Dün gece Barcelona-Bayern maçı için söylenecek ilk şey Barcelona'nın Bayern'e sahayı dar ettiğidir. Tamam bir maçta çok gol atarsın, çok pozisyona da girersin. Ama Barcelona'nın Bayern'e yaptığı başka bir şey. Şimdi isim bulamıyorum bu duruma. Her golden sonra sanki hala gol yokmuş gibi devam eden, rakibine pas bile yaptırmayan bir takım olmuşlar artık. Eto'o ileride yırtıcılığı ve girişimciliği ile, kanatta Messi ki zaten onu yazmaya bile gerek yok, İniesta, defansta Puyol... Özellikle orta alanda yaptıkları pas trafiği stadı dolduran binleri ve TV başındakileri mest ediyor adeta. Daniel Alves'ide unutmamak gerek. Ribery bile çok sıradan bir oyuncu profili çizdi o kanatta. Maç boyunca Ribery sanırım bir ya da iki kez ard arda adam falan geçmiştir. İlk yarı farkı yakalayan Barcelona pek sıkmadı kendisini diğer devre ama o yaptığı paslar ile Almanların canını çok feci sıktı. İspanyol seyirciler takımı alkışlamaktan bıkmış olmalılar kesin.
Bayern'de iyi olan hiç kimse yoktu. İleride Luca Toni ne yapsın ki. Lucio yok, Lahm yok. Bruno da çaresiz kaldı doğal olarak. Hamit Altıntop'ta arkadaşlarına ayak uydurmak zorunda kaldı ve ikinci yarıda oyundan alındı. Bayern için bunlardan fazla yazacak bir şey yok. Bundesliga'da yedikleri 5 golden sonra Barca'da 4 tane atınca sanırım içleri kan ağlıyordur.
Gelelim Liverpool-Chelsea maçına. Yazının başında da belirttiğim gibi tüm futbolseverler Star Tv'nin bu maçı yayınlamasını istediler. Chelsea'nin başında şuan Scolari bulunsaydı Anfield'da Liverpool'u yenmeleri sürpriz olarak değerlendirilebilirdi. Fakat Hiddink faktörü bambaşka bir durum. Gittiği her takımın çehresini değiştiren Hollandalı bunu Mavilere de çok güzel uygulamış besbelli. Maçın tek sürpriz denecek tarafı Rafa Benitez'dir. Şampiyonlar Ligi teknik adamı olarak adlandırılan Rafa, kendi evlerinde aldıkları bu mağlubiyete en çok şaşıran olmuştur büyük ihtimal. İvanovic ve Drogba'nın golleri ile rakibine EPL'de iki kez kaybeden Chelsea, intikamını da almış oldu böylece.




İkinci yarı başladığında ise sürekli gelişen Manu atakları maçın çevrileceği gibi bir görüntü hissettirdi. Fakat Porto oyun anlayışından taviz vermeyerek bu atakları savuşturmasını bildi. Ancak ilk yarıda yaptığı gibi Manchaster'ın hücumlarından kaptığı topları etkili kullanamadı ve gelişi güzel bir şekilde uzaklaştırdı. Maç seksenlere kadar Manu'nun gol atma isteği ve Porto'nun bir anlık boşluklardan 'acaba gol olur mu?' der gibi oynamasıyla geçti. Tevez'in girmesiyle ileride biraz daha fazla hareketlilik yaşayan Manchaster United, Rooney'in asisti ve Tevez'in golü ile 2-1 öne geçti. Herkes derin bir 'oh' çekmiş görünüyordu İngiliz tarafında. Fakat Porto adına Mariano Gonzalez İngiliz taraftarların sevinçlerini kursaklarında bırakan isim oldu. Maç son dk larda 2-2 ye geldiğinde seri bir şekilde sakız çiğneyen Sir Alex Ferguson, aynı anda seri bir şekilde Dragao Stadı'nda ne yapacağını düşünmeye başlamıştı bile. Maç bittiğinde büyük bir avantaj yakalayarak döndü evine Porto ve evindeki maçı beklemeye koyuldu. 2004Teki tarih tekerrür etmiş oldu.

Bu akşamın bir diğer maçı ise El Madrigal'de Villarreal ve Arsenal arasında oynanacak. Villarreal, Şampiyonlar Ligi'nde bambaşka bir kimliğe bürünüyor ve bunu yine sahaya yansıtacaklardır. Senna ise geri döndü ve orta alanda en büyük sigortaları yine o olacaktır. Villarreal için en kötü durum ise hafta içinde sakatlanan Cazorla'nın oynamayacak olması. Cazorla yaptığı açıklamada oynamayacağı için çok üzgün olduğunu söyledi. Villarreal taraftarlarının da aynı şeyi düşündükleri aşikar. Bu arada unutmadan söyleyelim. Villarreal daha önce de bir başka İngiliz Manu ile karşılaştı ve yenilmedi. Villarreal'in en önemli avantajlarından biri de favori gösterilmiyor oluşu.
Arsenal rakibinin tam tersi her geçen hafta daha iyiye gidiyor. En son Manchester City karşısında da kısa kısa anlar dışında gayet etkili oldular. En büyük avantajları ise Fabregas, Walcott ve Adebayor'un uzun süren sakatlıklardan tamamen formda dönmesi oldu. Arsenal'de Hollanda Milli Takımı'nda sakatlanan Van Persie maça yetişemiyor. İngilizler, Van Persie'nin gol attığı hiçbir maçı kaybetmemişti. Onun yokluğunda gol yollarında sıkıntı yaşayacakları aşikar. Wenger'in Şampiyonlar Ligi'nde oynayamayan Arshavin dışında aynı futbolcularla sahaya çıkmaları bekleniyor. Bu maçta Manu-Poto maçında ki gibi favori bir takımın olduğunu söyleyemeyiz, çok güzel bir akşam bizleri bekliyor.