Robinho, Marcelo ve Fabiano. Keyiflerine diyecek yok. Fabianon'nun bir içkisi eksik kalmış.
3 Nisan 2009 Cuma
2 Nisan 2009 Perşembe
Sana hayran olmamak elde mi ?
Bir savunma oyuncusu olarak Sergio Ramos'u fenomenlik mertebesine ulaştıran özelliklerinden bir kısmını saymaya kalksak bu satırlar yetmeyebilir, okuyanlar da sıkılabilir ayrıca. Kısaca; kademeye hatasız girişi, eşleştiği adama adım attırmaması, topu oyuna isabetli sokuşu, hava toplarında sağladığı hakimiyet, yerden başarılı bir kesici olmasını sağlayan zaman algısı, çalışkanlığı, mücadele azmi, her maç mevcut yeteneğinin üzerine pozitif değerler eklemesini sağlayan gelişime açık yapısı, geriden oyun kurarak takımını hücuma kaldırması, 90 dakika boyunca hiç durmadan devam eden ve ''bu maç beni kesmedi 180 dakika oynayalım '' havasına bürünen koşuları, dünyanın tüm futbol takımları için ''keşke bizim savunmamızda bir ramos olsa'' ukdesinin öznesi olması ve inanılmaz keskin futbol zekasına eklediği karizmasıyla, Ramos dünya futbolunun en seçkin köşelerinden birine oturuyor.

Bu takım Arjantin mi ?
Arjantin tüm dünyaya 1 nisan şakası nasıl yapılır gösterdi Bolivya karşısında. Herkes Maradona'ya yüklenmiş durumda ve işi çok zor. Bolivya nasıl 6 gol atabilir Arjantin'e bunu anlamak güç. Bolivia'ya galibiyeti getiren golleri 11. dakikada Marcelo Moreno Martins, 34(P),54,66 dakikalarda Botero, 45. dakikada Da Rosa ve 87. dakikada Torrico kaydederken konuk ekip Arjantin'in tek golünü 24. dakikada Lucho Gonzalez kaydetti. Unutmadan Arjantin'de Di Maria 64. dakiakada kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bıraktı.1 Nisan 2009 Çarşamba
1 Nisan şakası. Türkiye 1 - 2 İspanya
Erken ve beklemediğimiz bir anda bulduk golü Semih ile. İlk maçtan daha agresif bir oyun sergiledik önce onu söylemek gerek. Bir de açık açık itiraf edersek eğer; en kısa tabir ile gücümüz yetmedi. İspanya ile oynadığımız maçta golü yedik maçı çeviremedik, bu maçta ise öne geçen taraf olduk fakat skoru tutamadık. Sanırım bu fiziksel ve kalite olarak bazı farkların bulunmasından kaynaklandı. Bu maçta görmüş olduk ki topu ayağında fazla tutan takımlara karşı yorgun düşüyoruz. İspanya en küçük bir pası bile avantaja çeviren ve topu her daim ayağında tutan bir takım. Bunu herkes biliyor ve İspanya'nın bu tarzı ters geldi biraz.

Maça İspanyollar daha etkili başladığında kafamızda 'biz bunları yenemeyiz' gibi bir düşünce oluşsa da golü bulan taraf biz olduk. Kötü oynarken bulduk yani golü. Bizim iyi olduğumuz dakikalarda da İspanya buldu golü. Genel olarak maç için kötü oynadık demek yanlış olur. Maç berabere giderken 'böyle bitsin yeter' düşüncesi oluştu herkes de. Ama son dakika da mağlubiyet geldi.
Bosna Hersek 4 puan fark ile önümüze geçmiş durumda. Artık şimdi Bosna'yı orada yenip, onların aynı zamanda puan kaybını beklemek ve kalan tüm maçlarımızı kazanmak zorundayız. Unutmadan ekleyeyim. Hırvatları, Çekleri şimdi anlıyorum. Son dakikalarda gol yemek gerçekten kötü oluyormuş. 2010'da görmek istiyoruz takımımızı ama işler çıkmaza girmek üzere. Hayırlısı demek kaldı son olarak.
Stat: Ali Sami Yen
Hakemler: Michael Riley, Peter James Kirkup, Philip Richard Anthony Sharp (İngiltere)
Türkiye: Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Hakan Balta, Emre Aşık, İbrahim Üzülmez, Tuncay Şanlı, Mehmet Aurelio, Emre Belözoğlu, Arda Turan (Dk. 88 Nuri Şahin), Nihat Kahveci (Dk. 77 Batuhan Karadeniz), Semih Şentürk (Dk. 81 Sabri Sarıoğlu)
İspanya: Casillas, Sergio Ramos, Marchena, Pique, Capdevilla, David Silva (Dk. 74 Busquets), Xavi, Senna (Dk. 67 Cazorla), Xabi Alonso, Riera, Torres (Dk. 86 Güiza)
Goller: Dk. 26 Semih (Türkiye), Dk. 62 Xabi Alonso, Dk. 90+2 Riera (İspanya)
Sarı Kartlar: Dk. 37 İbrahim Üzülmez, Dk. 42 Emre Aşık, Dk. 56 Semih Şentürk, Dk. 90 Emre Belözoğlu (Türkiye), Dk. 45 Xavi, Dk. 64 Sergio Ramos (İspanya)

