20 Mayıs 2010 Perşembe

David Villa & Barcelona




Son 2 senede seyrettiğim Barcelona, benim hayalini kurduğum oyuna en yakın takım; birçokları için de öyledir. Total futbol üzerinden konuşmaya kalksam, vurmaya kalkacak adam çoktur da, zamanında yakıştırdığım modern total futbol kavramı da onların üzerinde eğreti duracaktır. Mutlak top hakimiyetine dayalı, sürekli golü ve hücumu düşünen bir sistem. Sadece bir hücum takımı değil Barcelona, dünyada alan oyununu en iyi oynayan takım ve belki en iyi savunmanın hücum olduğunu bizlere gösteren takım. Ligde attıkları 98 gol ve yedikleri 24 gol istatistiğinin atılan gol karşılığı olsa da, onlardan sonra en az gol yiyen takım ikinci Real Madrid 35 golle. Bu 11 gol mü kazandırdı şampiyonluğu Barcelona'ya? Sanmıyorum ama sistemin getirdiklerinin payı büyük.

Çoğu kişi tarafından Eto'o'nun yerine düşünülen İbrahimovic doğru stilde oyuncu olmasa da, Guardiola'nın aklındakileri açık şekilde önümüze koyuyordu; tamamı ile futbol aklına sahip ve savruk olmayan bir futbol takımı. Oynadıkları pas ve alan oyununun mükemmelleşmesi için gerekli her parçayı bir araya getiriyordu Pep; Puyol'un yerine düşünülen Chygrinski'de bu yönde yapılmış bir transferdir. Yine de İbrahimovic'in sene içinde, özellikle kilit maçlarda, ortaya bir şey koyamaması soru işaretlerini beraberinde getirdi. Inter'e elendikten sonra tercih ettiği Bojan Krkic'in kısa boyuna rağmen bu kadar etkin olmasındaki en büyük sebep, monte edildiği sistemin doğuştan bir parçası olması! Topu havaya kaldırmayan takımın "tehlike anında kırınız" durumu için aldığı İbrahimovic'i kullanamayışındaki en önemli sebep oyun karakteri. İbrahimovic'in ceza sahasını savurma gibi bir özelliği de olmayınca tıkanan Inter maçı gibi maçlar problem oluyordu ki, Pep bunun için de formülü hazırladı: David Villa Sanchez.

Sanırım onun şanssızlığı Valencia'nın Benitez sonrası içine düştüğü durum. Bir türlü toparlanamayan takım ekonomik krize son sürat ilerlerken onu bırakmadı, o da kulübünü bırakmadı. Ancak bir yerde bu kopmanın yaşanması şarttı; dünyanın en iyi forvet oyuncularından birinin cvsinde İspanya Milli Takımı ile Avrupa Şampiyonluğu dışında bir şey yazmaması benim bile içime sinmiyor. Hareketli, göze hoş gelen oyun stilinin yanında teknik ve son vuruş becerisi bu dünyadaki en iyilerden olan bu adamın Barcelona'ya neler vereceği, İbra'nın durumu şimdi konuşulacaklar.

Tixi Beguiristain'ın "Zlatan bir yere gitmeyecek" açıklamasının arkasında yatanları okumaya çalışalım. 6 kupa kazanılan sistemin ilk ve en belirgin değişikliği Lionel Messi'nin standart kenar oyununu bırakıp, ortaya daha yakın, gezgin bir oyuna dönmesi. Sistemin kendi içinde yaşadığı bu tip belirgin değişiklikleri görünce akla ilk gelen Villa-İbrahimovic-Messi üçlüsünün ön alandaki dizilişleri. Oyunu alanlar üzerinden oynayan ve bu yüzden defansif sıkıntı çekmeyen bir takımın defansif zaafiyet çekmesi söz konusu mu? Zannetmiyorum. Torres-Villa ikisinin hemen arkasında sola yakın oynayan Iniesta ile Avrupa şampiyonu olan İspanya'nın hemen hemen benzer bir oyunu oynadığını hatırlatmakta fayda var. Kısacası Villa ve İbrahimovic'in biraz önde Messi'nin biraz arkalarında beklediği deforme bir 4-3-3 seyretmeye hazırlıklı olalım şimdiden.

40 milyon € Villa gibi bir oyuncu için standart bir fiyat. Villa İbra'nın eksik kaldığı hemen tüm özelliklere sahip. Barcelona'nın şimdiki hedefi kendi çocukları Fabregas. Arsenal kaptanını bırakmak istemiyor ama Fabregas'da altın jenerasyonu, bu "uzay takımı" olarak adlandırılan takımla kazanabileceklerini kaçırmama derdinde. Fabregas'ın gelmesi durumunda oluşabilecek Xavi-Iniesta-Fabregas orta sahası ise, rakiplerin kendi toplarını evden getirmelerine sebep olacaktır; hali hazırda her maç %70 top hakimiyeti ile oynayan Barcelona'nın yapacaklarını düşünmek bile istemiyorum.


Fotoğraflar @flickr

0 YORUM:

Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Barbarossa. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan