The Footy Babe Kick etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
The Footy Babe Kick etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Nisan 2010 Pazar

The Footy Babe Kick #6 - KIYAK

-WAG of your day-

Ilary Blasi

Yengenizdir. Yan gözle bakanı çok ağır cezalar beklemektedir. Şaka be şaka. Kız zaten bakın edin diye "model" olmuş.

Zaten kendisiyle karşılıklı oturup dünya meseleleri çözecek değilsiniz.


Yamyam değilsiniz neticede, yiyecek değilsiniz kadını.
2005de Francesco Totti ile evlenmiştir. Chanel adında 1 kız, 1 de Cristian adında oğlan çocuğu yapıp muradına ermiştir. Çok taşş'tır. Darısı hepinizin başına' dır arkadaşlar.

(duydum amin dediniz)

13 Mart 2010 Cumartesi

The Footy Babe Kick # 5

"Stop the ball !"

Football Vampire


Şimdi şöyle, Barbarossa’nın temasındaki şu üstteki üzüme henüz alışabilmiş değilim. Görmezden gelmek için sayfayı hep aşağı çekiyorum.

- J.Terry hakkında söyliceklerim var.
Tamam bu adam yedi bi halt, doğru değil yaptığı, savunamam. Ama adam bunu maçlardaki her oyunuyla kapatmaya çalışıyor. Şimdi biz bu adamı futbolla tanımadık mı? Bu kadar magazinselliğin oynaştığı dünyada Terry’i de bu konuda bu kadar ezmek niye?

Hangi futbolcunun ne manyak, ne sado fantezileri var bilemeyiz. Ya da tüm futbolcuların ak-pak olduğunu sanmıyorum. Hangisi ne halt yiyo, kimle kırıştırıyor, yiyor da ortaya çıkmıyor, bilemeyiz.

Belki çok çok ünlü birini kapatması yapıp her maç, antrenman öncesi ve sonrası
hangi cici oyuncaklarla zevkin doruğundalar bilemeyiz.
Bunlar özel, çok özel konular.

Futbolu çirkinleştiren, bazen bu tip magazinlerin hepimize eğlenceli gibi gelen ama bir futbolcuyu bitirebilirliği açısından kuvvetli FUTBOL VAMPİR’ liğidir bu Terry'e yapılan.

Bu Terry’nin günah keçisi olması, saftoronluğundan tamamen. Parmakla gösterip “ahanda o! Sapık! Pis herif!” diyenlere şaşıyorum.

Hepinizin arşivine insek belki neler çıkar.

Sizin özeliniz ortaya çıksa ne hissederdiniz?

“Haksızlık” demez miydiniz?

Tamam Terry, takım kardeşliğinin içine eden bir “kötü örnek” sıfatıyla diğerlerine
ibret olsun diye yaftalandı.
Bakın kız kısmı çok fena. Ayartmış adamı.

Zaaf durumu var ortada.
Ama o kız seni de ayartabilirdi.
Unutma bunu.

-Bu arada Chelsea-West Ham maçı gollerine yetişemedi hızım Alex, Drogba, Malouda, tekrar Drogba derken..asisti derken.. Bu adamı doğuran ana, futbolun ana’sı gerçekten. Chelsea’li olun olmayın adamın oyunu ortada, kim ne diyebilir. Yeryüzündeki en taşş hatunu hak ediyor bence.

19 Ocak 2010 Salı

The Footy Babe Kick #4



Yine Çarptılar!

-Roberto Carlos’a ne denir..? Altına yap, üstüne otur mu..
Carlos’un konuşan kişiliği mıç’mıştır.

-Maçlarda tanıştığım bir kıza rastladım bugün Taksimde. Hadi dedik oturalım, konuşalım bulmuşken birbirimizi. Ne güzeldi 10 dakikalık sohbet, ta ki başka arkadaşı gelene kadar,dumur anı:
“dövmeli futbolcular ‘oha’ymış..‘çok erotik’miş.. 'eros'muş..
Anlıyoruz ki futbol, bazı kızlarımıza başka bir düdükleme erotizmi kazandırmıştır.
Tv’de öpüşkenler çıktığında, ”aa gözünü kapat çocuğum”tabusunu aşmaya çalışmış bir ülkeyiz sonuçta.
Ebeveyn nerden bilsin öpücükle değil de, kızının futbolcunun dövmesiyle tahrik olduğunu, haha. Bilse onu da der:” gözünü kapat x futbolcu oyunda, aman diyimm.”

-Thierry Henry’de ayrı bir egotizm düdüğüdür mesela. Metin olun. Düdüklemek üzerinden varmayalım bu konuya; direk düdük diyelim hatta kendilerine.

-Gözünüz kalmasın. ChaoGrey’den (chaogrey.blogspot.com) kaynak değerinde özlü yaklaşım(poposu kalkar mı bilmem..)
“güzel futbol güzel insanlarla mı olur? Yoo her zaman olmaz. Örnek mi lazım?
Eliyle gol atan Maradona, adam döven Gerrard, taraftara dalan Cantona, kıro C. Ronaldo, yavşak Terry…”


-Atletico Madrid-Marsilya maç libidosu(geçmiş zaman olur ki..olmaz, geçmezz Santos geçmez):
“libero pour Santos!” vardı bir ara hepimizin dilinde.
Özgürlük bu mu olacaktı Santos..?
Kime aitiz şu ateşli dünyada…
…need fix up baby !

-Tekniğğkss görmek için Avustralya Açık Tenis Turnuvası...
(İzmirdeki tenis öğreticimizin gırtlağından böyle kopardı yumuşak g ‘li teknik. Tenis eteğimi kırmızı renkten yana kullandığım için popoma raketle vurduydu hiç unutmam. Pek sevmezdi havaya girmemizi, sadece “tekniğğğks“sevicisiydi)
miss gibi mini kırmızıları çekmişim üstüme, bak işte fantezi kur, gönlünü şenlendir, rahip misin nesin…)

-Unutmadan.. Hoş geldin Lucas Neill!

-"There's whiskey in the jar, oooowh"

22 Aralık 2009 Salı

The Footy Babe Kick #3, Harry...


DAHA GİTMEDEN,ONA BAKARKEN, ŞİMDİ BİLE GÖZLERİMİ ACITIYOR.ADI:HARRY KEWELL

Sanki içimde bir devrim son buldu.
İçim kalabalık.. İçim yalnız.
Senin gideceğin gün ne yapacağımı bilemiyorum çünkü. Dolmaz bir boşluk bırakacaksın ardında. Gösterişte değil, kimyanda olan efendi ruhunu verdiğin futbolda, açtığın kapının anahtarını da kökleyip gideceksin, bil.
Galatasaray’da kirlettiğin hiçbir şey olmadı. Gördük. Ve sana tuttuğumuz alkış, senin için haykırdığımız şarkılar da bu kadar yürekten, temiz oldu.
Bizdeki bu can nereden geliyor sanıyorsun. O kanı bize sen veriyorsun.
Bize bir iyilik yap.
Tamam, sen git.
Sesimiz daha az kısılır belki. Ya da avuçlarımız bu kadar acımaz.
Maçlarda, skorda donumuzu toplayan çıkar elbet, umuyoruz ki..umalım tabi.
İçiyoruz, derdimiz var.
Saatlerdir durmadan bir şeyler yiyen Galatasaraylı biliyorum üzüntüsünden sen gideceksin diye. Onları görüp daha bir üzülüyorum.
Geriye kalanlarla seni unuturuz sanma, bu çok zor.
Baros’u bile bu kadar özlemişken, GS formasıyla, yeşil sahada senin ayağını hep arayacak bu gözler.
Seninse gözlerin aileni..
Canın çocuğunu dolaştırmak mı istiyor? (sümüğü de akıyordur onun)
Düşün hele; milkshake diye zırıldar durur belki, paçandan çekiştirir. Vıcık vıcık yapar aldığın çikolatayı.
(Ne komik.Çaresizlikten neler dediğimi bir allah bir de gs‘liler bilir.)

GS gemisi tabi ki de batmaz sen gitsen de. Ama yeterince hız alır mıyız, biri beni ikna etmeli.
Ama sen hep capcanlı.
Birileri konuşmalı benimle, üzülmemeliyim.
Sarhoş olmamalıyız mesela, bunu da düşündüm.

Hagi’den sonra en iyi yabancı deseler de,Hagi’nin yeri çok ayrı, senin yerin apayrı.
Bugüne kadar kulak arkası yapmaya gayret gösterdiğim” Kewell gidiyor, gidecek..” haberlerine direncim 2 gün önce son buldu. “Gitmez”,diyenin ağzının içine düştüm hep.
Direnemiyor bu kalp daha fazla. “Gitmeeee”,diye haykırasım olsa da, bu sana karşı yapılan haksızlık gibi geliyor. Çünkü biz ne kadar üzülüyorsak senin gidişine, aynı duygusallıkla içinde barındırdığın hislerle sen de evine dönmek istiyorsun.
Gözümde çocuğunu kucağına almış bir Kewell canlanınca, işte o noktada sana “gitme” demeye hakkımız olmadığını düşünüyorum. Ama bu düşüncem de yine sevgimden bakın.

Harry Kewell.. Ta Leeds United ve Liverpool takımındayken hayranlıkla takip ederdim. Bu sevgim o günlerinden kalma, ve Galatasaray günlerinde coşmuş durumda. İlk Galatasaray’a geldiğini duyduğumda sevinçten, ilk gördüğümün boynuna atlamıştım, unutmam.
Seni izlemek Tabu’da kelimeyi anlatmaktan daha keyif verici, -ki Tabu’dan aldığım keyif yaşamım misali..
Gol öncesi, gol sonrası.. soğukkanlılığın, kızgınlığın, sevincin..en ufak mimik hareketinden bile ders çıkartılabilecek insanlık harikasısın.
Çevremdeki herkes sormaya başladı bu ara,”bu aralar senin bir derdin var Senem?”..
Doğrudur.
Dinleyen bulsam da, anlayan bulabilir miyim ki..Niye dinleyeceksiniz ki, ben bile dinlemiyorum kimseyi şu sıralar. Kendimi türlü yollarla mutlu etmeye çalışsam da içimde aşılamaz burukluk var.
Çaresizim, çaremiz yok. Kewell’sız kalmanın boğazımda yarattığı çözülmez düğümün açılası yok.
Duygusal boyutumu yaşamaya bizim kızların yanına gittim, ilk konuda arkamı dönüp uzaklaştım.”Gossip Girl’deki şu çocuğun vücuda bak dehşet kızım..”
-hı,hı..o vücutta manita bulursunuz ama bir Kewell bulamazsınız pff
“..ne?”
- Hiç. Dizinin canı cehenneme. Çıplak vücut sanatıyla uğraşacak havamda değilim diyorum
“ıyy ne kadar katı yüreklisin senem”
( e insaf! Vücudunu yağlayıp ballamış adama bakan sizsiniz, olayın cinsel boyutundasınız. Şu an aranızda en duygusal boyutta olan benim be! Kewell diyorum, gidiyor!)
Beni kızlar anlamıyorsa erkek kankalar anlar deyip, kankaların yolunu tuttum, fakat tez hemen yanlarından toz olmam da bir oldu:
“…abi kızda bi dekolte vardı.. senem sen burayı duyma haa..”
- peki duymam, hatta gidiim ben.
(o dekoltenin altından meme çıkacak bilmem mi hiç, üst dekolte sonrası konu alt dekolteye gelecek. Konu nereye gidecek, bunun farkında biri olarak, henüz alt dekolteye inmeden, başım önde, buruk evimin yolunu tuttum.)
……………………….

Kewell..
İçim kalabalık, içim yalnız.
O formayı çıkardığın gün, parıldak gözlerimin beni gözden çıkardığı gün olacak.
Kafamı avuçlarımın içine alıcam, belki de yastığıma yumulucam.Ve..Yüzüm şişene kadar ağlayacağım var mı..
Durum böyle…

11 Aralık 2009 Cuma

The Footy Babe Kick #2


KES TRAŞI SEVGİLİ

Babaların yadigarı bir söylem parçasıdır “kes traşı”; ama ne kadar anlam ifade eder. ” Kel başa şimşir tarak”tan daha kullanışlıdır, tavsiyedir.

Hala Beşiktaş-CSKA Moskova maçı konuşuluyor, aferin, konuşulsun. Bana asla kötü tat vermez bol bol konuşulan maçlar, her konuşandan maçla ilgili ayrı bir iştah bulurum ben. Açgözlüyüm, okuma doyumsuzuyum.
Aklımda en iz bırakan, İbrahim Toraman’ın cesur gol kurtarışı bence Bobo’nun golünden daha değerliydi benim gözümle, değil miydi söyleyin bana? Yalnız CSKA Moskova takım olarak öyle bir motive olmuş ki, gazete kuponu biriktirir gibi takipli, bir parti biletine beleş sadece bir içki içer gibi kıymet bilir(scotch mesela), Beşiktaş’tan korkuları yoktu.
Maçın başlamasına 1 dk. kala erkek arkadaşıma dedim ki:” Cins bir takım bu, yaratıcılığını öyle bir konuştururlar ki sen bile anlayamazsın..”

O daha Rüştü’yü sayıklayadursun.
” Sen bırak Rüştü’yü, ben Krasic’den korkuyorum. Zehir gibi delikanlı, durdurulmazsa atacak gol bak gör, marketing karma görüyorum ben onda..” O an Krasic’e kitlenmiştim.
Marketing karma ne be?!
Ağzımdan çıktı işte sevgili.. Golünü, her türlü oyundaki aktivitesini pazarlama yırtıklığı var yani Krasic‘de, o manada. Yırtık adam.
Söylediklerimden umudu kırıldı, kaşlarını düşürüp bana baktı, ”kes traşı” dedi.
Vay anasını, amma da naftalin kokulu geldi burnuma dediği. Anaanemin evi geldi sonra. Hoşuma gitti.
40 dk. sonra Krasic kesti benim sevgilinin traşını, gol tabi.. Adamla ahbap olsam bu gerçeği göremezdim ha.
İnönü atmosferini eleştirecek değilim, yok az kişi gitmiş..miş, boşmuş..muş..adamlar sonuçta deli gibi şakıdılar. Maçlara gidemeyene “çakma taraftar” denilmesine de karşı bu yürek.
Beşiktaş taraftarının bini de bir, biri de bir. Bir avuç olsalar bile kaç bin ayar çekerler,o kadar!

Not: Bu arada erkeklere kirli sakal yakışır, evet. Ama kimini at hırsızı gibi gösterir. Benim yakışır dediğim kesim Che’de durduğu gibi taşıyanlar.

1 Aralık 2009 Salı

The Footy Babe Kick #1


Cristiano Ronaldo, Gir Bu Kalpten içeri?

Nike Mercurial Vapor Superfly ayakkabılarıyla herkesin gönlüne giren, ama beni fethedemeyen biricik Ronaldo… “Hızın yeni silahı” sloganı niye benim kalbimde yavaş kalır?
Gerçekten düşündüm; itiraf etmek gerekirse daha geçen gün Barcelona-Real Madrid maçında, yeni düşündüm Ronaldo‘yu sevmeyi. Çünkü, Gönlü ve Futbol matematiği sağlam insanla izledim maçı (kafadan pek sağlam olmasa da..), tamamen bundan sebeple, o düşündürttü; yoksa Ronaldo’yu sevmek için halaa hiçbir kıpırtı olmazdı bende.
Maçta kenara çekildiğinde,”bak ama ya bak eksikliği hissedilmiyor bile”, dedikçe,” Aa, olur mu..” gibi tepkisiyle Ronaldo’yu ona daha fazla çekiştiremeyeceğimi anlayıp sustum.

Dünyanın en pahalı futbolcusu ya bu, sevmek için bir neden olamaz benim için. Herkes bonservis bedelini konuşadursun…ı-ıh.. bununla ikna olamam.
CR7(CristianoRonaldo-7) isimli butiğinden yığınla giysi göndersin bana, her kız gibi dayanamam da, ama bir müddet sonra doğrulurum, yine ikna olmam.
31 golle gol kralı mı olmuş.. yok yok bu da Ronaldo’nun düşerken poz vermesine gıcıklığımı gideremez.
2007-2008 sezonunda kanat oyuncusu olarak 41 gol atmış toplamda, bir sezon içinde bir George Best bir de Ronaldo’ymuş bunu yapan.
Aha, işte belki bu SOBE!
Ama vermesin işte şu pozları,önce sol profilden sonra sağ profilden, sonra da geriye ne kaldıysa… Medyanın iştahını açıp icabına bakan Show insanı olmasa bir de vallahi sevicem. David Beckham’ın Emporio Armani erkek iç çamaşırı modelliğini de kaptı, hayranlarına duyurulur 2010’dan itibaren boy gösterecekmiş sanırım.

Acıklı futbolcu manzarası istediğim falan yok. Ama bu kadar “money talks” yırtmalarını bir futbolcuya yakıştıramıyorum,elimde değil.
Annem bile bir keresinde,” yapma, nesini sevmiyorsun çocuğumun, cup cup öpülesi insan evladı”,demişti de, o dakika temiz hava, oksijen ya da benzer bir kimya almak istedim.
Bu “cup cup öpülesi çocuk”, jimnastikte artistik poz hareketi vardır hani, her topla buluştuğunda sanki kompozisyonunu tamamlamak istercesine, araya onu sıkıştırmasa olmaz…
Pazar günü tümm bu düşüncelerimden süzerek izlemek istedim kendisini Johan Cruyff röportajını da hatırlayarak. "Ronaldo, Manchester United tarihindeki 2 harika futbolcu George Best ve Denis Law’dan daha iyi bir futbolcudur."

Güzel bir kitap her şekil gözlerimi yaşartmıştır.
Ronaldo‘nun “Moments” adlı otobiyografisini alsam biraz daha yumuşar mıyım?

Not:Maç izlerken yanınızdaki adamla mıncıklaşma ve muç muç’laşma potansiyeli %1’dir. Bebeğim unutma ki o futbolsuz yapamıyor. Eğer yanınızdaki %1’likse, futbolun masumiyetini kendi masumiyetinize çevirip, yapışın dudağına gitsin, futbol ateşiii…
(Photo:Cristiano Ronaldo of Manchester United during the UEFA Champions League Group E match between Celtic and Manchester United at Celtic Park on November 5, 2008 in Glasgow, Scotland)
Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Barbarossa. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan