23 Kasım 2009 Pazartesi

Blog Söyleşileri #5, Sabri Ugan - 1. Bölüm


Söyleşilerde yeni konuğumuz Sabri Ugan... Zaten tanıyorsunuz kendisini. Söyleşide emeği geçen Desportivo yazarı Murat Türker'e ve soruları yanıtlayan Sabri Ugan'a buradan tekrar teşekkür ediyorum.
1) Sabri Ugan kimdir, geçmişinizden bahseder misiniz?

1963 yılında Adapazarı’nda doğdum. İlk, orta ve liseyi İskenderun Demir Çelik’te bitirdim. 1980 yılında zamanın adıyla Gazi Üniversitesi’ne girdim. 1985 - 1991 yılları arasında SARKARYA Gazetesi Spor Müdürlüğü yaptım. 1992 - 1994 yılları arasında Adapazarı ART Radyosu’nda çalıştım. 1994 - 1996 yılları arasında Kanal 6’da görev yaptım. 1996 yılından bu yana STAR TV’de Sunucu ve Anlatıcı’yım...

2) Spiker olmaya ne zaman karar verdiniz?

Gazete yolculuğunda attığım adımlar beni son noktaya getirdi. Ötesi olmalıydı. İstanbul'a gelip ya gazeteciliğe yeniden başlayacaktım, ya da televizyona geçecektim... Denedim.. Magic Box, Kanalmarket, Star... Biraz daha zamana ihtiyacım vardı. Deneyimsizdim. O yüzden Adapazarı'nda yeni kurulan belediye radyosunda çalışmayı doğru buldum. Orada edindiğim deneyim, İstanbul'da istediğim yere gelmemde önemli faktördü.

3) Spiker olmasaydınız ne olurdunuz?

Şunu öncelikle söylemeliyim. Yaptığım işi çok seviyorum. Bazen düşünüyorum, sunucu olmasaydım ne yapardım acaba diye. Cevabı bulamadığımda endişeleniyorum. Bununla birlikte mesleğin getirdikleriyle yaşayan bir insan da değilim. Bu mesleğin bir forsu varsa, bunu kullandığımı hatırlamıyorum. Avantaj denebiliyorsa eğer, insanlarla iletişimde bir adım önde olmak derim. Tanınıyor olmak, zamandan tasarruf sağlıyor. Sevdiğim bir işi yapıyorum. Seyahat ediyorum, dünyanın en üst düzey futbol karşılaşmalarını izliyorum, bir çok insanla tanışıyorum ve bunlar için para alıyorum. Derler ki; “bir insan sevdiği bir işi yapıyorsa, hiç çalışmıyor” demektir…

4) Örnek aldığınız isimler kimlerdi?

Örnek almak demeyelim ama gençliği daha çok radyo başında geçen biz futbol tutkunları için Halit Kıvanç başta olmak üzere İlker Yasin, Ümit Aktan, Aydın Köker gibi ağabeylerimizle büyüdük. Mutlaka her birinden bir parça kalmıştır.

5) İlk anlattığınız maç hangisiydi? o anı bizimle paylaşır mısınız ?

İlk yalnız seyahatim... İlk tribünden maç anlatışım. Nasıl unutabilirim? Hollanda Rotterdam'da De Kuip Stadı.. 1997 Avrupa Kupa Galipleri Kupası Finali.. Barcelona - Paris Sn. Germain maçı... Nasıl başladı nasıl bitti hiç hatırlamıyorum... Elim ayağım birbirine karışmış, dilim damağım kurumuştu. Ama çok yansıtmadan, kazasız belasız tamamladım.

6) Bizimle paylaşmak istediğiniz ilginç deplasman anıları veya komik hadiseler var mı?

Paylaşmak isteyebileceğim en önemli deplasman anısını Brugge'de yaşadım. Türk ve Belçikalı taraftarlar meydanda karşılaştılar ve kızılca kıyamet gözlerimin önünde koptu.. Galatasaraylı bir taraftarı 15-20 kişilik bir grup linç etmek üzereydi. Olay tam 2 metre önümde oluyordu. Ya saklanacaktım ya da o 20 kişilik grubun arasına dalacaktım. Hiç tereddüt etmedim ve 20 kişilik grubun arasına girdim. O sırada önümdeki bir şeye takılıp düştüm. Düşer düşmaz kalktım. O sırada sırt çantama bir iki darbe almadım değil. Ama kurtardım o adamı... Fakat sonrasında "Sabri bir de dayak yedi" şeklinde forum postları okuyunca kan beynime sıçradı... Bu ülkede iyi insan olmanın bir ödülü yok... Sadece insan içsel olarak mutlu oluyor o kadar. O olay, bana bunu anlattı. Şimdi olsa "Kılımı kıpırdatmam"diyorum ama, bilirim can çıkar huş çıkmaz... Yine kurtarmak için elimden geleni yap sonra yine kendime küfrederim.

7) Şampiyonlar Ligi'ni anlatmak hoş bir duygu ve tecrübe olsa gerek..

Şimdi hemen herkes dilediği platformda maç anlatabiliyor. Çünkü çok ama çok maç var...

8) Maçlardan önce ne gibi hazırlıklarınız oluyor?

Günümüz teknolojisi bilgi dağarcığını dilediğiniz kadar genişletebiliyor. Bununla tecrübeyi birleştirip, aktüaliteyi harmanladığınızda, anlatacağınız maça hazır hale geliyorsunuz. Son adım ise, anlatım günü ruh halinizi olabildiğince pozitif kutupta tutabilmek. Durum 3 kelimeyle özetlenebilir… Bilgi , Birikim, Motivasyon… Motivasyon için "maç öncesi" olumsuz gelişmeleri yansıtıcak tüm araçların bana ulaşma yolunu kapatırım. Buna kız arkadaşımın telefon ve mesajları dahil...

9) Klasik soru: Hangi takımı tutuyorsunuz?

Klasik cevap.. O kadar uzun zaman önceydi ki, unuttum :)

10) Hangi ligi izlerken zevk alıyorsunuz? neden ?

Elbette İngiltere Premier Lig... Futbol adına benim sevdiğim her şey orada var. Fizik güç, teknik, yardımlaşma, hırs, heyecan , sürpriz... Ve elbette yıldızlar... Ve tabi ki tribünler...

2. Bölüm yarın...

4 YORUM:

Anonim dedi ki...

sorular klişe ötesi

Eşref ÇEVİK dedi ki...

Adını yazmayarak sende bir klişeye imza atmışsın...

ismenegerekvar dedi ki...

ellerine sağlık usta...

Anonim dedi ki...

Güzel olmuş blogger kardeşim

Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Barbarossa. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan