11 Mayıs 2010 Salı

1997 Finali || Hodgson'ın kalbini kıranların ülkesinde kupayı kaldırabilme ihtimaline odaklanalım ve 13 yıl öncesine gidelim...


Roy Hodgson ve Fulham'ın masalsı Avrupa Ligi yolculuğunda son durak Hamburg!

Bundan 13 yıl önce çok yaklaştığı kupayı Almanlar'a bırakmak zorunda kalan İngiliz teknik adam için fazlasıyla anlamlı bir durum bu! Üstelik buraya gelmeden önce Wolfsburg ve favori ev sahibi Hamburg'u elediler ki bu da Hodgson'ın Almanlarla olan fırtınalı ilişkisi ve intikam duygularına dair ayrı bir öykü. Yarınki finale bu açıdan bakıp; Hodgson'ın, kalbini kıranların ülkesinde kupayı kaldırabilme ihtimaline odaklanmak ve 13 yıl öncesine dönmek istiyorum...

7 Mayıs 1997...

Huub Stevens yönetiminde Valencia ve Tenerife'i eleyip finale ulaşan Schalke ile Anderlecht ve Monaco'yu eleyip finale gelen Hodgson'ın favori Inter'i; 2 ayaklı oynanan son Uefa Finali'nin ilk randevusunda buluşuyorlar. Savunmayı 5'li tutan iki takımın fazlasıyla temkinli oyununda tek ses Marc Wilmots'dan geliyor ve gol yemeden alınan bu 1-0'lık galibiyet, Giuseppe Meazza'daki rövanş öncesi Schalke için zafer havasını yoğunlaştırıyor...

Ve 21 Mayıs 1997...

Yaklaşık 82.000 kişi 1991 ve 1994'ten sonra 5 yıl içinde 3.kez bir Uefa Kupası zaferine tanıklık etmek için stadı doldurmuş durumda! Hodgson'ın yıldızlar karması Inter ile 1-0'dan dönüş yapmaması için hiçbir neden yok gibi. Kadrolara göz atıp, biraz nostalji yapmak lazım; dikkat çeken ilk maçta liberolu oynayıp geriyi 5'leyen İngiliz teknik adamın bu kez klasik 4-4-2'yi seçmiş olması, Stevens açısındansa taktiksel bir değişiklik söz konusu değil...

Maç başlıyor ama Hodgson adına işler iyi gitmiyor ve Alman disiplininin bir kez daha ön plana çıktığı bu 2.ayakta da uzun süre eşitlik bozulamıyor. Derken, 84'te şimdi en güzel anılarda yaşayan efsane Şili'li Zamorano devreye girip İtalyanlara hayat veriyor. Geç gelen bu golle zor da olsa uzatmaya taşınan maçta artık her şey morallenen Inter lehine ancak savunmaların damga vurduğu gecede ekstra 30 dakika da yeterli olmuyor ve penaltılara geçiliyor...

Oyuna sonradan giren tecrübeli Anderbrügge'nin golüyle başlayacak seri atışlarda normal sürede Inter'e hayat veren adam Zamorano'nun penaltıyı kaçırmasıyla gerilim artıyor, ardından Olaf Thon'un da isabet bulmasıyla Schalke iyice avantaj sağlıyor. Usta ayak Djorkaeff''in takımını ayakta tutmasıyla tekrar yeşeren umutlara Martin Max'dan bir darbe daha gelip atışlarda durum 3-1 olunca, gecenin en stresli anı gelip çatıyor ve gözler yine oyuna sonradan girenlerden Inter'li Aron Winter'e çevriliyor. Hollandalı orta saha oyuncusu da kader anındaki penaltıyı kaçırıp bir başka Hollandalı Stevens'ı zafere yaklaştırınca Schalke için son bir söz kalıyor geriye. Onu da ilk maçın yıldızı, aslında 90'ların yıldızı Marc Wilmots söylüyor ve Schalke, halen yanına ekleme yapamadığı 1997 Uefa Kupası'nı kazanan taraf oluyor...

Internazionale
Pagliuca, Bergomi (Angloma 71), Fresi, Paganin, Pistone, Djorkaeff,
Sforza (Winter 81), Ince, Zanetti (Berti 120), Ganz, Zamorano
FC Schalke 04
Lehmann, Linke, Thon, De Kock, Eigenrauch, Büskens, Latal (Held 100),
Müller (Anderbrügge 97), Nemec, Wilmots, Max

Penalty shoot-out
Schalke: Anderbrügge, Thon, Max, Wilmots scored
  Internazionale: Zamorano (shot saved), Djorkaeff, Winter (wide)

2 YORUM:

Kaan Kavuşan dedi ki...

O Schalke'yi çok seviyordum ben. Anderbrügge, Thon, Radoslav Latal ve tabii ki Hollywood yıldızı ismiyle Martin Max. :)

Inter'de de Maurizio Ganz var tabi.

erol dedi ki...

Ben de Marc Wilmots'a hayrandım. Scifo'dan sonra en iyi Belçikalı'ydı benim için...

Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Barbarossa. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan