21 Ocak 2011 Cuma

Yasemin Ülkesi Tunus'tan bir futbol efsanesi; El Tarık

Tunus'ta yaşanan halk ayaklanmasından sonra bu ülkeye olan ilgimiz biraz daha arttı. Futbolundan bahsetmeden olmazdı. Daha önce de yazdığımız Tarık Diab, Yaseminler ülkesi Tunus'un bilinen en efsane futbolcusu...

Bir Tunuslu'ya gelmiş geçmiş en iyi futbolcunuz kim diye sorsanız, büyük ihtimalle Tarık Diab (Avrupalı kaynaklara göre Tarek Dhiab) diyecektir. 1977'de "Afrika'da yılın futbolcusu" ödülünü almış olan bu adam, Dünya'nın diğer kıtalarında hak ettiği üne kavuşamasa da, Afrika için önemlidir.

1978 Dünya Kupası'nda Tunus'un da içinde olduğu grupta Rummenigge'li, Hansi Müller'li Batı Almanya, o yılların müthiş oyuncuları Lato'lu, Tomaschewski'li, Szarmach'lı Polonya ve Hugo Sanchez'li Meksika vardı. Tunus'ta ise kimseyi sayamıyordu Avrupalı ve Amerikalı futbol severler. Ama Afrikalı izleyeciler biliyordu; 23 yaşındaki oyun kurucu Tarık Diab vardı. Bu adam Tunus'un 10 eleme maçında 7 gol atmıştı.

Hem sağ hem sol ayağını kullanan bir "10 numara" Tarık için Tunuslu otoriteler "120 dakikalık nefesi var" diyordu, "dünyayı sallayacak" diyordu. Tarık ise ilk maçında Meksika karşısında harikalar yaratıyordu. Yatıra kaldıra attığı çalımlar ve müthiş paslar sayesinde Meksika 3-1 yenilmiş, Tarık da takımının son golünü atmıştı. Bu galibiyet bir Afrika takımının Dünya Kupası'nda elde ettiği ilk galibiyet olmuştu. Maçı anlatan Arjantinli spikerin iki lafından biri "El Tarık" olmuştu. Tribünler inliyordu: "El Tarık! El Tarık!" Tarık Diab'ı tanımayan Avrupalı taraftar ise şaşkındı, kimdi bu adam?

İkinci maçta El Tarık ve arkadaşları Polonya'ya 1-0 ile teslim oldular. Üçüncü maç ise Tarık'ın iyi oynadığı maçlardan biriydi fakat ne yazık ki, 0-0 berabere kalınmıştı dünya devi Batı Almanya ile. Tunus beklenmeyeni yaptı, 3 puanla (Bir galibiyet, bir beraberlik, bir yenilgi: 2+1+0) üçüncü oldu grupta ve bir üst tura yükselemedi ama herkesin beğenisini kazandı.

El Tarık bundan sonra, Avrupa hayalini gerçekleştiremedi ve ülkesinde futbol oynamaya devam etti. Tunus milli takımı ise 1998'e kadar Dünya Kupası yüzü görmedi, Afrika Uluslar Kupası'nda başarılı olamadı. El Tarık; Tunus'ta "İmparator", Avrupa'da ise "Tunus'un Netzer"i lâkabını aldı . Bir dönem Suudi liginde de oynadı. 1990 yılındaki İngiltere maçıyla kariyerine son verdi. 2006 yılında BBC tarafından Tunus'un Dünya Kupası efsanesi seçildi. Tunus'un gelmiş geçmiş en iyi oyuncusu ve en iyi oyun kurucusu olduğu görüşü hâlâ hakimdir, şu an Tunus'ta yorumculuk yapıyor.

Tekrar Gösterim

20 Ocak 2011 Perşembe

20 Ocak 1989; Kırmızı - Beyaz'ın Yanına Siyah'ın da Eklendiği Gün

Bursaspor'un devrimini konuşuyoruz ve bu devrimin de başında bir Samsun efsanesi olduğundan Samsunlular olarak büyük gurur duyuyoruz. Ama bu devrimi zamanında Samsunspor da yapardı, 80'li yıllardan itibaren yakalanan jenerasyonun altını çizelim. Özellikle de bu jenerasyon 80'lerin son yıllarında iyice zirve yapmış ve dört büyüklerin de tahtını sallamaya başlamıştı.

1985-1986 ve 1986-1987 sezonlarında yakalanan üçüncülük, 1987-1988 sezonunda dördüncülük vardı. 1986-1987 sezonunda da son beş haftada kaçmıştı aslında şampiyonluk ama yakalanan bu başarı ve zirve istikrarının mutlaka meyvesi alınacaktı. Ortada iyi bir kadro, müthiş bir jenerasyon ve başarıya kenetlenmiş bir Samsun halkı vardı.

Ama kader böyle birşey, ne olacağını bilemezsin. Bugün birşey için seviniyorken, yarın olmadık bir darbe alıp bütün hayallerin çöpe gider. İşte 20 Ocak 1989 tarihi Samsunspor için kara bir gündür, Malatyaspor deplasmanına giderken Havza ilçesinde yaşanan kaza sonucunda Samsunspor Teknik Direktörü Nuri Asan, futbolculardan Muzaffer Badaloğlu, Mete Adanır ve Tomiç'le, şoför Asım Özkan öldü. Kaleci Fatih, Emin, Kasım gibi niceleri de yaralandı, bazıları sakat kaldı ve futbolu bıraktı.

Bu da başlama evresinde olan bir devrimin sonuydu aslında. Samsunspor, bu kazanın ardından çok zor toparlandı ama yine de ayakta kalmayı başardı. Bir şekilde Birinci Lig'e tutundu, bütün yaralarını sardı ama yakalanan müthiş havanın yerini artık siyah bir gökyüzü almıştı. Nitekim o tarihten sonra kırmızı beyaz olan Samsunspor renklerinin arasına bir de siyah eklendi.

Söyleyecek fazla söz yok aslında, benim jenerasyonum pek hatırlamasa da benden büyük olanlar bu kazayı iyi hatırlayacaktır. Eminim ki içerisinde insan ve futbol sevgisi olan herkes de o gün Samsunspor ile beraber bu acıyı yaşamıştır. Umarım Samsunspor'u yeniden ait olduğu yerlerde görmek mümkün olur ve bütün Samsunlular olarak bu başarıyla gururlanırız.

Sevgili dostum Burak Eren'e yazı için teşekkürler. (Bu yazının orjinali "Sportif Cümleler" Blogundadır.)

Roma şehrini paylaşamayan iki 'kardeş'


Roma ateşi İtalya Kupas'ında tekrar yandı. Roma ve Lazio, büyük bir hikayeye konu olan rekabetlerinin en yenisini dün tekrar yazdılar. 1927'de oynanan ilk maçtan günümüze uzanan bir futbol hikayesi daha...

Tanrı'nın şehri Roma, yine dünyanın en büyük derbilerinden birine tanıklık etti. Lazio ve Roma, hiçbir zaman İtalya'nın en sevilen ya da en başarılı iki takımı olamadı. Serie A'da çok fazla şampiyonlukları da yok. Esasında bu iki kulüp komple İtalya'yı pek umursamaz. Onlar için önemli olan sadece Roma şehridir. Çünkü onlara göre İtalya Roma demektir.

Aynı odayı paylaşamayan iki kardeştir aslında Roma ve Lazio. Romalılar isim olarak şehrin sahibi gibi görünür ancak bilmedikleri şey Lazio'nun bir eyalet olduğu ve Roma'nında başkenti olduğudur. Bir türlü bitmek bilmeyen bu tartışma her maçta iki takım tribünün de şu pankartın açılmasına neden olur : " Roma'da misafirsiniz..."

En "Sığ" hali ile anlatmak gerekirse, Roma Hümanist, Lazio ise ırkçıdır... Evet, Lazio taraftarının ırkçı olduğu bi gerçek... Bir futbol kitabında yazılan sözler herşeyi anlatıyor: " Bütün Laziolular faşist değildir ama bütün faşistler Lazioludur..."

İki kulüp arasında başka bir kavga da Lazio'nun yaşça Roma'dan büyük olması sebebiyle kopar. Lazio kendini şehirdeki en eski kulüp olmak ile överken, Roma'da hemen kendisinin ilk futbol kulübü olduğunu savunarak misilleme yapar.

Lazio ilk doğduğunda tarih 1900'dür ve renk olarak Olimpiyatların doğum yeri olan Yunanistan'ın renklerini alır. AS Roma ise tam 27 yıl sonra, 1927'de faşist rejimin isteği ile kurulur. Lazio, birçok kulübün birleşerek kurduğu bu takıma daha sonraları yakınlık göstereceği rejime karşı koyarak katılmaz.

Roma'daki Stadyum, kavga eden kardeşlerin ortak kullanım alanıdır. Olimpiyat stadını tam ortadan ikiye bölerek kullanırlar. Basın tribününden bakıldığında sol taraf “Curva Nord” Lazio’nun dur. Roma taraftarı ise “Curva Sud” denilen mekanda yani sağ taraftaki tribünlerde yer alır.

İki takım taraftarının da sahada 'benimsedikleri' isimler vardır. Bu Roma için Francesco Totti'den başkası değildir. Totti, Roma taraftarının 'sarı ilahı' dır. Lazio'da ise sevilmek için 'beyaz' olmak gerekir. Öyle ki, Fransız oyuncu Lilian Thuram Lazio'nun teklifini sırf bu yüzden çevirmiştir ve bunu da inkar etmemiştir. Yine Lazio taraftarı için siyasi görüş bir numaralı unsurdur sahada efsane olmak için. Bununla paralel olarak 'Sırp kasabı' Sinisa Mihajlovic çok sevilir Laziolular tarafından. Sırp oyuncunun yanında P. Di Canio'nun ise ayrı bir yeri vardır. Lazio formasıyla, bir Livorno maçında attığı golden sonra, tribünlerin önünde sağ elini kaldırarak nazi selamı veren ve zaten golle çıldırmış olan İrriducibili’yi çoşturan Di Canio artık bir efsanedir Lazio için.

İki takımın maçlarından önce kavga hiç eksik olmaz. Ya sahada olur, ya tribünde. Bu bir şekilde yaşanır. 2001 ve 2004 yıllarında en büyük olaylar yaşanır. Ve yine bugün, Roma şehrinin iki yaramaz kardeşi derbi ateşini tekrar yakacaklar. Biz futbol romantikleri ise yerlerimizi alıp heyecana ortak olacağız.

(Bu yazı 7.11.2010 tarihinde Serie A da oynanan Lazio-Roma maçından önce Goal.com Türkiye için yazılmıştır. )

19 Ocak 2011 Çarşamba

Pique - Beckenbauer


New York Cosmos "Director of Soccer"

Sırf Fotoğraf için paylaşmaya değer. Eric Cantona MLS'in köklü ekiplerinden New York Cosmos'un yeni Sportif direktörü oldu. Son olarak New York Cosmos ile ilgili ayrıntılı bir röportajı Four Four Two dergisi Ocak sayısında bulabilirsiniz. Zamanında kadrosunda Pele ve Beckenbauer gibi isimleri bulunduran Amerikan Futbol tarihinin en 'cool' kulübü New York Cosmos'un yöneticileri Carl Johnson, Paul Kemsey ve Terry Byrne ortak bir paydada buluşmuşlar. "Cosmos'un dönüşü muhteşem olacak..."
Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Barbarossa. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan