14 Ocak 2014 Salı
Clarence...
26 Mart 2012 Pazartesi
"Mart'ta bir başkayım bebeğim..."
1 Nisan 2011 Cuma
Ibrahimovic'li Milan mı, Ibrahimovic'li Inter mi?
Milano derbisi öncesi sezonun en ilginç anlarından birini hatırlayalım. 275. Milano derbisinde eski takımına karşı sahaya çıkan Zlatan Ibrahimovic, Milan’ın maça mükemmel bir başlangıç yapmasını sağlar. Başlangıç düdüğünün çalmasının sadece dört dakika sonrasında Marco Materazzi’nin müdahalesiyle yerde kalan İsveçli yıldız, attığı penaltı golüyle çok kritik bir galibiyetin mimarı olmuştu. Milan sezon ikinci yarısındaki derbide yıldız golcüden faydalanamayacak.Zlatan’ın bu sezon Milan’ın performansında büyük pay sahibi olduğunu söylemek yanlış olmaz. Goal.com'da yapılan araştırma, bunu tekrar kanıtlar nitelikte. Ibra’nın gol attığı 14 maçta sadece 1 mağlubiyeti var Milan’ın. Yıldız golcünün sahneye çıkamadığı 16 maçta ise alınan mağlubiyet sayısı 3. Bu durumun en son örneğini Palermo maçında gördük.
Milan’ın iki yakasında da futbol oynayan Ibrahimovic’in takımlar için önemini anlamak adına ilginç bir istatistik çalışma yaptık. Inter döneminde Ibrahimovic’in gol attığı 44 maçta sadece 1 mağlubiyet alınmış. Ancak gol atamadığı maçlarda Inter’in mağlubiyet sayısı toplamın yüzde onunu geçmiyor. Inter’in maç başına gol yüzdesinde de Zlatan’ın gol attığı ve atmadığı maçlara bakıldığında önemli bir düşüş var.
Milan gol yollarında sezonun genelinde ciddi sorunlar yaşıyor. Geride kalan 30 maçta atılan 51 gol, şampiyon olmaya aday bir takım için çok az. Milan gol yollarındaki bu sıkıntıyı etkili savunmasıyla gidermeyi başardı. Ibra’nın sahada olduğu maçlarda Milan’ın maç başına gol yüzde 1.67. Ibra olmadığı zaman bu oran 1.44’e düşüyor.
Ligin dışına çıkıldığı zaman Ibrahimovic’in etkisinin düştüğünü görüyoruz. Hem Milan hem de Inter’de benzer bir durum gözlemliyoruz. Ibra’nın Inter dönemide takım 24 maçta 22 gol atabiliyor. Milan’da ise bu sayı 8 maçta 7 gol.
Bu sayılar ve analizler bize şu sonucu çıkarıyor. Milan’ın Zlatan Ibrahimovic bağımlığı, Inter’e oranla çok daha fazla. Yukarda yer alan tablo, Inter’in İsveçli yıldızn yokluğuna çok iyi çözümler bulduğu sezonlar olduğunu açıkça gösteriyor.
Şampiyonuk yarışını yakından ilgilendiren derbide Milan’ın Ibra’sızlıktan yana büyük sıkıntı yaşayabileceğini öngörmek zor değil.
28 Şubat 2011 Pazartesi
Gullit - Maradona
Gök mavili Napoli bugün San Siro'da Milan karşısına çıkıyor. Milan zirvede. Puan farkı 3. Arada Inter'de var. Napoli kazanır mı? Neden olmasın. 1990'daki maçta Maradona ve arkadaşları 3-0 ile başarmışlardı. Fotoğrafta (Getty Images) 1989-1990 sezonundan. Gullit ve Maradona yine bir şampiyonluk yarışı içindeler. Cavani ve Mazzari'nin diğer öğrencileri 20 yıllık hasret uğruna San Siro'ya adım atacaklar. 19 Ekim 2010 Salı
1949 - 1959, Real Madrid vs 'İsveçli Milan'

Bu gece Şampiyonlar Ligi'nde Real Madrid, Santiago Bernabeu'da AC Milan'ı konuk ediyor. İki takımın mazisi çok öncelere, 1950'li yıllara kadar dayanıyor. Şu anda kadrosunda İsveçli Zlatan İbrahimovic'i bulunduran Milan, 1950'li yıllarda İsveç Milli Futbol Takımı'nın 'altın nesli' nin temellerini oluşturan Gunnar Gren, Gunnar Nordahl ve Nils Liedholm'u kadrosunda bulunduruyordu. İsveçlilerin hüküm sürdüğü bu Milan takımı ile Real Madrid, 1949 yılından 1959 yılına kadar büyük bir çekişme içerisindeydiler.
Real Madrid ve İsveçli yıldızların bulunduğu Milano ekibi ilk kez 4 Mayıs 1949'da karşılaştılar. Oynanan bu hazırlık karşılaşması İsveçli Nordahl'in 2 golü ve Pahino'nun karşılıklı golleri ile 2-1 tamamlandı. Bu tarihten sonra oyanacak iki Şampiyon Kulüpler Kupası mücadelesi iki kulüp arasında geçmişin en önemli maçları oldu.
1955-1956 sezonu Avrupa Kupası'nda (şimdiki Şampiyonlar Ligi) iki takım yarı finalde karşı karşıya geldiler. O yıllarda Dünyanın en büyük futbol yıldızlarının sahada olduğu ilk karşılaşma 19 Nisan 1956'da Santiago Bernabeu'da 129 bin kişinin önünde oynandı. O sezon İtalyan Ligi'nin gol kralı olan Nordahl 6. dakika da Rial'in attığı gole 9. dakika da karşılık vermişti. Real Madrid'de İglesias durumu 2-1 yapmış, Milan'da Schiaffino durumu eşitlese de 40 ve 62. dakikalarda Olsen ve efsane isim Di Stefano maçın skorunu 4-2 olarak belirlemişlerdi. San Siro'da oynanan ve Del Monte'nin Milan adına iki penaltı golü ile 2-1 kazandığı karşılaşma Milan'a final için yeterli olmayacaktı. San Siro'daki maçın ardından Alfredo Di Stefano'nun İtalyan taraftarlar tarafından ayakta alkışlanması akıllarda kaldı. O yılın final maçında Real Madrid, Fransa'nın Reims takımını 4-3 ile geçip kupanın da sahibi olmuştu.
İki takım ertesi yıl, 1957'de 'Latin Kupası'nda tekrar yüz yüze geldiler. Yine İsveçli Liedholm'un bir gol attığı maç Real Madrid'li Gento'nun hattrick yapması ile 5-1'lik bir zaferle sona ermişti. İki takımın bir sonraki durağı ise yine Avrupa Kupası'ydı...
1958 yılının Mayıs ayında Brüksel'in Heysel Stadı'nda Avrupa Kupası finalinin adı Real Madrid - AC Milan'dı. Maça bu kez kazanmak ve önceki yılların intikamını almak isteyen Milan hızlı başlamıştı. İsveç tarihinin en büyük futbolcusu Liedholm, Schiaffino ve Grillo'ya yaptığı inanılmaz asistler Milan'ı Real Madrid karşısında 2-0 öne geçirmişti. Real Madrid 2-0 geriye düştüğünde kabus gibi başlayan maç Di Stefano ve Rial'in attığı gollerle 2-2 sonuçlanmış, uzatmaya kalan maç Gento'nun 107'de attığı gol ile Real Madrid'in zaferi ile sonuçlanmıştı. Bu Real Madrid'in 2 kez üst üste Avrupa Şampiyonu olması demekti. İki takımın son maçı ise 1959 tarihinde oynandı.
Carranza turnuvasında son kez karşılaşan 'İsveçli Milan' ve Real Madrid arasındaki o maç Madridistaların 6-3'lük galibiyeti ile son bulmuştu. Maça damgasını vuran isim ise Botofago'dan sezon başında transfer edilen Valder Pereira Didi'ydi...
Büyük İsveçli futbolcular; Gren, Nordahl ve Liedholm'un Milan'ı o yıllarda Real Madrid'i 6 maçta sadece 1 kez yenebilmişti. Bu, yakın tarihte Milan'ın üstünlük kurduğu Real Madrid'in büyük bir başarısı olarak kayıtlara geçmişti. Şampiyonlar Ligi'nde son kez geçtiğimiz sezon grup maçlarında aynı yere düşen iki takımım maçlarında Real Madrid San Siro'da 1-1 berabere kalmış, Milan ise Santiago Bernabeu'da 3-2 galip gelmişti.
Oğuz Öztürk-Goal.com
Real Madrid - AC Milan | Maç Öncesi

Real Madrid için grubun en zor maçı bu gece Santiago Bernabeu'da oynanacak. Yakın tarihe ve eski yıllarda pek çok kez karşılaşan bu iki takımın maçı bu gecenin en çekici karşılaşmalarından. Milan'ın geçtiğimiz sezon yine grup maçlarında Santiago Bernabeu'da Real Madrid'i 3-2 ile geçtiğini yazının başında hatırlatalım.
Real Madrid'in kalecisi İker Casillas'ın şu ana kadar sezonda oynanan tüm maçların için en önemlisi olarak gördüğü Milan maçı, grubun liderlik pozisyonunu da yakından etkileyecek. Şampiyonlar Ligi'ni kazanma yolunda artık ciddi ciddi düşüncelere sahip olan Jose Mourinho ise İnter'i çalıştırdığı zamanlarda sık ısk yendiği ciddi bir rakip karşısında puan kaybının olmasını istemiyor.
Real Madrid'de maç öncesinde klasik sakatlıklar devam ediyor. Yakın zamanda dizinden sakatlanan Fernando Gago takımda yok. Yine uzun süredir sakat olan Garay ve Kaka maçı tribünden izleyecek isimler. Albiol ve Canales'in de sakatlıkları devam ediyor. Malaga maçında hafif sakatlığı nedeniyle oynamayan Sergio Ramos ise Mourinho'dan görev bekleyecek ancak bu henüz belli değil. Thiago Silva ise rakip Milan'da oynayıp oynamayacağı belli olmayan tek oyuncu.
İki takım arasındaki en önemli bağ hiç şüphe yok Clarence Seedorf. Hollandalı oyuncu daha önce Real Madrid'de kazandığı(1998) Şamppiyonlar Ligi Şampiyonluğunu şuan oynadığı Milan ile de iki kez kazandı (2003-2007). Yine Xabi Alonso ve Jerzy Dudek, 2005'in unutulmaz Şampiyonlar Ligi finalinde Milan'ın başını ağrıtan iki isim olmuştu. Milan'ın iki Brezilyalısından Robinho Real Madrid için ter dökmüştü, Ronaldinho ise Barcelona'da oynadığı vakitler Madridista'nın canını sıkmayı başarmıştı.
Bu gece Bernabeu'nun sihri geçen sezonun yenilgisinin intikamını almak için görevde olacak. Real Madrid'de kalede Casillas'ın yeri garanti. Defansta Arbeloa, Carvalho, Pepe, Marcelo, orta alanda Alonso, Khedira, Di Maria, Özil ve Ronaldo, forvette ise Higuain olacak gibi. 4-2-3-1 görünümlü fakat zaman zaman 4-3-3'e dönecek bir sistem bu. Milan ise gerçek anlamda bir 4-3-3 ile Real Madrid karşısına çıkacaktır. Abbiati'nin sakatlık haberi geldi, muhtemelen oynaması zor olacak. Defansta Antonini, Nesta, T. Silva (kesin değil), Zambrotta, orta alanda Gattuso, Pirlo, Seedorf, ve ileri üçlü de Pato, İbrahimovic ve Ronaldinho.
Maç öncesinde sıkı bir Milan'lı olan jesusalmeyda.blogspot.com'un yazarı sevgili dostum Ömer Behram'a da görüşünü sorduk, ona da yer vererek maçı beklemeye koyulalım:
"İki takıma bakınca hem hoca hem kadro olarak Reai Madrid daha önde. Özellikle maçın İspanya'da oluşu da Real'i favori gösteriyor. Lakin Milan Real'in tempo yapmasına izin vermemeli. Bunu için de mutlaka orta sahada Boateng'li bir kadro ile çıkmalı. Boateng-Pirlo-Gattuso'lu 3'lü Real'in temposunu kıracaktır ki Milan topu ileriye taşıdığında Real Madrid'e göre gol potansiyeli yüksek bir takım. Yine de bu maç için Real avantajlı. Ama San Siro'da banko Milan."
REAL MADRİD - AC MİLAN
19 Ekim 2010, Salı, 21:45
Santiago Bernabeu
31 Mart 2010 Çarşamba
Ramos ve Milan?

Sevgili Sergio Ramos Milano'ya gitmiş apar topar Pazartesi günü... Gitmiş, yemek yemiş gelmiş.
Bizim AS'ta tutturmuş Sergio Ramos Milan'la görüşüyor diye...
Osteria del Pallone'de Oddo ve Abbiati ile buluşmuş. Bunların dışında Milan kulübünün önde gelen yetkilileri de onlarla beraberlermiş.
Şimdi, böyle bir olasılık var mı, yoksa sıradan bir yemek mi bilemiyorum. Şimdi tek söyleyebileceğim sevgili Berlusconi eğer Sergio Ramos'u gerçekten istiyorsa birinin onu rüyasından uyandırması gerektiği...
Sergio Ramos'un Real Madrid ile Haziran 2013'e kadar devam eden bir kontratı var... Şimdilerde konuşulan ise bu kontratın Perez'i kesmediği ve 2017'ye kadar uzatmak istediği... Böyle bir durum karşısında Milan'ın Ramos hayali zaten suya düşüyor.
Ama onlara da hak vermek gerek artık.
Maldini emekli oldu, Nesta, Kaladze ve Favalli gibi isimler bıraktı bırakacak... T. Silva tek başına takılıyor. İtalyanların iş gücünü daha iyi yapmak için Sergio Ramos'u istedikleri söylenebilir.
Zaten 'bizim' AS gazetesi kendini boşu boşuna işkillendirmiş olaiblir. Yani zaten biliyoruz kısa zaman önce de Ramos-Milan haberleri çıkmıştı ama belki de Ramos sıradan bir gezinti için de Milano'ya gitmiş olabilir...
Hazır ufak dedikodulardan bahsetmişken Raul ve Liverpool adları da yazılmaya başlandı. Tam haberleri bilmiyorum ancak Raul'un Benitez'in yanında ona 'yardımcı' olması için ileride oturabileceği söyleniyor... Raul Real Madrid camiasının futbolu bıraktıktan sonra aktif olarak çok şey beklediği bir isim... Bu durumda bu söylentinin de gerçekleşmesi zor görünüyor.
24 Ocak 2010 Pazar
Derby della Madonnia (24.01.2010)

Büyük maça saatler kala bu rekabet ile ilgili bir şey yazmadan duramadım. Tek bir şehrin içinde yüz yılı aşkın bir süredir rekabetin tarafları olan İnter ve Milan, yine her zamanki gibi bu gece bu rekabeti bizlere izletecekler...
***
Her derbide olduğu gibi Milano derbisininde bir hikayesi var tabi. 1899'un aralık ayında Milano'da ünlü bir otelde iki İngiliz; A. Edwards ve H. Kilpin ada da çok meşhur olan futbol ve kriketi bir araya getirecek olan bir kulüp kurmak için karar alırlar, sonra kurucuların ingiliz olmalarına rağmen tüm oyuncuların italyan olmaları yönetim içindeki bazı kişileri rahatsız eder ve onlarda kulüpten koparak 'uluslararası Milan' yani 'İnternazionale Milano' yu kurarlar. Böylece ismini Milano'nun en büyük katedrali olan Duomo'nun içinde bulunan Meryem anadan alan 'Derby della Madonnia' rekabeti başlar ve devam eder...
***
Bu gece olacakları her derbide olduğu gibi yine kestirmek çok güç. Uzun uzun analiz zaten yapamıyorum. Bu maçtan herkes gibi bende keyif almak için çabalayacağım.
***
İtalya futbolunun abileri dünya ve İtalyan futboluna bıraktıklarıyla, anılarıyla ve yaşattıkları ile sonsuz olacak... Umuyorum ki bu gece oynanacak maçta bu asırlık rekabetin unutulmazları arasına girmeyi başarır...



