikar. Hatta Eskişehir'de çıkan şehir efsanelerinin dilden dile dolaşması sonucunda bu beklentiler büyük ölçüde artıp gidiyordu. Beşiktaş'tan Rodrigo Tello'nun takıma katılması ve ardından yine Zapo isminin yoğunluk kazanması ile birlikte taraftarın tatmin olduğunu söyleyebiliriz ancak bu durum Milan'la yapılan 'kardeş kulüp' anlaşması ile birlikte beklentilerin daha da büyük olmasının önüne geçmiyor. Milano kentinden en az bir transfer bekleyen taraftarlar renktaşları olan kulüpten değil ancak İnter'den Pele'nin alınması ile mutlu olmuş gözüküyorlar. Ancak unutulmaması gereken TSL'de üçüncü sezonunu geçiren Eskişehirspor'un yönetimin 'oldu' demesine rağmen halen bir kadro yapılanması içinde olduğu...

Şüphe yok ki Tello transferi kulübe ve futbolculara moral vermiş durumda. Eskişehirspor adına hem lider oyuncu, hemde duran topların ustası. En azından Eskişehirspor bu sezon Şilili oyuncunun gelmesi ile birlikte köşe atışları ve frikiklerde sıkıntı yaşamayacak. Pele ve Batuhan'ıda eklersek transferlerin olumlu olduğunu ve defans dışında diğer bölgelerde sıkıntıların olmadığını söyleyebiliriz. (Batuhan'ın tekrar Beşiktaş'a gideceği ciddi biçimde konuşuluyor). Rıza Çalımbay Ümit Karan'ın takımdan ayrılması ile birlikte forvete bir transfer daha yapabileceklerini açıklamıştı. Batuhan'ın söylentilerin aksine takımda kalması halinde onu zorlayacak bir forvet oyuncusunun alınması ve Jaycee ile beraber forvet hattının sorunsuz olacağı kanaatindeyim. 

Eskişehirspor'da az önce de söylediğim gibi en büyük sıkıntı defans bölgesinde. Şu anda görünen o ki yük Nadareviç ve Sezgin’de olacak. Geçen sezon daha lig bitmeden Rıza Çalımbay tarafından defterden silinen Vucko'nun dahi şu an için bir alternatif olmaması sebebiyle kadro da tutulması bu durumun en büyük örneği. Alınacak yeni defans oyuncuları ile beraber Vucko ile yollar kesin olarak ayrılacak. El Saka'nın yerinin de doldurulamaması düşündürücü. El Saka her ne kadar vasatın üstünde bir defans oyuncusu olsa da Eskişehirspor defansını toparlar nitelikte bir oyuncudu ve Rıza Çalımbay'ın da deyimi ile 'kötünün iyisi' idi. Önce Zapo, ardından Cezayir'de bakılan defans oyuncularının ardından bir ay geçmesine rağmen transfer gerçekleşmiş değil. Tello ve Pele'nin ardından aynı isimde ve kalitede bir defans oyuncusu lig başlamadan alınmalı. Bu uyum süreci de düşünülerek yapılmalı. Hatırlamak gerekirse zaten geçen sezonda yine aynı mevki de oynayan oyuncuların kritik maçlarda yaptığı hatalar nedeniyle büyük puan kayıpları yaşanmış ve ilk beş şansı bitmişti. Defans probleminin de çözülmesi ile beraber önümüzdeki sezon keyifli ve daha sonraki sezonlarda şampiyon olabilecek bir takımın temellerini atan bir Eskişehirspor izleyebiliriz...

Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Barbarossa. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan