27 Ocak 2011 Perşembe

Yedi yıl önce bugün Cennetin takımına transfer olmuştu....


Gencecik insanların ölümünden prim yapmak değil niyetimiz. Tek isteğimiz 'tribute' tadı yakalayarak, hiç tanımadığımız bu insanların hikayelerini yazarak onları anmak

1979'da dağların arasındaki Tatabanya'da dünyaya geldi Feher. Memleketinin temiz havasını içine çeke çeke büyüdü. Futbol oynamaktan başka derdi yoktu. Okulda başarılıydı fakat savruk ve ilgisizdi. Sakindi ve kavgacı değildi. Bu içine kapanık çocuk, futbol sahasına çıktığında kendisini ifade etmeyi başarıyor, kendisini herkese alkışlatıyordu. Miki'nin yeteneğini ve hırsını gören Györi ETO antrenörleri onu seçmelere davet ettiler. Böyle bir fırsatı doğduğu günden beri bekleyen Miklos, apar topar hazırlanarak Györ kentine doğru yola çıktı. Bu genç adamın ustaca yaptığı öldürücü vuruşlar, bir anda antrenörlerin ilgisini çekti. Önerilen kontratı önce kabul etmedi fakat ailesiyle yaptığı uzun telefon görüşmeleri sonunda izin alarak imza atmaya karar verdi. 13 yaşında evinden uzak kalması psikolojisini bozdu. Ancak Györi ETO'daki antrenörleri ona aile ortamını sağladılar. İlk geldiğinde kaçmayı düşünen Feher, kulübe alıştıktan sonra herkesten daha fazla çalışmaya başladı. 95-96 sezonunda ilk kez Macar Ligi'nde forma giydiğinde dizleri titriyordu. Zira 16 yaşındaki genç Miki, bunları hayal bile edemezken bir anda sahada bulmuştu kendisini. İlk sezonunda genelde sonradan oyuna girdi ve sahada olup bitene alışmaya çalıştı. 8 maçta 2 gol atarak kötü sayılmayan bir performans gösterdi. Macaristan U-18 Milli Takımı kadrosuna çağrıldı. İkinci sezonunda takımın içindeki rolünü daha da belirginleştirdi. Györi ETO'nun gençlere dönük yapılanması forma şansı bulmasını kolaylaştırdı. Takım orta sıralarda mücadele etmeye alışkındı. 96-97 sezonunda 29 maçta forma giyen Miki, 8 gole imzasını koydu. Bu arada U-18'den U-21 milli takımına terfi etmiş ancak gol atmayı başaramamıştı. 97-98 sezonu başlarken takım bir anda onun etrafında şekillenmeye başladı. Attığı gollerle takım arkadaşlarına güven veriyor, taraflı tarafsız herkesin takdirini topluyordu. Gyori ETO, bu sezonu dördüncü sırada bitirerek 1985'ten bu yana en büyük başarısını yakalıyordu. Bu sezonda takımın 'vital' bir parçası olan ve 13 golle takımına katkı yapan Miki, milli takıma da seçilmeyi başardı. MTK Budapeşte ve Ferençvaroş, Feher'i transfer etmek istediler ancak onun rüyaları bambaşkaydı. 10 Ekim 1998'de Bakü'de oynanan maçta Azerbaycan'a karşı attığı golden sonra rüyalarına biraz daha yaklaştı. Ondaki bu gelişmeyi gören Porto'nun 'scouting' ekibi, Feher'i kadrolarına katmak istediklerini kulübüne bildirdi. Bu, onun için bulunmaz bir fırsattı. Portekiz Ligi'nde kendisini gösterebilirse, Puşkaş gibi İspanya'ya da gidebilirdi.

Ancak işler Portekiz'e gitmesinden sonra değişti. Yeni bir yaşam tarzına alışmakta zorlandı, yeteri kadar forma şansı bulamadı. 1.5 sezonda 10 maça çıktı ve yalnızca 1 gol atabildi. Bu performans, hayallerinin yıkılması anlamına geliyordu. Kendisini bir kez daha yalnız kalmış hissediyordu. Macaristan Ligi'ne dönmesi için pek çok teklif aldı. Ancak bunların hepsini reddederek, Portekiz Üçüncü Ligi'nde oynamayı seçti 1999-2000 sezonunun ikinci yarısında Salgueiros'a kiralandı ve 14 maçta 5 gollük bir performans gösterdi. Ancak Porto yönetimi yeteri kadar etkilenmemiş olacak ki, onu bu seferde Braga'ya kiraladı. Kendini kanıtlamak için daha sıkı çalışan ve bunun karşılığını alan Miklos, 26 maçta 14 gol atmıştı. Ayrıca 11 Ekim'de oynanan Litvanya maçında milli formayla hat-trick yapmayı başarmıştı. Artık yeteneklerinin bilincindeydi ve neler yapabileceğini biliyordu. 2000 yılı yazında Porto onu geri çağırdı. Bu sefer beklediği forma şansını bulacağına emindi. Ancak teknik direktör Fernando Santos tarafından B takıma gönderildi. Üstüne üstlük B takımda yalnızca 3 maçta oynama şansı buldu. Bu durumdan sıkılan ve Portekiz'de belli bir kalitesi olduğunun bilincinde olan Miklos 'Miki' Fehér, Porto ile olan kontratını uzatmadı. 2002 Temmuz ayında Lizbon ekibi Benfica ile anlaşma imzaladı. Macaristan basını Feher'in sezon sonunda geri döneceğinden emindi. Ama o yılmadan çalışmaya devam etti. İlk sezonunda önündeki forvetleri geçmeye çalıştı ve genelde sonradan oyuna girdi. 16 maçta attığı 4 gol takımın şampiyonluğu kazanmasına yetmedi. 2003-2004 sezonu başlarken takımda önemli bir role bürünmüş ve daha sık forma giymeye başlamıştı. Her şey muazzamdı ve Miki kariyerinin en güzel günlerini yaşadığını düşünüyordu.

Ocak ayının 25'inde Vitoria de Guimaraes deplasmanına gittiler. Her şey güzel gidiyordu, Benfica 1-0 öndeydi. Feher, 59. dakikada golü atan Fernando Aguiar'ın yerine oyuna girdi ve her şey ondan sonra başladı. Yarım saat sonra bu genç adam kalbine yenik düşmüş yerde yatar bir haldeydi. Gördüğü sarı kartın ardından bir anda yere yığılmıştı. Sahadaki herkes şaşkındı. Tribünlerdeki seyirciler sahada neler olduğunu anlayamamış, şaşkınlıkla olan biteni izliyordu. Yerine oyuna girdiği Fernando Aguiar ise herkesten çok endişeleniyordu. Sağlık ekibi olaya hemen müdahele etti ve Feher bir ambulans ile hastaneye kaldırıldı. Gece yarısında ise ölüm haberi geldi. Sahada olanları televizyon başında takip eden Porto teknik direktörü Jose Mourinho ''Evde maçı izliyordum. Ciddi bir sorun olduğunu hemen anladım. Dr. Puga'yı arayarak Feher'e neler olduğunu sordum. O da ne olduğunu bilmediğini fakat durumun ciddi olabileceğini söyledi. Ağlamaya başladım. O anda Benfica, Sporting ya da Porto'nun hiç bir anlamı kalmadı'' diyerek genç bir adamın ölümünün yarattığı ızdıraba boğuldu. Cenazesinde tüm Portekiz futbol kamuoyu yer aldı. Mourinho'nun da dediği gibi, o anda Benfica, Sporting ya da Porto'nun bir anlamı yoktu. Tüm kulüp başkanları, teknik adamlar, futbolcular ve daha binlerce insan... Miklos Fehér, 24 yıl 7 ay 5 günlük ömrünün sonuna gelmişti. Kısa ömründe ülkesi için yalnızca 25 kez oynama şansı bulmuş, Macar futbolu yükselen yeni neslin kıymetli bir evladını kaybetmişti. Herkes bu zamansız ölümün etkisi altındaydı. Benfica başkanı Luis Felipe Vieria, 2004-2005 sezonunda Fehér adına oynayacaklarını ve kazanılan şampiyonluğu ona ithaf edeceklerini açıkladı. Zavallı Fehér, kariyeri boyunca hiç şampiyonluk yaşayamamıştı. 2004-2005 sezonunda ona verdikleri sözü tutan Benficalı oyuncular şampiyonluğu kazanmışlardı. Şampiyonluk kutlamaları asla yapılmadı. Benfica'da giydiği 29 numaralı forma ise bir daha kimseye verilmemek üzere ayrıldı. Şampiyonluğun kazanıldığı maçtan sonra tüm Benfica ekibi, Macaristan'a gitti. Bir törenle kazanılan madalyalardan biri Feher adına ailesine verildi. Artık yalnızca güzel hatıralarda dolaşan Miki, Györ kentinde adına düzenlenen müzede yaşatılıyor.

Rafet Baran Eryılmaz, Goal.com (Feher ile ilgili bir şeyler karalamak isterken bloga koymayı istediğim, sevgili dostum Rafet'in geçen yıl yine bu vakitler yazdığı yazıdır. )

0 YORUM:

Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Barbarossa. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan