10 Aralık 2009 Perşembe

Blog Söyleşileri #7, Anadolu'dan Futbol


Blog söyleşilerinde sıradaki Konuğum Blog aleminin Adana temsilcisi, Anadolu'dan Futbol Blogu'nun yazarı Hüseyin Ataş. Futbol Blogları arasında iyi bir muhabbetim olan sevgili dostum Hüseyin'e cevapları için tekrar teşekkür edelim buradan ve sorulara geçelim...

1- Çoğumuz biliyoruz, bilmeyenlere Hüseyin Ataş'ı anlatır mısın?
20 yaşında, kısa bir süre de olsa astsubay okulu intibakı sayesinde askeri üniforma altında disipline edilmiş, ama o işin kendisine göre olmadığını anlayınca vatana, millete üniversitede kazandığı bölümü okuduktan sonra hizmet etme idealiyle oradan ayrılmış biriyim. Şu sıralar FourFourTwo'da, blogumla aynı adı taşıyan bir sayfanın editörüyüm. Goal.com, Bank Asya 1. Lig sitesi, Berezilya.com ve Streotype Ball'da da elimizden geldiği kadar birşeyler karalıyoruz. Bir de haftalık olarak Bir Gün Gazetesi ve zaman zaman Cumhuriyet Gazetesi'nde de boy gösteriyorum.
2- Anadolu'dan futbol Blogu'nu açma nedenin neydi?Blogu açma nedenim takımım
Demirspor'dan dolayı takip ettiğim alt liglerin kendimce bir günlüğünü tutmaktı. Tabii sonra Adana basınına bir tepkiye dönüştü bu durum, kısır, riyakar, futboldan anlamayan Adana basınından dolayı farklı yönlere de kaydım zaman zaman.
3- Blogu açarken etkilendiğin bir blog vardır mutlaka...
Tabii ki, Kale Arkası Blogu benim ilk keşfettiğim blogdur.
4- Blogun ismini koyarken aklına ilk gelen Anadolu'dan Futbol muydu? Vazgeçtiğin isimler var mıydı?
Önce Demirspor'a özgü isimler düşündüm bazı pankartlarımızdan alıntı yapma fikrim vardı, sonra blogumun adından yazdığım şeyin ne olduğunu anlamaları daha iyi olur diye düşündüm, en uygun isim buydu. İlk düşündüğüm isim Tebe Volimo'ydu. Tebe Volimo, Demirspor'un unutulmaz yıldızı Ziya Yıldız için hazırlanmış bir pankarttı. Bosna dilinde "Seni seviyorum" demek galiba Türkçesi. Ben blogu açtıktan sonra bu isimle başka bir Demirsporlu arkadaş blog açtı, o bloga girerken sanki kendi bloguma giriyormuşum gibi hissediyorum.
5- Blog konusunda tavsiye aldığın biri var mıydı?
Ben aslında büyüdüğüm ilçenin Kozan'ın yerel bir internet sitesinde yazıyordum 10-11 ay öncesine kadar. Çocukluğumdan beri bir futbol kültürü oluşturmak adına sürekli okumuştum ama yazmak aklımda yoktu. Yerel internet sitesinin editörü Oğuzhan Gökdeniz bir gün, yerel futbol yazsana yayınlarız sitede dedi, ben de bilmem ki nasıl olur becerebilir miyim dedim, yaparsın yaparsın dedi. İlk yazım için o kadar özenmiştim, silip silip hazırlamıştım ki o ilk yazıyı hazırlama ve cesaretimi toplamam 2 ayı buldu. Yaptığım işte gerçekten iyi olmak istiyordum, severek takip ettiğim derginin en fazla hayranlık duyduğum yazarına Coşkun Çelik'e mail atmaya karar verdim. Abi ben bu işe gönül verdim, neler yapabilirim dedim? Askerdeymiş o sıralar bilmiyordum ben, hemen cevap yazmıştı, çok samimiydi maili, yazılarımın linkini yolladım bir kaç ay, sürekli motive ediyordu. Bir gün, abi bir sürü blog gördüm senin sitenin yanında ben de böyle birşey mi açsam dedim, geç bile kaldın hadi başla dedi ve macera başladı... O yerel sitenin değerli editörü olmasa yazmaya asla başlamayacaktım, Çoşkun Abim de yol göstermese hayatıma bir çok artı değer katan blogum olmayacaktı... Ntvspor'daki programa katılmak için geldiğim İstanbul'da da Çoşkun Abim misafir etmişti beni, bir zamanlar gözümde ulaşılmaz olan bu insanla şimdilerde abi-kardeş gibi olmak, haftanın belirli günlerinde telefonda her telden muhabbet etmek, gerçekten önemli birşey hayatımda. Ege Görgün ve Ali Ece içinde geçerli bu durum. Blogdan farklı mecralarda yazma noktasında ise elimden tutan bana sürekli güvenen Ali Ece'ye asla ödeyemeyeceğim bir borcum var. Ege Görgün ustadan öğrendiğim bazı şeylerinde değerine paha biçemiyorum ayrıca.
6- Blog açmadan önce hangilerini takip ediyordun?
Yukarıda bahsettiğim gibi sadece Kale Arkası Blog'unu takip ediyordum, internet aleminde bu kadar blog olabileceiğini o zamanlar düşünememiştim. Bir gün Kale Arkası'nın sağ tarafında blog listi farkettim, daha sonra da Amerika'yı keşfettim. Kale Arkası'ndan sonra ilk öğrendim blog Tardini Büfe idi.
7- Anadolu'dan Futbolu kurarken hedefin neydi, hedeflerine ulaştın mı?
Adana basınına bir tepki ve takip ettiğim liglerin günlüğünü tutmaktı. Sonraları hedeften saptım Bank Asya 1. Lig' odaklandım. Şuan blog umduğumdan çok daha iyi bir noktada diyebilirim.
8- Blogu kurduğundan beri 'artık yazmak istemiyorum' dediğin anlar oldu mu?
Bir kaç defa oldu. Adana Derbisi'nin tanıtan bir yazı yazmıştım, gerçekten objektiftim o yazıda, ama Adanaspor taraftarlarından gelen iğrenç yorumlardan sonra "yazısı batsın, artık yazmayacağım..." demiştim. Berezilya.com'un editörü Ege Abim (Görgün), sen yorumları boşver yazmaya devam et, yılma dedi ve bir kaç etkileyici sözden sonra macereya devam ettim.
9- Araştırıyorsun, saatlerini veriyorsun ve ortaya mükemmel bir yazı çıkartıyorsun. Fakat yazına yorum gelmiyor ya da az geliyor. O an ne düşünüyorsun? 'Haftasonu Futbol' gibi başlıklara gelen yüzlerce yorum bu durumda seni kızdırıyor mu?
İlk yazmaya başladığım sıralar yorumlar vasıtasıyla okunduğumu bilmek, geri dönüşler almak istiyordum. Ama sonraları alıştım, insanlar yorum yazmasa dahi sayaça baktığımda okunduğumu anlıyorum. Bir de bu konuda Anadolu'dan Futbol Blogu'nun ayrı bir durumu var, 3. Lig'den bir futbolcu arkadaştan, örneğin Yozgatspor'un haberini yapıyorum, bir araştırma koyuyorum bunu zaten insanlar ilk defa okuduğu veya öğrendiği için üstüne fazla söz söylemek istemiyor. Diğer bloglara gelince, açıkcası kolay kolay okduğum blogların yorum kısmına bakmıyorum, yorum yazmayacaksam.
10-Futbloglar ve Blog İdman Yurdu hakkında neler düşünüyorsun?
Her iki network'te bloglar açısından gerçekten hayati önemde bence. Bu networkler sayesinde blogunuz sosyalleşiyor bir anlamda. Her iki networke de ilk kabul edildiği an da büyük mutluluk yaşamıştım. Her iki networkün editörleri Mert Dikmen ve Barış Tümurlenk de gerçekten harika insanlar, bloggerların bir sorunu olduğunda mutlaka yardımcı oluyorlar.
11-Futbol Bloglarının bu kadar patlamasını neye bağlıyorsun?
İnsanlar her zaman farklı ve özgün şeyleri seviyor, sevmese bile bir bakıyor. Türk basının aciz hali ortadayken bir sürü kaliteli insanın futbola farklı bakış açısı insanları çekiyor. Bülent Timurlenk nam-ı diğer Aceto ile röportaj yaptığımda,"Bloglar taraftar forumlarında dönen kısır tartışmalar olmuyor, tamamen özgün bir bakış açısı var..." demişti. Bu da önemli bir nokta.
12-Fubol Bloglarının alternatif spor medyası olarak görülmesi ne derece doğru sence?
Alternatif futbol yorumculuğu dersek, kelimenin tam anlamıyla katıldığım birşey olur. İnsanlar Hıncal Uluç, Selçuk Yula gibi futbol filozoflarını (!) okumak yerine Tardini Büfe'yi, Ariel Ortaga'yı okuyorsa bu, blogların alternatif futbol yorum yeri olduğunun, su götürmez bir gerçek olduğunu gösterir.
13-Neden Adana Demirspor? Adanaspor hakkında ne düşünüyorsun?
Tribün gibi kozmopolit bir ortam için genelleme yapmak yanlış olsa da Adana'da, Demirspor Halkın takımı, Adanaspor ise zengin takımıdır diye bir söylem var. Bundan ziyade Demirspor, Adana'nın ilk kurulan ve daha köklü kulübü. Şimdilerde pek kalmamış olsa da eskiden Demirspor belli bir geleneğe göre yönetilen, kendi yağıyla kavrulan bir takımdı. Adanaspor ise örnek vermek gerekirse Cem Uzan ve Bayram Akgül gibi patronlar tarafından yönetilen, yönetilmiş küçük bir şirket takımı. Adanaspor'un ben, camaisı falan olduğunu da düşünmüyorum, zira takımı kim satın alırsa ona "baba" diyorlar. Cem Uzan takımı aldığında "Uzan Baba" diye pankart açmış, bir çok taraftar da bu satın almayı pankartla olmasa bile büyük bir mutlulukla karşılamıştı. Uzan'ın foyası ortaya çıkıp Adanaspor kapandığında ise Adanaspor kapanmasın diye yürüyüş yapan taraftar sayısı 20'ydi... Şimdi neden küçük bir camia dediğimi anlıyorsunuz sanırım. Ayrıca 70'li yıllarda "Güney'in Fb'siyiz" diye övünmüşlükleri dahi vardır. Bir de bizim rengimiz asaletin siimgesi mavi, onların ki ise portakalın rengi turuncu!
14-Bize yaşayan biri olarak Adana Demir ve Adanaspor rekabetini biraz anlatır mısın?
Bu derbi gerçekten Türkiye'de sayılı 3-4 derbiden birisi. Bu derbiyi canlı izlemeyen hiçbir futbol yüreği Türkiye'de sadece İstanbul'da derbi var demesin. Son derbiyi anlatmak istiyorum. 2 sezon önceydi, sezonun bitimine sanırım 2 hafta kalmıştı. Adanaspor ile berabere kalsak dahi 1. Lig'e çıkmayı garantiliyorduk. Ama Adanaspor galip gelirse her iki takımında çıkma şansı doğuyordu. Nasıl olduysa o gün Demirspor futbolcularını kazanmak istemedi ve Adanaspor kazandı! Şehrin iki takımının çıkması için planlar komplolar kuran bazı insanların umduğu olmadı iki Adana takımı değil de derbiyi kazanan Adanaspor ve rahmetli Hasan Doğan'ın takımı Karabükspor çıktı üst lige... Derbi sonrası yanan turuncu belediye otobüslerini, binlerce turuncu ve mavi askerin yaptığı 5 Ocak Meydan savaşını ise anlatmama gerek yok, akşam tüm haber bültenlerinin birinde mutlaka görmüşsünüzdür. O maç sonunda kız arkdaşımın gözündeki korkuyu, önümde kucağında çocuğuyla maça gelen ve çocuğunu korumak için sürekli birşeyler yapan o babayı unutamıyorum. Fb-Gs maçlarında olay oldu vesaire diye günlerce çığlık atıyorlar ya haberlerde, gülüp geçiyorum...
15-Benim hayalimde içinde Adana Demir'in, Sakarya'nın, Kocaeli'nin ve hak ettiği yerde olmayan birçok Anadolu kulübünün olduğu bir Süper Lig var. Sence bu gerçekleşecek mi?
Ben de bir hayali lig yazayım, Adana Demirspor, Adanaspor, Miy, Göztepe, Sakaryaspor, Karşıyaka, Altay'ın olduğu bir lig ne süper olurdu değil mi? Böyle bir lig belki Almanya'daki taraftar sayısını yakalayamaz ama şu sıralar Süper diye oynanan ligimizdeki tribün ortalamasının üstüne fazlasıyla çıkar. Ama böyle bir ligi ölmeden göreceğim umudunu taşımıyorum ben...
16-Unutamadığın Adana Demir maçı hangisi? Livorno maçı hariç:)
2 sezon önce Türkiye Kupası gruplarında Trabzonspor'u 5 Ocak'ta mağlup ettiğimiz maç benim tribün hayatımdaki en mutlu anımdı. Mutluluktan ağlamıştık. O maç boyunca çıkarılan sesin desibelini daha canlı izlediğim hiçbir maçta duymadım. Düşünsenize 2. Lig B Kategorisi'nde mücadele diyorsunuz, rakibiniz, Ceyhun Erişli, Gökdenizli, Yattaralı, Umutlu Trabzonspor ve o takımı sahadan siliyorsunuz. Zaten Trabzonsporlu futbolcular tribüne şaşkın şaşkın baktı maç boyunca, maçtan sonra ise Cağdaş Atan, böyle taraftar Trabzon'u geç sadece İstanbul'da var, demişti. O maçta ilk defa Demirspor taraftarının futbolcusuyla bütünleştiğini, 12 kiş oynadığını görmüştüm. 90 dakika sonunda harika atmosferi yaratan 30.000'e yakın insanın hepsinin sesiniz kısılmış olması ise biz bu ligin takımı değiliz diyen sessiz bir çığlık gibi birşeydi.
17-Başka bir Demirspor olan Ankara Demirspor hakkında neler söyleyeceksin?
Genel olarak tüm Demirsporluların, diğer Demir yolu takımların sempatisi var. Demiryolu takımı olduğu, mavi-lacivert üniformalı o emekçi memurlara aynı yerden baktığımız için olsa gerek bu. Tüm demiryolları derken Stoke City'yi bile dahil edebiliriz buna.
18-Zaten yapıyorsun ama, bizim için kısa bir Bank Asya değerlendirmesi yapar mısın? Mesela Karabükspor başarabilecek mi?
Ligde yarışı son ana kadar götürebilecek, o kadro derinliği ve uyumu yakalamış takımlar Altay, Karabükspor, Adanaspor ve Konyaspor gözüküyor an itibariyle. Bu takımlardan en şanslısı ise Konyaspor. Konya çok geç form tuttu, kadro uyumu yakaladı ama bu süre zarfında oynadığı maçların hiçbirisini kayıp etmedi, o yüzden zirvedeler. Karabükspor'a 1. Lig'in Barcelona'sı diyorum ben renkleri de aynı futbol mantaliteleri de. Son 5 haftadır maç başına 4 gol ortalaması ile oynuyorlar, gerçekten etkileyici. Bu ligde başarı için kadro uyumu, istikrarlı bir teknik kadro ve maddi durum ilk akla gelen kıstalar. Çoğu takım uyum ve istikrar yakalasa bile maddi durumu iyi olmadığı için kırılganlık gösterebiliyor. Karabükspor'un maddi sorunları da yok, sezon başında bu kadar etkili olabileceklerini düşünmemiştim ama artık Süper Lig'e çıkacaklarına inanıyorum.
19-Lucarelli ile yüzyüze konuştun. Nasıl bir andı?
O anın ne kadar özel olduğunu daha sonra hissediyor insan. Hal ve hareketleri o kadar samimiydi ki bir futbol yıldızı, futbol ikonunun yanında olduğunu unutuyorsunuz. Kendisiyle röportaj yapma fırsatı bulan 3-4 kişiden biriydim. Bu maç yılalr sonra dahi Demirsporlu çocuklara anlatılacak ve ben o tarini anda, o yıldızın o kadar yakınında olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Ayrıca Lucarelli'deki mütevazılığı gördükten sonra 2. ve 3. Lig'de oynayıp Barcelona'da oynuyormuş gibi yürüyen ve davranan futbolcuları anmadım değil.
20-Adana'daki yaşamdan biraz bahseder misin? Oraya ilk gelen ne yapmalı?
Adana'da batıdakine göre pek da canlı bir hayat yok. İnsanlar hayattan bıkmış, yorulmuş, sürekli bir düşünce ve bunalım halinde. Dolmuşlara bindiğimde insanların yüzüne baktığımda içim kararıyor. Her ilde maddi sorunlar, işsizlik, yoksulluk var ama her şehir Adanalı gibi bunalım takılmıyor. Mesela Trabzon'a gittiğimde her insan renkli, hayat dolu, sorunları olsa dahi gülmeyi başarabilen insanlar görüyorum orada. Pozitif bir şeyler var o şehirde zaten de demek istediğim Adana'nın üstündeki ölü toğrağı. Bu toğrağı da şehri 20 yıldır yöneten insan attı ve o gitmeden de kalkmayacak gibi. İlk gelen şurada kebap yesin gibi bir klişeye imza atmayacağım. Önce KuruKöprü Şalgamcısı'nda şalgam içmesi önerimdir Adana'ya gelen bir insana. Sonra tabii bici bici, kebap, şırdan, ciğeri de tatmalarını öneririm ustasından.
21-Hüseyin Ataş ne dinler? Ne izler?
Şu sıralar televizyona pek vakit ayıramıyorum ama Hanım'ın Çiftliği ve Geniş Aile'yi kaçırmamaya çalışıyorum. Denk gelirse Mirgün Cabas'ın Ntv'deki programını da izliyorum. Adanalı'yı sevmiyorum, hiçbir Adanalı Oktay Kaynarca gibi değil çünkü! Hayatımda müziğin eş anlamı ise Kazım Koyuncu, belki 1 yıl oldu daha onun herhangi bir şarkısını dinlemeden yatağa kafamı koymuşluğum yok. Koyuncu'yu bu kadar sevmemin sebebi harika eserleri kadar, 5 yıldır beraber olduğum kız arkadaşımın Koyuncu'nun doğduğu yerde, Artvin'de okuyor oluşu galiba. Zira hasretlik zor şey, insan herşeyde sevdiğini görmeye, bulmaya çalışıyor. Benim yaptığımda bu galiba. Yazın kız arkadaşımın yanına gittiğimde Kazım Koyuncu'nun mezarını da ziyaret etmeyi çok istiyorum. Şu sıralar Yıldız Usmanova ve Levent Yüksel'in beraber yorumladığı Yalan'ı da çokça dinliyorum.
22-Son olarak Mutlal Gol Pozisyonu hakkında düşüncelerini alıp bitirelim. Daha sorulacak çok şey var ama seni yormayalım :)
Estağfurullah, Mutlak Gol Pozisyonu deyince aklıma Balkan Futbolu geliyor. Böyle bir yazı dizisi vardı çok beğenmiştim. Bir de yorum yazmayı beceremediğim tek blog kendileri. Diğer bloglardan farklı olarak yorum kısmı üstte olduğu için çok kez denememe rağmen başarılı olamadım. son zamanlarda oldukça başarılı bence böyle de devam etmesini diliyorum.

2 YORUM:

Ortega dedi ki...

Bir güzel insan Hüseyin Ataş.. ve onunla yapılmış güzel bir söyleşi.

Teşekkürler Oğuz ve Hüseyin.

Oğuz Öztürk dedi ki...

Rica Ederim. Sıradaki söyleşininde güzel olacağı kesin :)

Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Barbarossa. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan