10 Nisan 2009 Cuma

Galatasaray-Fenerbahçe, 12 Nisan 2009


Her yıl bu derbi önemlidir, her yıl hayati önem taşıyordur, her yıl son şans bu derbidir. Bu yıl yine öyle. Yine aynı manşetler 'kaybeden yarıştan kopacak', 'Hayati maç...' vb. Ama hakikaten de önemli bu yılda. 12 Nisan akşamı yine herşey unutulacak ülkemizde. Bu derbinin bünyede tutarsızlığa sebep olduğu da aşikar zaten. Bazıları da; 'bu yıl derbi heyecanlı değil be abi' der ama derbiye 3 saat kala ve maç esnasında çekilen karın ağrıları ve heyecan fırtınası hep aynı olur. Bazıları işi de abartır derbilerde. Kimisi Galatasaraylı takımı kazansın diye bahiste Fenerbahçe'ye oynar, kimi Fenerbahçeli'de Galatasaray'a. Bu ikim takım içinde şunu söyleyebilirim: İkisi de edi ile büdü, karagoz ile hacivat, tom ve jerry gibidir. Her ne kadar birbirlerine uyuz olsalar da herhangi birinin eksikliği zevk vermez.
Aslında bizim derbi ile diğer derbiler o kadar da aynı değil. Maçtan önce rakip taraftarı görürsün iş yerinde, markette atışırsın iddialaşırsın. Dünyanın her yerinde de bu böyledir. Tek bir farkla, dünyada insanlar takımlarını bizim kadar seçme hakkına sahip değiller. Boca-River derbisinde takımınızı sosyal statünüz belirler, Celtic-Rangers derbisinde ise dininiz. Bizde ise çekirdek aile içinde bile 3 farklı takımı tutana rastlamak çok olağandır. Bu da daha fazla atışma ve gerginlik doğurur,  maçı aynı odada izlersiniz. Takımınız karşı rakiple sahada mücadele ederken sizde maçı beraber izlediğiniz arkadaşınız, kardeşinizle mücadele edersiniz. İstenmeyen bir sonuçta ertesi hafta işte, okulda başınıza neler geleceğinizi düşünürsünüz. Çünkü karşı ekipten farklı değilsinizdir. Eğlenmeye de aynı yere gidersiniz, ibadet etmeye de. Tek farkınız üstünüzdeki formanın rengidir. Kimse itiraf etmek istemese de hem Galatasaraylıların hem de Fenerbahçelilerin kalbinde yatan tek gizli günahları "ne Galatasaray olmadan Fenerbahçe olur, ne de Fenerbahçe olmadan Galatasaray olur" cumlesidir.
Bu kadar Edebiyattan sonra biraz da Pazar günü oynanacak maçtan bahsedelim. Önce ev sahibi Galatasaray'dan başlayalım. GS'nin en büyük sorunu artık herkes tarafından da bilinen defans. O bölgedeki eksiklikler göze çarpmakta. Hücum gücü ise Türkiye'nin kağıt üzerinde en iyisi bu da bilinen bir gerçek. Lincoln(biraz sorun da olsa)-Kewell... Arda, yedekte hazır kıta bekleyen Ümit Karan'ı hatta Nonda'yıda unutmamak gerek. Ve Baros. Çek yıldız, hızlı deparları, bire birde adam eksiltebilmesi ve ceza sahası içinden ve dışından yaptığı gol vuruşları ile derbi öncesi Galatasaray'ın en büyük kozu olacak. Fenerbahçe'yi en çok sıkacak taraf işe Galatasaray'ın bu hücum gücü olacaktır ki bu hücum gücü ile Galatasaray büyük ihtimalle maça istekli ve çok hızlı başlayacaktır.
Fenerbahçe'ye dönelim. FB tarafında en çok konuşulan konu Emre Belözoğlu. Emre'nin eski takımına karşı Ali Sami Yen'de nasıl bir performans sergileyeceği merakla bekleniyor. Futbol kimliği Fenerbahçe formasıyla orta sahada yuvarlak etrafında inanılmaz derecede hırslı ve koşan, basan bir şekle bürünmüş durumda. Onun bu içten arzusunun da Fenerbahçe taraftarı fark etti ve artık herkes tam destek veriyor. Ve Güiza. Fenerbahçe taraftarı artık Güiza'nın gerçek kimliğne yavaş yavaş kavuştuğunu ve kendi tabirleri ile Galatasaray'a gol atarak gerçek Fener'li olmasını istiyorlar. Defansta ise problem Edu'nun olmaması. Önder onun yerini doldurmaya çalışan isim olacak.
Son olarak herşeyden önce biraz klasik olacak ama  'işte futbol böyle güzel oynanmalı' diyebilmek istiyorum maçtan sonra. Kavgadan ve gürültüden uzak, küfürsüz olsun. Anlık maçlar geçicidir, derbidir çünkü kalıcı olan. Bekliyoruz bakalım bizi neler bekliyor. Benim şahsi görüşüm beraberlikten yana.


1 YORUM:

Tebe-Volimo dedi ki...

Tribünler Yıkılsın... Ama bir kişinin bile burnu kanamasın...

Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Barbarossa. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan