8 Şubat 2011 Salı

Ali Ece Twitter'a Dönsün Kampanyası

Ali Ece'siz bir twitter bunlardan herhangi biri; Johan Cruijff'suz Hollanda / Maradona'sız Messi'siz Arjantin / George Best'siz Kuzey İrlanda / Bill Shankly'siz, Gerarrd'sız Liverpool / Tito'suz Yugoslavya / Knut Hamsun'suz Norveç / Kenny Dalglish'siz İskoçya / Moda'sız Kadıköy / Cantona'sız Manchester United / Clint Eastwood'suz Sergio Leone'siz Western / MAF'sız Gordon Milne / Philip K. Dick'siz Bilimkurgu / Joe Strummer'sız The Clash / Kemal Sunal'sız Türk Sineması gibi bir şey. Biri olmasaydı diğeri olurdu ama tam olmazdı. Tam olmuyor da.

Ali Ece çıktan sonra twitter bunlardan herhangi biri; Cantona uçan tekme atıp ceza yedikten sonraki zevksiz Manchester United ya da ağzı burnu dağılan Simmons / başrol kahramanı yeni sözleşmeyi reddince devamı başka bir aktörle çekilen uyduruk devam filmi / Zeki Demirkubuz'un romantik komedi çekmesi / Lost'un dandik Finali (!) / Yaşar Duran'ın İngiltere'den yediği bir araba dolusu gol / Ömer Üründül, Erman Toroğlu ve hatta Reha Muhtar! / The Stone Roses'ın dağılması!

Abarttık mı, belki çok az. Twitter O olmadan da var, ama hep biraz eksik, hep daha suskun. Şu an twitter'a dönmesini istediğim tek bir insan var; o da Ali Ece. Muhabbetinden, sohbetinden bizi mahrum bırakmasın. Dönsün - seksolog Erman'a, "Çok, çok" Ömer'e, Gargamel ve çetesine, onları sevenlere inat; kaliteli spor insanlarına küfredenlere inat. Döner mi dönmez mi, o küfreden aşağılıklarla yine uğraşmak ister mi bilemiyorum. Empati kuruyorum, belki ben de onun yapacağı şeyi yapardım orası kesin. Ama bize ve bizim gibi düşünenlere düşen, çürük elmaların yanında sepette parlak elmaların da olduğu hatırlatmak. Onu bildiğine de eminim, o zaman ona olan sevgimizi bir daha göstermek bu gönlü geniş insana. Kendisini çok iyi anlamakla beraber, dönerse de seviniriz.

5 Şubat 2011 Cumartesi

Patlama Zamanı Geldi mi?


Profosyonel olduğu günden bu yana Amerika futbolunun patlama yapmasını beklediği (Bir diğeri Rizespor'a imza atan, FM oynayanların yakından tanıdığı Freddy Adu), ancak bunu bir türlü gerçekleştirememesinden ötürü zaman zaman 'overrated' damgasına maruz kalan Jozy Altidore, artık kendisini son şampiyonumuz Bursaspor kanatları altında göstermek için çabalayacak. Kenny Miller'ın da katkısıyla etkileyici bir forvet hattına sahip olan Bursaspor ise bu oyuncunun gerçek potansiyelini sahaya yansıtması adına elinden geleni yapmaya çalışacak.

Onun da kurtuluşu futboldu!

Haitili bir ailenin oğlu olan Altidore'da küçüklüğünde futbolu kurtuluş yolu olarak seçenlerden. Bir röportajında 5 kişilik ailesinin Haiti'den ABD'ye ceplerinde sadece 200 dolar ile geldiğini söyleyen Altidore, zorluklar içinde geçirdiği çocukluk yıllarından sonra futbol ile ailesini zor zamanların içinden çekip almayı başarmış bir oyuncu. (Dün oynanan Bursaspor-Sivasspor maçında tribünde olan Altidore ve Annesi, hepinizin dikkatini çekmiştir).

2006-2008 yılları arasında 3 sezon New York Red Bulls forması giyen Altidore'un dikkatleri çekmesi çok uzun sürmemişti. Henüz Avrupa'ya açılmadan dahi EA Sports'un Kuzey Amerika yüzü olmayı başarmıştı bile! Üstelik kapak çekimlerinde yanında Ronaldinho vardı. Tabii ki onu el üstüne çıkaran sadece EA Sport değildi, rivayet odur ki Real Madrid onunla sözleşme imzalamak adına ABD'ye gider ancak ne olduysa bu işin içinden sıyrılan Villarreal olur. Jozy Altidore, 2008-2009 sezonu öncesinde Villarreal ile sözleşme imzalar ve hayallerinin peşinden gitmeye devam eder. Bu süreç, aynı zamanda büyük beklentilerin oluştuğu Altidore için bir baskı döneminin de başlangıcı sayılabilir. Sarı Denizaltılar Altidore için 7.4 milyon avro ödemişlerdir ve genç oyuncu bunun hakkını vermek zorundadır...

Villarreal'de ilk sezonda sadece 1 gol atabilir Altidore. Oynadığı maç sayısı ise sekizdir. İlk sezonunda yeterince şans bulamayan Altidore, kulüp formasına nazaran Milli Takım ile önemli işler yapmıştı. 2010 Dünya Kupası'nun provası olarak görülen 2009 Konfederasyonlar Kupası'nda İspanya Milli Takımı'nın 35 maçlık yenilmezlik unvanına son verdiği akşam açılış golünün sahibi Altidore'dan başkası değildi. Ardından döndüğü Villarreal'de büyük bir çekişme onu bekliyordu ve kazanması çok zordu. Forvet hattında bulunan Rossi ve Nilmar gibi isimler, Altidore'un Villarreal'de arka planda kalmasına sebep oluyordu. 2008-2009 sezonunu Xerez'de sakat sakat ve hiç maç oynamadan kabus gibi geçiren Altidore için yeni durak 2009-2010 sezonu öncesinde Hull City idi.

Patlama zamanı geldi mi?

Hull City Altidore'u kiraladığında aynı zamanda satın alma opsiyonunu da elinde bulunduruyordu. Hull City'ye transfer olduğu ilk günler tek derdi çalışma izni çıkarmak olan Altidore, bunu başardıktan sonra gol atma sıkıntısı ile daha büyük problemler ile uğraşmaya başlamıştı. İlk golünü Bolton filelerine bırakan genç oyuncu, Manchester City ve Sunderland'e de birer gol bırakıp, zaman zaman yedek başladığı 28 maçta forma giymişti. Toplamda attığı gol sayısı ile sadece beş olan Altidore'un beklentilerin uzağında kaldığı bir gerçekti. Herkes, diğer bir ABD'li oyuncu Freddy Adu gibi onunda artık gelişme gösteremeyeceğini düşünüyordu. Onun bonservisini almaktan vazgeçen Hull City teknik ekibi, aynı zamanda Altidore'u Villarreal'de yeniden çıkmazın içine sürüklemişti. 2010-2011 sezonu başladığında Villarreal forvet hattı yine yıldız isimlerden kuruluydu ve Amerikalı oyuncunun forma giyme şansı çok azdı. Avrupa Ligi'nde tek bir maça çıkan Altidore, bu kez yeni bir macera için yeni bir ülkeye doğru yol alıyordu; Türkiye...

2010-2011 sezonun ikinci yarısı için Bursaspor ile kiralık anlaşmaya varan Altidore, çıkışını topraklarımızda arayacak. Annesini yanından ayırmayan Alditore, yine onun destekleri ile Bursaspor'da başarılı olmak için elinden geleni yapacak. Bitirici vuruşları için çok iyi cümleler kuramaskta Spor Toto Süper Lig için fiziğini ve atletik yapısını ele aldığımızda başarılı olabileceğini söylemek mümkün. Bursaspor'un ilk maçını ve taraftarını tribünden izleyen Altidore, henüz 21 yaşında olmasına rağmen karmaşık bir futbol geçmişine sahip. Genç oyuncunun beklenen patlamayı Bursaspor'da yapıp yapamayacağını hep birlikte göreceğiz.

Bu Yazı aynı zamanda Goal.com Türkiye adına yazılmıştır.

Oğuz Öztürk / Goal.com Türkiye

3 Şubat 2011 Perşembe

Tottenham'ın devre arasında alamadığı oyuncular


Premier Lig'de bu sezon büyük hedefleri olan Tottenham'da devre arası transfer dönemi oldukça kaotik geçti. Kuzey Londra temsilcisinin adı bu dönem boyunca pek çok önemli isimle yazıldı, çizildi ama beklenen bomba bir türlü patlamadı.

Tottenham taraftarı açısından oldukça heyecanlı başlayan ocak ayı, Steven Pienaar ve Bongani Khumalo transferleriyle sona ererken, beklenen golcü bir türlü transfer edilemedi.

Goal.com Türkiye'nin hazırlamış olduğu kabarık liste:

Charlie Adam
Yaş: 25
Kulüp: Blackpool
Doğum Yeri: İskoç
Transfer aşaması: Teklif kabul edildi
Neden istediler: Kimseyi alamayınca yapılan bir son dakika hamlesiydi.
Neden alamadılar: 9 milyon avro karşılığında anlaşma sağlansa da resmi işlemler yetişmedi ve transfer sezonu kapandı.

Sergio Agüero
Yaş: 22
Kulüp: Atletico Madrid
Doğum Yeri: Arjantin
Transfer aşaması: Teklif reddedildi
Neden istediler: Takımı sırtlayabilecek dünya çapında bir golcü arzusu.
Neden alamadılar: İspanyol kulübü Tottenham'ın önerdiği 45 milyon avroyu az buldu. Daha sonra oyuncu kulübüyle kontrat yeniledi.

David Beckham
Yaş: 35
Kulüp: Los Angeles Galaxy
Doğum Yeri: İngiltere
Transfer aşaması: Görüşme
Neden istediler: İkonik oyuncu hem takımın havasını değiştirecek, hem de deneyimiyle kısa sürede takıma katkı sağlayabilecekti.
Neden alamadılar: Amerikan ekibi onu sezon sonuna kadar kiralamak istemedi. Redknapp da Beckham için ödenecek ücreti fazla buldu.

Karim Benzema
Yaş: 23
Kulüp: Real Madrid
Doğum Yeri: Fransız
Transfer aşaması: Soruşturma
Neden istediler: Jose Mourinho ile pek iyi ilişkiler içinde olmaması nedeniyle sıcak baktılar. Hem de aradıkları kalitede bir isimdi.
Neden alamadılar: Real Madrid kadrosunda yaşadığı sakatlıklar sebebiyle onu bırakmak istemedi.

Andy Carroll
Yaş: 22
Kulüp: Newcastle (şu an Liverpool)
Doğum Yeri: İngiltere
Transfer aşaması: Teklif reddedildi
Neden istediler: Uzun boyu, güçlü fiziği ve bu sezon çok formda olması ilgi çekti.
Neden alamadılar: Transferin kapanmasından iki gün önce yapılan 26 milyon avroluk teklif reddedildi. Daha sonra 40 milyon avro karşılığında Liverpool'a transfer oldu.

Edinson Cavani
Yaş: 23
Kulüp: Palermo/Napoli (kiralık)
Doğum Yeri: Uruguay
Transfer aşaması: Soruşturma
Neden istediler: Serie A'daki muhteşem formu, harika bitiriciliği ve hava toplarındaki hakimiyeti.
Neden alamadılar: Napoli onu devre arasında bırakmaya yanaşmadı.

Lassana Diarra
Yaş25
Kulüp: Real Madrid
Doğum Yeri: Fransa
Transfer aşaması: Teklif reddedildi
Neden istediler: Portsmouth'dan eski öğrencisi olan Diarra'yı Redknapp çok istedi.
Neden alamadılar: Tottenham'ın 13 milyon avroluk teklifini reddeden Real Madrid, 23 milyon avro istedi. Oyuncunun haftalık ücreti de transferin önündeki bir diğer engeldi.

Edin Dzeko
Yaş: 24
Kulüp: VfL Wolfsburg (şu an Manchester City)
Doğum Yeri: Bosna-Hersek
Transfer aşaması: Soruşturma
Neden istediler: Fiziki gücü, kalitesi ve hava toplarındaki hakimiyetiyle aranan kandı.
Neden alamadılar: 30 milyon avro ödemeye hazırlardı ancak Manchester City de devreye girince geri çekildiler.

Luis Fabiano
Yaş: 30
Kulüp: Sevilla
Doğum Yeri: Brezilya
Transfer aşaması: Teklif reddedildi
Neden istediler: Brezilyalı milli futbolcu da takıma seviye atlatacak isimlerden birisiydi.
Neden alamadılar: Kiralama teklif edildi ancak oyuncuya ödenecek maaş konusunda anlaşma sağlanamadı İspanyol ekibiyle.

Diego Forlan
Yaş: 31
Kulüp: Atletico Madrid
Doğum Yeri: Uruguay
Transfer aşaması: Görüşme
Neden istediler: Dünya Kupası'nın en iyi golcüsü seçilmesi ve kendini kanıtlamış olması.
Neden alamadılar: Atletico Madrid'in istediği 18 milyon avroyu ödemeye yanaşmadılar.

Hulk
Yaş: 24
Kulüp: Porto
Doğum Yeri: Brezilya
Transfer aşaması: Soruşturma
Neden istediler: Hızlı, güçlü ve müthiş bir top sürme yeteneğine sahip olması.
Neden alamadılar: 30 milyon avro isteyen Porto onu sezon sonundan önce satmak istemedi.

Fernando Llorente
Yaş: 25
Kulüp: Athletic Bilbao
Doğum Yeri: İspanya
Transfer aşaması: Teklif reddedildi
Neden istediler: Aranan golcü özelliklerine sahip olması. Uzun, teknik ve bitirici.
Neden alamadılar: 35 milyon avroluk teklif yeterli bulunmadı. Daha doğrusu kulübü onu devre arasında bırakmak istemedi.

Romelu Lukaku
Yaş: 17
Kulüp: Anderlecht
Doğum Yeri: Belçika
Transfer aşaması: Soruşturma
Neden istediler: 'Yeni Drogba' olarak gösterilen genç yetenek geleceğe yatırım olarak görülüyordu.
Neden alamadılar: Oyuncu ve babası bu transferi 'henüz erken' diyerek doğru bulmadılar.

Scott Parker
Yaş: 30
Kulüp: West Ham
Dopum Yeri: İngiltere
Transfer aşaması: Teklif reddedildi
Neden istediler: Redknapp'ın orta saha için düşündüğü isimlerden biriydi.
Neden alamadılar: Pazar günü yapılan 12 milyon avroluk teklif West Ham tarafından kabul görmedi.

Alvaro Negredo
Yaş: 25
Kulüp: Sevilla
Doğum Yeri: İspanya
Transfer aşaması: Teklif reddedildi
Neden istediler: İstenen santrafor transfer edilemeyince son gün Negredo'ya yöneldiler.
Neden alamadılar: 18 milyon avroluk teklif Sevilla yönetimi tarafından reddedildi, oyuncuyu devre arasında satmak istemediler.

Giuseppe Rossi
Yaş: 24
Kulüp: Villarreal
Doğum Yeri: İtalya
Transfer aşaması: Teklif reddedildi
Neden istediler: İspanya'daki müthiş formu.
Neden alamadılar: Ocak ayı başında yapılan 30 milyon avroluk teklif geri çevrildi. Son gün 35 milyn avroya kadar çıksalar da Villarreal Rossi'yi bırakmadı.

Luis Suarez
Yaş: 24
Kulüp: Ajax (şu an Liverpool)
Doğum Yeri: Uruguayan
Transfer aşaması: Görüşme
Neden istediler: Aranan 'komple santrafor' özelliklerine sahip olması ve Ajax'daki harika form grafiği.
Neden alamadılar: Redknapp son anda kararından vazgeçerek Suarez için ödenecek 25 milyon avroyu fazla buldu. Son anda bir teklif daha yapsalar da Liverpool çoktan araya girmişti bile...

Mirko Vucinic
Yaş: 27
Kulüp: Roma
Doğum Yeri: Karadağ
Transfer aşaması: Soruşturma
Neden istediler: Redknapp'ın istediği özelliklere sahip bir başka isimdi.
Neden alamadılar: Redknapp onun için istenen 20 milyon avroyu fazla buldu.





1 Şubat 2011 Salı

Günlük güneşlik bir yer, yüz yılı aşkın bir futbol tarihi. Malta'nın her daim sonuncu olmasını değiştirmek gerek...


Akdeniz’in göbeğinde bir ada ülkesi Malta… Aslında adacıklar demek daha doğru olur. Malta ülkesi üçünde insanların yaşadığı yedi adacığının birleşimi… Gezip gitmek gerek aslında. İnsanların yaşamadığı adacıklarında bizleri Lost türüründe maceralar bekliyordur belki, kim bilir?

Akdeniz insanlarını bilirsiniz. Hafif tembellkik, belki biraz uyuşukluk ve pek tabii siesta alışkanlığı… Malta’da da bunların yanında alışkanlık haline gelen bir şey daha var, o da futbol… Bu küçük ülkede yaşayan Akdeniz insanları futbolla yatıp futbolla kalkıyorlar. Milli takımları pek iyi bir düzeyde değil, kulüp takımları hiç yok denecek kadar az. Buna rağmen ülkede ulusal futbol ligi 1909′dan beri düzenli olarak oynaıyor. Hibarnians, Sliema W. ve Florina ülkede en çok deteklenen takımlar. Zaten geriye kalan takım sayısıda bir elin parmaklarını geçmiyor. Malta’da yaşayan sakin insanlar Malta milli takımı dışında İngiltere ve İtalya milli takımlarını da kendi ülkeleri gibi destekliyorlar. Son Dünya Kupası’nda İtalya’nın şampiyon oluşundan sonra ülkede sabahlara kadar yapılan kutlamalar Maltalı insanların kendilerini biraz İtalyan gibi hissettiklerinin de bir kanıtı. Malta milli futbol takımınında başarı elde etmesini hayal etmeden de duramadıkları kesin. Fakat onlar için başarı bir kupa değil. En kötü Dünya ya da Avrupa Şampiyonası eleme gruplarında sonuncu olmamak… Ülkenin direk turnuvaya dahil olması ise ulusal bir bayram nedeni olabilir Malta için…

Ülke halkının mutluluğu İngiliz ve İtalyan milli takımlarının başarılarında aramaları biraz ilginç fakat biraz da mecburi… Malta’daki insanların çoğunun kendini İtalyan ya da İngiliz hissetmesi veya bu ülkelerin kökenlerinden gelmesi yine bu durumda etkili bir durum gibi… Mecburiyetten kasıt ise Malta milli futbol takımının sürekli aynı yerde sayması ve bir türlü kıpırdayamaması… Öyle ki, Malta futbol takımı 1964′ten 2008′e kadar katıldığı Avrupa Futbol Şampiyonaları elemerinde olduğu gruplarda sürekli sonuncu olarak istikrar yakalamış… Yine 1974′ten beri katıldığı Dünya Kupaları eleme gruplarında da sürekli sonuncu olmuş. Yine milli takımın bu elemerde aldığı toplam galbiyet sayısı sadece dört…

Her ülkenin milli bir futbol kahramanı vardır elbet… İşte Malta’da da bu kahraman Michael Mifsud. 28 yaşındaki Mifsud’u duyanlarınız vardır. Ülke futbolunun aksi bir durumda Mifsud, kendine Almanya ve İngiltere liglerinde her daim yer bulmuş bir isim. 2001-2003 yılları arasında Kaiserslautern‘de, 2007-2009 arasında ise Coventry City‘de oynamıştı. Coventry’de geçen 2 yıl için onun altın çağı demek mümkün. Ülkenin Ulusulararası üne sahip tek futbolcusu olan Mifsud şimdilerde ise Burnley’de kiralık olarak forma giymeye devam ediyor. Halen, Mifsud birgün futbolu bıraktığında onun kadar yetenekli olacak bir Maltalı futbolcu yok. Tüm milli takım Mifsud’un çevresinde toplanmış durumda… Yine Carmel Busuttil de en çok forma giyen isim Malta’da.

Her ülkenin milli bir futbol kahramanı vardır elbet… İşte Malta’da da bu kahraman Michael Mifsud.


Malta futbolundaki son paragrafımız Hibernians ve Sliema Wanderers F.C.‘ye ait. Bu iki takımdan Sliema W. 1909 yılında kurulmasına paralel olarak en eski futbol kulübü ve Malta Ligi’nde 23 şampiyonluk ile en çok şampiyon olan kulüp olarak öne çıkıyor. Fakat Sliema W., son yıllarda Hibernians gibi kulüplerin Malta dışındaki futbolculara ve teknik direktörlere yönelmesi nedeniyle beş yıldır şampiyon olamıyor. Ligin son şampiyonu Hibernians… Güney Amerika’lı futbolcu modası Malta’da var ve Hibernians’ta halihazırda bir Uruguay’lı, bir Arjantin’li ve bir de Brezilya’lı futbolcu ter döküyor. Bu üçünün içinde ligde fırtına gibi esen ise Flemengo altyapısı ürünü olan fakat ülkesinde aradığı mutluluğu Malta adalarında bulan Helton Morelto gollerini sıralıyor…

Malta tarihinde yüzyıllar içinde tek bir dönüm noktası gösterilir. O da yıllar yıllar önce Osmanlı donanmasının kuşatmasına karşı 80 yaşındaki Grand Maître (üstad-ı azam) Jean de la Valette‘in komutasında gerçekleştirilen savunmadır… Bu olay Malta tarihinde ‘milat’ olarak kabul edilir. Şimdilerde ise aynı milat Malta futbolu içinde geçerli. Futbol geçmişi çok eskilere, 1900′lü yıllara dayanan Malta artık bir şekilde San Marino gibi ülkelerden sıyrılıp kendini gösterebilmeli… Malta futbolu ve geleceği ile ilgili Hibernians futbol takımı teknik direktörü olan ve ülkede sadece bir yıl geçiren İngiliz Mark Miller‘in sözü ışık tutacak cinsten;

" Günlük güneşlik bir yer, yüz yılı aşkın bir futbol tarihi… Bu ülkenin futbolunu geliştirmemiz gerek. En azından benim içim Malta’nın katıldığı her elemede sonuncu olmasına el vermiyor…"

Bakalım yüzyıllardır aynı yerde seyreden Malta futbolu 2012 elemeleri ile beraber bir kıpırdanma içine girebilecek mi?

Malta National Football Team @ Wikipedia

-Tekrar Gösterim-

Bobby Charlton

Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Barbarossa. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan