Raul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Raul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2014 Pazartesi

"Yıldızlar bir bir Real Madrid'e geliyordu ancak her yerde lider Raul'du..."

Raul, 1999 yılında Manchester United karşısında harikalar yaratırken Sir Alex Ferguson, "Bana imkan verilseydi onu asla İngiltere sınırları içine sokmazdım" demişti. 

Bu sözler, Raul için söylenmiş onlarcasından sadece bir tanesi. Aktif futbol yaşantısına devam eden futbolcular içinde  en kariyerli olanlardan biri olan 'El Diablo' Raul, şimdilerde Real Madrid çatısı altında değil belki ama bu kulübün halen en çok etki bırakan ve en efsane oyuncularından bir tanesi.

1977, günün birinde İspanya'nın en çok tanınan yüzünün ve Real Madrid'in yaşayan efsanesi olacak Raul'un bir burjuva ailesinde doğacağı yıldı. Babası Don Pedro, çok sıkı bir Atletico Madrid hayranıydı. Don Pedro'nun aklından oğlu minik Raul'un St. Cristobal'de toprak sahaların tozunu yutarken Atletico Madrid'de oynaması gerektiği geçiyordu. 

Raul daha küçük bir çocukken onun ilk hocası olan Renato De Lacour, "Raul'un yeteneği herkesin önündeydi. Akıllıydı..." diyerek aslında gelecek yıllar için bazı şeyleri belli etmişti. 

Baba Don Pedro, hayalini gerçekleştirmiş ve gerçekten de Raul'un Atletico Madrid çatısı altına girmesini sağlamıştı. Burada işler beklendiği gibi gitmedi. Atletico teknik ekibi Raul'u çelimsiz bulmuş, olmayacağını belli etmişlerdi. Bu, ufak Raul için bir son değildi. Atletico'dan daha başlamadan ayrılan Raul, bir yıl sonrasında yıllarca  ter dökeceği Real Madrid'in seçmelerine katılmış ve başarılı da olmuştu.

"Atletico'dan Real'e geçişim benim için küçük olmama rağmen çok büyük bir değişimdi. Evet, Atletico Madrid de çok büyük bir takımdı ancak en iyi futbolu Real Madrid oynuyor, en güzel golleri Real Madrid'in futbolcuları atıyordu" diyen Raul, hayat çizgisini değiştirecek olan aşkının başlangıcını böyle anlatıyordu. 

Real Madrid ile ikinci sezonunda şampiyonluk yaşayan genç Raul için İspanya Kralı Juan Carlos, "Raul, Madrid'in meleği... Raul Madrid, Madrid de Raul'dur" diyerek aslında bir efsanenin doğuşunu müjdeliyordu. Madridistalar için Raul bir melekti ancak rakipleri ona 'Tilki' lakabını takmıştı. Uyanık ve akıllıca goller atması sebebiyle genç yaşında korkulan bir oyuncu oluvermişti. Aşırtma golleri, en sevdikleriydi. 

Raul, Real Madrid ile profosyonel bir futbolcu olduğunda takımın başında şimdilerde Genel Direktör olarak görev yapan Jorge Valdano vardı. Valdano, Raul için, "Gelir gelmez iyi bir etki bırakmıştı. Harika bir dinamizmi vardı. Çok hızlı değildi ama tekniği inanılmazdı. Esas sırrı, çok zeki olmasıydı" demiş ve ona güvenmişti. Genç Raul, ilk kez çıktığı Real Zaragoza maçında kulüp tarihi boyunca ligde oynayan en genç oyuncu olurken hocası Valdano'nun yüzünü kara çıkarmamıştı. 

"Valdano benim için çok önemli" diyen Raul, 17 yaşında dünyanın en iyi takımında oynamaya başladığı o günleri 'rüya' olarak nitelendiriyor. Üstelik Raul, Real Madrid forması altında ilk golünü de ezeli rakibe karşı derbide atmıştı. El Derbi Madrileno'da Atletico Madrid ağlarını sarsan Raul, "Cennette gibiydim. Ailem, arkadaşlarım... Herkes mutluydu!" demişti.



Hangi kanattan yapıldığı önemli olmayan bir orta gelir, kimse atağın golle sonuçlanacağını düşünmediği bir anda Raul sahneye çıkar ve ceza sahası içinde bir anda golünü atardı. Bu, Real Madrid taraftarı için artık alışılmış bir sahneden ibaretti. Filmin devamında ise Raul, yüzüğünü öperken görülürdü.

1995-1996 sezonu, Raul'un Real Madrid'deki ikinci yılıydı ve bu sezonu özel kılan, Real Madrid'in yıllar sonra 'Renkli' yıllarda Şampiyonlar Ligi finaline çıkmasıydı. "Nihayet... Finalde rakibimiz Juventus'tu ve Zinedine Zidane, Del Piero gibi oyuncuları vardı. Maç öncesi Madridistalar için çok önemli bir an olduğunu biliyorduk" diyen Raul, finalde gol atamadı ancak taraftarların isteklerine arkadaşları ile beraber cevap verdi ve şampiyonluk kazanmayı başardı. 

Real Madrid, iki yıl sonra tekrar Şampiyonlar Ligi finalisti oldu ve bu kez rakip Valencia'ydı. Raul, bu kez şanslıydı ve bir golle, alınan bu şampiyonluğa katkıda bulunmuştu. 1999 yılında, Cristiano Ronaldo'nun Camp Nou'da yıllar sonra yapacağı 'Calma' haraketinden önce, Raul'un 'sus' sevinci hafızalara kazındı. 2000 yılı, Raul'un zihinlerde oturan yüzüğünü öpen gol sevinçlerinin kaynağının yılıydı ve o sene Raul, 'deli gibi aşığım' dediği Mamen Sanz ile evlendi. Her golü eşine ve ailesine adayan Raul, Real Madrid'e ve geleneklerine o kadar bağlıydı ki, ilk oğlunun adını Jorge Valdano'ya ithafen Jorge, ikinci oğlunun adını da Hugo Sanchez'e ithafen Hugo koydu.

Rus milyarder Roman Abramovich, Chelsea'yi satın aldığında bilinenin aksine ilk olarak Raul'u kadroya katmak istemişti. Başlarda bu çılgınlık olarak algılandı. Abramovich, Raul için 70 milyon avro önermiş, Başkan Florentino Perez'den aldığı cevap ise manidar olmuştu, "Raul satılık değil. Belki 180 milyon avro getiren olursa onu satabilirim. Ancak bunu dünya üzerinde yapabilecek tek rakım da Real Madrid..."

Bir futbolcu için kulüp efsanesi olmak, sadece gol etmek demek değildir. Oynadığınız kulüp için gol atmak ve asist yapmak dışında başka şeyler de yapmalı, gerekirse fedakarlıklardan kaçınmamalısınız. Raul, Real Madrid için tam da böyleydi. Eski takım arkadaşı Steve McManaman'ın "Her çeşit rekoru kırabilir" ve Ivan Campo'nun "Takımı için her şeyi yapar, her çeşit golü de atabilir" demesi, Raul'un özeti.

2002 Şampiyonlar Ligi finalinde Zinedine Zidane ile beraber takımın en büyük yıldızı olduğunu yine tekrarladı ve maçtan sonra elinde İspanyol bayrağı ile yaptığı matador dansı akıllardan çıkmadı. Tarihin unutulmaz fotoğraflarından biri bu anda çekildi. "Zidane'ın Bayer Leverkusen'e attığı gol harikaydı" diyen Raul, Real Madrid taraftarı olsun ya da olmasın, bu golün her kesimden futbolsever için utunulmaz olduğunun altını çizmişti.


Florentino Perez'in başlattığı 'Los Gacalticos' projesi kapsamında takıma Luis Figo, Zinedine Zidane, Ronaldo ve David Beckham gibi isimler katıldı. Her gelen yıldız müthiş bir parlama ile basının gözdesi oluveriyordu ancak Raul için bazı şeyler değişmiyordu. Jorge Valdano, "Yıldızlar bir bir Real Madrid'e imza atıyorlardı ancak soyunma odasında, sahada ve her yerde Real Madrid'in lideri Raul'du" diyerek durumu özetliyordu.

"Yıldızlar bir bir Real Madrid'e imza atıyorlardı ancak soyunma odasında, sahada ve her yerde Real Madrid'in lideri Raul'du..."

Yıllar yılı birçok yıldız bohçasını toplayıp Real Madrid'den ayrılmak zorunda kalırken Raul, aslında takıma milyon avrolarla imza atan bu futbolcular gibi fiyakalı olamadı ama hep takımda kalmayı başaran isim oldu. En zor dönemlerde takıma liderlik eden Raul'den başkası değildi. 2006'da yağmurlu bir Mallorca akşamında takımın aldığı 3-0'lık yenilgi, ilk Los Galacticos projesinin resmi olarak sona erişinin göstergesiydi. Yenilgiden sonra Beckham ve Roberto Carlos hariç Los Galacticos döneminin ilk yıldızlarının biletleri kesildi. Raul, 2006-2007 sezonunda takımın daha mütevazi bir Başkan ve kadro ile aldığı şampiyonlukta büyük bir rol sahibi oldu. Madrid meydanı, şampiyonlukla inledi.

İspanya Milli Takımı ile bir kupa kaldıramamak, Raul için kariyerinin en büyük eksikliklerinden biriydi. 2002'de verdiği bir röportajda "Euro 2000'de Fransa karşısında kaçırdığım penaltı, hayatımın en kötü anlarından bir tanesiydi" demiş ve içinde kalan ukteyi dışa vurmuştu. Euro 2008 yaklaştığında, Raul ve Luis Aragones arasında kriz patlak verdi. Tüm İspanya'nın konusu, Raul'un milli takıma alınıp alınmayacağıydı. Aragones, Barcelona'nın artık başarıdan başarıya koşacak olan kemiği ile kadrosunu oluşturmuş, hücum hattında da Raul yerine Fernando Torres ve David Villa ikilisine görev vermek istemişti. Real Madrid ile Euro 2008 öncesinde iki şampiyonluk yaşayan Raul, milli takımda yedek kalmayı reddedince bu şampiyonaya katılamadı ve maalesef İspanya'nın yıllar sonra bir turnuvada kazandığı şampiyonayı evinde izlemek zorunda kaldı. "Milli takımda iyi hatıralarımın olduğu söylenemez" diyen Raul, içindeki ukteyi söndüremedi.


Real Madrid, 2008-2009 sezonunda şampiyonluğu müthiş bir jenerasyonla gelen Barcelona'ya bıraktı. Pep Guardiola ve ekibi, dört yıl boyunca süregelecek olan serüvenin henüz başındaydılar. Herkes, Raul'un artık futbolu bırakabileceğinden bahsediyordu ancak henüz 32 yaşındaydı. Bu yaşta futbolu bırakması imkansızdı. 17 yaşından beri Real Madrid çatısı altında bulunuyor oluşu, onun sanki 40'lı yaşlara yaklaştığının algılanmasına sebep oluyordu. Barcelona, 2009-2010'da da şampiyon oldu. Manuel Pellegrini ile 96 puan toplayan Real Madrid, Barcelona'yı durduramıyordu. 13 maçta 11'de başlayan Raul, Santiago Bernabeu'daki son golünü de 2009 yılının Ekim ayında Valladolid ağlarına yolladı.Takımın yeni yıldızı Cristiano Ronaldo, Manchester United'dan alışkın olduğu 7 numaralı formayı almak için ellerini ovuşturup bekliyordu. 9 numara ile sahada olan Ronaldo, ilk resmi maçına Raul'un yerine oyuna girerek başladı. Belki de Raul için Real Madrid ve 7 numaranın sonu, tam da o an yaşandı. İkinci Los Galacticos döneminin başında ayrılık vakti, 2010-2011'de takımın başına gelen Jose Mourinho döneminde oldu. 

Raul, 2009 yılında "Bence Real Madrid-Raul ilişkisi kolay kolay kırılabilecek bir şey değil. Kariyerimi burada noktalamak istiyorum" demiş, ancak işler beklendiği gibi gitmemişti. Mourinho'nun planları arasında yer almayan Raul'e kucak açan Schalke 04 olmuştu. Raul, "Real Madrid'de16 yıl geçirdim. Ancak ailem ve ben yeni bir heyecan istedik. Ve bu hamleyi bu yıl yapmasaydık, bir daha yapamayabilirdik" diyerek transferini değerlendirmiş, çok geçmeden Schalke taraftarının da sevgilisi olmuştu. Almanya'dan ayrılan ve Arap dünyasına transfer olan Raul'e duyulan saygı, en az İspanya'daki kadardı.


Real Madrid taraftarı, Raul'un günün birinde tekrar Madrid çatısı altına döneceği günü iple çekiyor. En büyük dayanak olarak ise Raul'un "Ben Real Madrid'de kariyerimin en güzel yıllarını geçirdim ve harika bir neslin parçası oldum. Yeni bir deneyim yaşamak için Schalke 04'e gitmiştim. Asla kötü anılarla ayrılmadım" sözlerini gösteriyorlar. Raul'un Real Madrid'e teknik direktör olarak dönüşü, tıpkı 17 yaşında ilk profesyonel maçına çıktığı gün gibi heyecan dolu olacak. Tüm Madridistalar, Real Madrid ile üç kez Şampiyonlar Ligi kazanan, kulüp tarihinin en golcü oyuncusu olan, 741 maça çıkıp 323 gol atan ve 71 golle halen Şampiyonlar Ligi gol rekorunu elinden bulunduran 'El Diablo'larının döneceği bu özel günü bekliyorlar...

Bu yazı, FourFourTwo Temmuz 2013 sayısı için yazılmıştır.
Fotoğraflar: Getty Images

23 Ağustos 2013 Cuma

Bazı şeyler hiç değişmez...




23 Nisan 2011 Cumartesi

"Manchester United'ı yenmeyi hâyâl ediyorum..."

1999-2000, Real Madrid 3-2 Manchester United

2002-2003, Real Madrid 3-1 Manchester United

Real Madrid forması altında Manchester United'ın canını iki kez yakmayı başaran Raul, The Guardian'a verdiği röportajda bu mutluluğu tekrar yaşamayı istediğini söylemiş.

"Lige iyi başlayamadık Ancak bu yıl Şampiyonlar Ligi'nde çok iyi gidiyoruz. Herkes bizim hakkımızda 'Bu kez elenecekler' dedi ama biz bir şekilde turları geçmeyi başardık..."

"Biz belki de Manchester United düzeyinde değiliz ancak yarı final için şansımız en az onlar kadar var..."

"Giggs'te de, bende de olan şey, futbol ve meslek aşkı... Bu yüzden uzun yıllar oynayabiliyorsunuz..."

"Birçok stadyumda gol attım ancak Wembley'de atmadım. Neden olmasın ?"

Ve işte can alıcı soru: Finalde rakibiniz Real Madrid olursa?...

"Bunun için şimdi söyleyecek bir söz bulamıyorum... Çok garip. Bilmiyorum. Turu geçersek Barça ile final oynamak belki de daha iyi olurdu. Ancak Real Madrid'in de turu geçmesini istiyorum... Şimdi hiçbirşey söyleyemiyorum. Kader..."

22 Şubat 2011 Salı

"Football's Greatest" #1 Raul


The Greatest, Pitch International'ın hazırladığı belgesel tarzında seri halinde verilen bir program. Denk gelenleriniz de mutlaka olmuştur. Bu seri halindeki programlarda futbola damga vurmuş isimlerden bahsediliyor.

Raul, Maldini, Dalglish, Cruyff, Batistuta, Best, Gullit, Di Stefano, Maradona, Garrincha, Eusebio, Müller, Pele, Platini, Puskas, Rivelino, Schmeichel, Van Basten ve Zidane'ın belgesel tadındaki videolarını futbol arşivlerine katmak isteyenler için paylaşmak istedim.

Benim için ilk bölümün paylaşımının Raul olması şaşırtıcı gelmemiştir. Saydığım büyük isimlerden talep ettikleriniz varsa sırayla paylaşmaya devam edebilirim. İyi seyirler.

Dil İngilizcedir.

Download: Part 1 Part 2 Part 3





28 Temmuz 2010 Çarşamba

Tekrar Gösterim; Raul'un Son 10 yılda attığı en güzel " 7 " Gol


7- Real Madrid - Barcelona, La Liga 2006-2007

Real Madrid'in şampiyon olarak çıktığı Santiago Barnebeu'da yine alışılagelmiş 'El Clasico' havası fazlası ile vardı. Başlama vuruşundan önce maçın favorisi gösterilen Real Madrid, otoriteleri yanıltmamış ve maçtan 2-0 galip ayrılmıştı. Organize bir atakta Guti ile başlayan akın, sağdan Ramos'un ceza sahası içine kestiği top ile devam etmiş, Raul harika yükselerek topu Valdes'in sağından ağlara göndermiş ve deyim yerinde ise top ağır ağır ağlarla kucaklaşmıştı.

6- Deportivo LC - Real Madrid, La Liga 2005-2006

Real Madrid'in en büyük rakibi Barcelona'nın hem ligi hem de Şampiyonlar Ligi'ni kazandığı sezondu. Los Galacticos efsanesinin dağıldığı bir sezondu ve sezon sonunda tüm yıldızların birer birer gitmesine rağmen neden Raul'un hala takımda kaldığını gösteren bir maçtı. O hafta Real Madrid, lider Barca ile aradaki puan farkının kapanması açısında çok önemli bir rakip olan Deportivo karşısındaydı. Fakat işler ters gitmiş, maçı Deportivo seyricisi önünde 3-1 almıştı. Akıllarda kalan ise maç 3-0 devam ederken, Raul'un ceza sahası dışında önüne düşen topu sert ve düzgün bir vuruşla kalecinin üstünden ağlara göndermesiydi.

5- Real Madrid - Rayo Vallecano, La Liga 2000-2001

O sezon Real Madrid, bir önceki yılın acısını çıkartırcasına harika bir performans göstermiş ve şampiyonluk ipini göğüslemişti. 13. haftada Barnebeu'ya gelen Vallecano'ya Raul'un attığı gol sezon sonu en güzel goller arasında gösterilmiş ve unutulmamıştı. Orta alandan gelen uzun topu kendine has tarzı ile yumuşatan Raul, önce topu kalecinin üstünden atmış, daha sonra topu boş kaleye Rayo'lu meslektaşlarının bakışları arasında 'yarım bir vole' ile ağlara göndermişti.

4- Real Madrid - Celta Vigo, La Liga 1999-2000

Real Madrid için Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu dışında kötü bir sezondu. Ligin bitiminde beşincilik koltuğunda kendine yer bulan Real Madrid'de Raul iyi bir sezon geçirmişti. Santiago Barnebeu'da gerilimi yüksek olan bir Celta Vigo maçında takımı adına serbest vuruştan attığı 'plase' gol ile üç puanı getirmişti. O sezon Real Madrid adına akıllarda kalan 'ender' güzel anlardan biriydi.

3- Barcelona - Real Madrid, La Liga 1999-2000


Sezon bittiğinde beşinci olan Real Madrid ezeli rakibi Barcelona'ya her iki maçta da kaybetmemişti. Nou Camp'ta oynanan maç 2-2 bitmiş, Raul Morientes'in ara pasında topu kaleci Hesp'in ağlara göndermişti. Raiziger top ile beraber ağlara girdiğinde Raul, koca Nou Camp'a 'sus' işareti yapmakla meşguldü...

2- Real Madrid - Bayer Leverkusen, 2002 Şampiyonlar Ligi Finali 

Los Galacticos'un rakibi sürpriz bie şekilde Leverkusen olmuştu. Roberto Carlos yine o meşhur uzun taçlarından birini sanki ayağıyla atarmışçasına Raul'a orta alandan kullanmış, Raul'de ceza sahasına girer girmez tek ve düzgün bir vuruşla kaleci Butt'u avlamıştı.

1- Real Madrid - Valencia, 2000 Şampiyonlar Ligi Finali

Üç İspanyol; Valencia, Real Madrid ve Barcelona'nın yarı finale kalmayı başardığı sezonda finalin adı Real Madrid-Valencia olmuştu. Bir pozisyonda Valencia geride sadece bir defans oyuncusunu bırakarak tüm hatları ile kornere gelmişti. Fakat bir anda bu korner Real'in kontraatağına dönüşmüş, topu tek bir pas ile önüne alan Raul kendi ceza sahası önünden, Valencia ceza sahasına kadar topu sürmüş ve Canizares'ide geçerek topu boş kaleye yuvarlamıştı. Bu gol Real'in kupayı aldığının da bir garantisiydi.


Oğuz Öztürk, goal.com

26 Temmuz 2010 Pazartesi

Saygı Duruşu...

Futbolu Real Madrid'de bırakman dileğiyle...










25 Temmuz 2010 Pazar

Efsanelerim Giderken...


Raul ve Guti...

Real Madrid'i sevdim zamanında, en büyük rol hayran olduğum Raul'du, Guti ise başı çekiyordu... Vefakar oyuncuları sevmem bunda en büyük etkendi. Real Madrid'de gelen tüm yıldızlar bohçalarını toplayıp giderlerken benim yıldızlarım beyaz forma ile takımda kalmaya devam etmişlerdi hep... 

2005 yılında Real Madrid kötü giderken , '' Eğer takım düzelecekse Ayrılırım '' Diyecek kadar, doğan çocuklarına Hugo Sanchez'in, Jorge Valdano'nun, Hector Rial'ın isimlerini verecek kadar Seviyor Real i... Zidane bile '' 2 pozisyonda 3 gol atar '' deme nezaketinde bulundu Raul için... 

O kendisini , süratiyle, topla yaptığı cambazlıklarla değil, forması için döktüğü ter ile, bütün takım yürürken koşmasıyla, tilki lakabını almasını sağlayan oyun zekası, efsane aşırtmaları, bitirişleri ve takımı defalarca ipten alışıyla kanıtlamıştı.

Benim için, ister formda, ister formsuz olsun dünyanın en özel futbolcusu... Sanki abim, sanki çok yakın bir arkadaşım, hiç tanımasam da hep iyiliğini istediğim... İnanılmaz bir mental güç, oyun görüşü, saygı uyandıran bir karakter ve futbolcu kimligi, tevazu, beceri ve liderlik vasfı... Bayrak Adam... Daha ne yazabilirim El Diablo için? 

Yıllar geçti, .Bütün Real Madrid Camiasının, Futbolu bıraktıktan sonra da bir şeyler beklediği bir isim haline geldi Raul... Madrid demek Raul demekti Madridistalar için ve hala da öyle. Herkesin içinde bir burukluk var şimdi Raul takımdan giderken... Peki ya beklentiler? Marca gazetesinde Raul'un Schalke yolunda büyük bir adım attığı yolundaki haberin altında 'uzağa gitmesin' özetinde bir yorum görmüştüm. Ne istiyordu bu taraftar uzağa gitmesin derken? Benim duygularıma tercüman olan bir cümle Raul için 'uzağa gitmesin'. İçindeki futbol oynama aşkı ve belki de hala attığı gollerden sonra yüzüğünü öpüp tribündeki aşkını selamlama isteği onu Real Madrid'den koparacak. Ama 'uzağa gitmeden'. Daha önce de söylemiştim, acaba neden Getafe ya da benzer bir La Liga kulübü Raul için girişimlerde bulunmuyor? Onu ben ya La Liga'da izlemeliyim, ya da Real Madrid'in yedek kulübesinde antrenör olarak görmeliyim bu saatten sonra... Yoksa artık Raul'un Beşiktaş'a gelme ihtimalinde ne ona yöneltilen saçma sapan eleştirileri dinleyebilirim, ne de başka bir lige gidip belki de yedek kalmasını kaldırabilirim... Raul'un  Türkiye'ye gelişinde benim için bardağın tek dolu tarafı daha önce fırsatını bulamadığım ve belki de bulamayacağım onunla fotoğraf çektirme ve formasını imzalatma durumu olur ancak...

Raul'un en güzel 7 golünü yazmıştım şurada. Takımdan ayrılması kesinleştiğinde illa ki efsanemin hayat hikayesini yazarım, ama siz yine de bir göz atın...

Guti hep farklı oldu benim için, Raul gibi tıpkı...

Guti Haz. yazdı sırtında, bana da 'Haz' verdi yıllardır. Haz, kendi ismi olan Hernandez'in H'si, Oğlu Aitor'un A'sı ve kızı Zaira'nın Z'si nin birleşimi... Sırtında taşıdığı 14 numara ise 2000-2001 sezonunda forvet oyuncusu olarak attığı gol sayısına ithafen... 

Oyun zekası, topa hükmedişi, takımı yönlendirişi, attığı inanılmaz paslar, sahaya hakimiyet sağlaması onun en iyi yeteneklerinden. Hiçbirşey yapmıyor gibi görünür fakat çok şey yapar aslında Guti. 

Guti, sıradan bir ülkenin kralı olmak yerine, krallığın sevilen ama krallığa aday olmayan prensi olmayı tercih etti hep. Real Madrid aşkıyla beraber... Şimdi Real Madrid'den ayırlıyor. Raul kadar kesin olmasa da gelecek sezon çok büyük ihtimal Mourinho'nun Real Madrid'inde kendine yer bulamayacak... Yıllar yılı İspanyol medyası üstünden çok büyük ekmekler yemiştir, ancak sadece istatistikler onun Real Madrid'de bir efsane olduğunun kanıtı... 15 sezonun için tam 12 sezon boyunca 30 maçın altına düşmeyen bir futbolcu. Peki ya benim isteğim? Futbolu bıraksın Guti... Evet yaşı daha oynamaya müsait... Ama bir düşünün, yıllar yılı Real Madrid'de oynayan Guti'nin kariyerinde tek bir takımın isminin yazması nasıl bir durum olurdu? Bu Guti'yi daha efsane bir isim haline getirmez miydi? Onun Türkiye'ye gelişi? Tıpkı Raul gibi düşünüyorum bardağın dolu tarafı için... Real Madrid'de efsane olmuş ve kaptanlık yapmış Guti'nin Beşiktaş'ta forma giymesi benim Beşiktaş'a olan saygımı da kat kat arttıracaktır, evet sırf Guti nedeniyle... Marca'da bir yorum gelmişti Guti'nin Beşiktaş yolculuğu için. ' Gitsin, bakalım ona İstanbul'da ne kadar tahammül edecekler, ayrıca orada onu savunan dost gazetecileri de olmayacak. Bol bol kebap yedirirler artık...' Gerçekten böyle mi olacak? 

Tıpkı Raul gibi Guti'nin de takımdan ayrılması kesinleştikten sonra illa ki uzun uzadıya yazacağım onu da... Şimdilik  Bekleyelim...

Edit: Guti Takımdan ayrıldı.

¡Gracias, Guti!


31 Mart 2010 Çarşamba

Ramos ve Milan?


Sevgili Sergio Ramos Milano'ya gitmiş apar topar Pazartesi günü... Gitmiş, yemek yemiş gelmiş. 

Bizim AS'ta tutturmuş Sergio Ramos Milan'la görüşüyor diye... 

Osteria del Pallone'de Oddo ve Abbiati ile buluşmuş. Bunların dışında Milan kulübünün önde gelen yetkilileri de onlarla beraberlermiş.

Şimdi, böyle bir olasılık var mı, yoksa sıradan bir yemek mi bilemiyorum. Şimdi tek söyleyebileceğim sevgili Berlusconi eğer Sergio Ramos'u gerçekten istiyorsa birinin onu rüyasından uyandırması gerektiği...

Sergio Ramos'un Real Madrid ile Haziran 2013'e kadar devam eden bir kontratı var... Şimdilerde konuşulan ise bu kontratın Perez'i kesmediği ve 2017'ye kadar uzatmak istediği... Böyle bir durum karşısında Milan'ın Ramos hayali zaten suya düşüyor. 

Ama onlara da hak vermek gerek artık.

Maldini emekli oldu, Nesta, Kaladze ve Favalli gibi isimler bıraktı bırakacak... T. Silva tek başına takılıyor. İtalyanların iş gücünü daha iyi yapmak için Sergio Ramos'u istedikleri söylenebilir. 

Zaten 'bizim' AS gazetesi kendini boşu boşuna işkillendirmiş olaiblir. Yani zaten biliyoruz kısa zaman önce de Ramos-Milan haberleri çıkmıştı ama belki de Ramos sıradan bir gezinti için de Milano'ya gitmiş olabilir...

Hazır ufak dedikodulardan bahsetmişken Raul ve Liverpool adları da yazılmaya başlandı. Tam haberleri bilmiyorum ancak Raul'un Benitez'in yanında ona 'yardımcı' olması için ileride oturabileceği söyleniyor... Raul Real Madrid camiasının futbolu bıraktıktan sonra aktif olarak çok şey beklediği bir isim... Bu durumda bu söylentinin de gerçekleşmesi zor görünüyor.

13 Mart 2010 Cumartesi

Real Madrid Special

Gece gece D. Motion'da rast geldim video ya. Çoğunu biliyoruz gollerin, burada tekrar analım istedim...

Butragueno

H. Sanchez

Santillana

Raul

Puskas

ve diğerleri



Real Madrid special (Historic Top Ten Goals)


+

Raul : Hiçbir Golcü Senin kadar keyif vermedi...

ve

Akbaba: E. Butragueno

28 Şubat 2010 Pazar

Real Madrid Gibi...



Sezon başında La Liga'da dağıtılan roller değişti artık...

***

Sezonun ilk yarısında herhangi bir ligde herhangi bir takım farklı bir galibiyet aldığında söylenen ilk cümlelerden biri 'Barcelona gibi oynadık' oluyordu. Fakat bu cümle pek kullanılmıyor bugünlerde. Şimdi onun yerine 2 haftada 11 gol atıp farklı galibiyetler alan Real Madrid kullanılıyor... 'Real Madrid gibi oynadık...'

***

30 Ocakta 19 yıllık Deportivo lanetinin 3 golle kırılmasının ardından o maçtan beridir süren Real Madrid resitali Espanyol, Xerez, Villarreal ve son olarak Tenerife ile (1-5) devam ediyor şimdilerde... Bahis şirketleri Real Madrid böyle giderse eğer '2 gol ve üstüne' oran dahi vermeyecekler...

***

Higuain'in 2 golünün ardından faulle gelen Tenerife golü Ronaldo'yu, Kaka'yı ve Raul'u biraz kızdırdı... En güzeli de Raul'un gol atması benim için. Rafael çıkarıyor, Raul en iyi yaptığı işi yapıyor ve 5. gol atıyor. Tenerife'nin  ilk golünün sahibi Ayoze'nin elleri başında... 'Aman Tanrım...' Taraftar ise 1992'yi özlüyor. 'Eski günler...' Geçen hafta MLS'ye gitme haberlerinden sonra Raul'un attığı bu gol benim için sevindirici oldu.

***

Real Madrid gerçekten 'oynama' aşkı  çok büyük olan ve gol attıkça 'doymayan' bir takım... (oldu). Son düdük geliyor, Real Madrid'li oyuncular hakeme bakıyorlar;  "Lütfen biraz daha...". Bizim bünyemizin ihtiyacı olan herşeyi 90 dakika boyunca bize veriyorlar... Tek görmek istediğimiz gol, işte karşımızda...

***

Ronaldo Dünya'daki en iştahlı adam... Tenerife maçında bunu artık çok açık görüyoruz. 'Dişinin kovuğu...' deyimindeki kovuk bir türlü dolmaz bilirsiniz. Ronaldo'nunkide bununla eş anlamlı. Higuain ise bizi uyarmıştı aslında. 'Benzema gibi yetenekli bir oyuncuyu takımımıza kattık. Çok çalışmam gerekecek!.' Çok çalışıyor Gonzalo... Bu yılın sinyalini geçen yıl vermişti, 2009-2010 sezonunun flaş transferlerinden biri de kesinlikle odur. '16 gol...'. 

***

La Liga'da dizi devam ediyor. Barcelona Real'in yaptıklarından heberdar. Haftaya rakip Sevilla... Kolay değil pek tabii. Barcelona ise kıyı şeridinden batıya doğru yürüyüp Almeria'ya gidecek... 

Tenerife 1-5 Real Madrid
Goller: Ayoze (46') (Tenerife), Higuain (29'), (42'), Kaka (48'), Ronaldo (80' pen) Raul (90') (Real Madrid)


Tenerife 1-5 Real Madrid


+

Geçtiğimiz hafta; Villarreal Tavşanı

18 yıl önce, Tenerife vs Real Madrid

ve

Raul'e ithafen 'tekrar'...

***

1 Ocak 2010 Cuma

Raul'un Son 10 Yılda Attığı En Güzel '7' Gol...


'Son 10 Yılda ...' diyerek modaya bende uydum efendim. Goal.com için, Raul'un forma numarasına ithafen 'Son 10 Yılda En güzel 7 Raul Golü' nü seçtim. Buradan bakabilirsiniz.
Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Barbarossa. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan