26 Şubat 2009 Perşembe

Milagro Necesario (Mucize Gerekli) 0 - 1

Dün gece Madrid'de Liverpool'un aldığı sonucu açık söyleyeyim beklemiyordum. En azından Real'in Santiago Barnebeu'da tek farkla kazanacağını düşünmüştüm maçtan önce. Liverpool'un ise en büyük avantajı tam bir Şampiyonlar Ligi uzmanı haline gelen Rafa Benitez' di. 

Liverpool'da Gerrard yedekti. Maçın ilk 20 dakikasında Liverpool, Madrid'e göre daha yavaş bir oyun ortaya koydu. Buna rağmen orta alanda Mascherano ve Xabi ile topa hakim olmaya çalışan taraf Liverpool oldu. İngilizler orta alanı kontrol altında tutmaya çalışırken, Torres ve Kuyt'la da cılız birkaç atak yakalamayı başardı.

Real ise aynı dakikalarda daha çok Robben'in yönlendirdiği bir oyun sergiledi. Madrid seyircisi de desteğini esirgemiyodu ancak, hatasız oynayan Liverpool defansı gole izin vermiyordu. Bunun yanında Xabi şutlarıyla rahatsızlık vermeye devam etti. Aynı Zamanda Liverpool'un İsrailli oyuncusu Yossi'de kanattan sıkıntı veriyordu. Hainze gerçekten Yossi' nin önünde adeta yok gibiydi.

İlk 20 dakikada ciddi bir pozisyon göremedik. Ancak Torres 20'den sonra net bir gol pozisyonu kaçırdı. Vatandaşı Casillas, sağ çaprazdan gelen Torres'in şutunda golü önledi. 4dk sonrasında ise Hugain'in golü ofsayt nedeniyle iptal oldu. Real'in sorunu ileride pozisyon bulamaması oldu hep. Yarı bitmek üzereyken İker'i önde gören Xabi Alonso'nun orta alandan attığı şut gol olmadı. ama büyük bir tehlike oldu.

İlk yarının sonlarına doğru Liverpool'un temkinli oyununun bir sonucu olarak iki takımda pozisyon üretmekte zorlandı. Doğal olarak golde gelmedi ve ilk yarı başladığı gibi son buldu.

İkinci devreye de hızlı başlayan taraf İngilizler oldu. Torres ve Kuyt ile Madrid kalesini zorlayan Liverpool'a cevap, Madrid'in ayaktaki tek ismi Robben'den geliyordu ancak. İlk yarıda olduğu gibi Robben ileri koşular yapıyor, pozisyon yaratmaya çalışıyor, ama istenilen gol bir türlü gelmiyordu.

Real orta alanda da üstünlüğü bir türlü eline geçiremedi maç boyunca. Diarra çok istekli ve arzuluydu ancak oda yetmiyordu. Sürekli Real adına orta alanda pas kayıpları yaşanıyordu. Yaşayan efsane Raul ise bir türlü istediği pozisyonları bulamadı. Robben Real tarafında en iyi oynayan isimdi yine 2.devrede. Alıyor, koşuyor, şut atıyor... Zira 71'de çıkardığı süper şutu son anda Reina parmaklarının ucuyla önleyebildi.

Real taraftarının büyük bir heyecanla beklediği gol, bir türlü gelmek bilmedi. 70.dakikadan sonra oyunda az da olsa denge kurulmuş gibiydi. İki takımın bu dakikalarda ki oyununa bakınca gözümünün önüne İnter-Man Utd maçı geldi hemen. 

Real' in yakaladığı bazı cılız kontra ataklarsa, Liverpool'un müthiş disiplinli oyunuyla son buluyordu. Dk 80'den sonra Pepe bile gol aramak için ileriye çıkar oldu. Diarra ise biraz daha önde oynamalıydı bence çünkü ileri bölümde özellikle kontrolü sağlayamdı Real 80' den sonra.

Yine Yossi'nin sağdan getirdiği bir pozisyon sonunda Hainze beceriksizce bir faul e sebebiyet verdi ve Liverpool'un kullandığı serbest vuruş yine Yossi'nin kafasıyla gole dönüştü. Barnebeu'da adeta bir şok yaşandı.

Son 5 dk'ya girilirken Real'in umutları tam anlamıyla bitmiş gibiydi. Barnebeu'da bir avuç İngiliz'in sesi daha çok çıkmaya başlamıştı. Raul okadar etkisiz kaldı ki ileride, keşke yanına bir Huntelaar ya da Nistelrooy olsaydı demeden edemedim.

Rosetti son düdüğü çaldığında Real, çoktan Anifield'ı düşünmeye başlamıştı bile. Fakat Real'in işi gerçekten çok zorlaştı artık. Şampiyonlar Ligi'ne 2 yıldır vurulan İngiliz damgasını Liverpool'da sürdürdü ve ben bu durumdan hiç mutlu değilim. 

Real'in bir türlü istediği golü bulamamasında daha önce dediğim gibi Raul' un yalnız kalması ve kanat-orta alan ikileminde üstünlüğü Liverpool'a bırakması etkili oldu. Böylece Liverpool büyük bir avntajı cebine koyup evine dönmeyi başardı dün gece. Başlıkta da dediğim gibi Real' e Mucize gerekli.

Real Madrid; Casillas, Ramos, Cannavaro, Pepe, Heinze, Robben, Diarra, Gago, Marcelo, Raul, Higuain. 

Liverpool; Reina, Arbeloa, Carragher, Skrtel, Aurelio, Benayoun, Alonso, Mascherano, Riera, Kuyt, Torres.

Gece oluşan diğer tablo :

Chelsea - Juventus 1-0
Villarreal - Panathinaikos 1-1
Sporting - Bayern 0-5
Real - Liverpool 0-1 

25 Şubat 2009 Çarşamba

Bölüm 1 : İnter 0 - 0 Man Utd

Şampiyonlar Ligi' nin kendine has atmosferini gerçekten özlemişiz. Dün akşam İtalya' da ve Star ekranlarında büyük bir kapışma yaşandı İnter ve Man Utd arasında. Tribünlerde tam bir İtalyan ateşi havası vardı ve daha maçtan önce müthiş desteklerini hissettirdi İtalyanlar. İbrahimovic ve Ronaldo sahaya çıkarlarken yüzlerinde büyük bir güven vardı. Rooney ve Tevez yedekti. Ferguson gayet kontrollü oynamak istemiş olmalı ki, Fletcher, Carrick ve Park sahada. Tipik bir 4-4-1-1 dizilişi vardı Manu' da.

INTER: Julio César; Maicon, Chivu, Rivas, Santon; Cambiasso, Muntari, Zanetti, Stankovic; Adriano, Ibrahimovic
M.UNITED: Van der Sar; O'Shea, Evans, Ferdinand, Evra; Fletcher, Carrick, Park, Giggs; Cristiano Ronaldo, Berbatov

Maç hızlı ama Man Utd' nin kontrolünde başladı. Giggs iki gol pozisyonundan yararlanamadı ve İtalyanların yürekleri ağızlarına geldi. Kenarda cool bir görüntü çizen Mourinho bile, Ronaldo ve Giggs imzalı pozisyonlardan sonra heyecanını gizleyemedi. Bu pozisyonlarda Cesar İnter' i ipten alan isim oldu. Evra müthiş bir sabır ve güçle kendi kanadını harika savundu. Yorulmak nedir bilmedi. Manu' da Evans, Vidic' in yokluğunda tüm kapasitesini sahaya koymayı başardı ilk yarıda. Adriano ve Zlatan ikilisi bireysel yetenekleri ile yaratmaya çalıştıkları pozisyonlarda başarılı olamadılar.

Pozisyon bakımından yüksek olmasına rağmen ilk yarı, Manu'nun kontrolünde 0-0 sonuçlandı. 27'de Ronaldo'nun frikiğinin Cesar tarafından son anda önlenmesi, 29'da yine Ronaldo'nun kafa vuruşunun çok az farkla dışarı çıkması ilk yarıda iki takım soyunma odasına giderken akılda kalan pozisyonların başını çekiyordu.

Diğer devre de heyecanlı ve az da olsa gergin başladı. Sağdan gelen bir ortada Adriano, Rio'nun kendisini arkadan itip faul yaptığını iddia etti. Hakem oralı bile olmadı çünkü bence de Adriano olayı biraz abartmış görünüyordu. Zira Rio, kendisine dokunmamıştı bile. İnter ilk yarının ilk on dk'sı daha üstün oynadı ancak Manu, 50.dk'dan sonra kendine gelmeye başladı ve yeniden dengeyi kurdu.

Zanetti İnter adına adeta kurtarıcı ve bir baba gibiydi. Manu' nun her tehlikeli atağına o vardı. Zlatan ise ileride İnter savunmasını bireysel yetenekleriyle boğmaya çalışıyordu. Diğer uçta yalnız kalan Berbatov ise bir türlü kendisine pozisyon yaratılamamasından şikayetçi gibiydi. Rooney olsaydı yanında daha farklı olacağı kesindi. 

İnter seyircisinin de arkadan iteklemesiyle daha baskın görünüyordu 60. dk'ya kadar. Ancak Ronaldo'nun İnter kalesine sağdan getirdiği ve yerden yaptığı orta, İnter' in kurtarıcısı Zanetti olmasa golle sonuçlanabilirdi. 

75. dk'dan sonra sanki Zlatan yorulmuş bir görüntü içerisindeydi. Aynı dk'da Giggs, mükemmel bir ustalıkla önünü boşaltıp İnter ceza sahasına girdi ama Cordoba' da aynı ustalıkta ona gol atma şansını vermedi. Zlatan yoruldu birazdan çıkacak derken Adriano' nun yerine Bolatelli girdi.

Hani derler ya ''Sabaha kadar oynansa berabere'' işte maçta öyle bir hal almıştı. Dk 80'de Rooney Manu benchinde son taktikleri alıyordu hocasından. Fakat sanki oyuna girmek için biraz geç kalmıştı. Nihayetinde Park'ın yerine oyuna girdi ve Yalnız kalan Berbatova son 5 dk arkadaş olmak için koştu. Rooney takımına ileride az da olsa biraz daha hareketlilik getirdi ama dengede oyun sürdü.

Son saniyede düşürülen Ronaldo, Frikik için topun başındaydı. İçimden gol olursa İnter taraftarının ve oyuncularının yıkılacağını geçirdim. Ronaldo yine kendine has hareketleriyle ölçtü, biçti ve adımladı. Cesar'ı ve Barajı karşısına aldı. Çok sert ve isabetli vurdu ancak Cesar adeta topu göremeden bir kurtarış yaptı. Hemen ardından maç bitti ve Cesar gülerek Ronaldo'nun yanına  gidip pozisyonu konuştu. Güzel bir görüntü çıktı ortaya.

0-0 sonuçlandı ve avantaj Manu'da gibi görünüyor. Manu'lu taraftarların ve oyuncuların 0-0 yerine gollü bir beraberliği tercih edeceklerleri kesin ama yinede yenilmeden oradan ayrılmışlardı. Avrupa'da 200. maçına çıkan Manchester United Inter karşısında kimliğini korudu ve Milano'dan beraberlik alarak ikinci maç öncesi bir derecede olsa avantaj yakaladı. Özellikle fizik olarak iki takımın oldukça fazla mücadele içinde olduğu karşılaşmada futbolseverler belki bu oyunun meyvası olan golü göremedi ama hırslı futbol, sahada basmadık yer bırakmayan oyuncular ve topun önünde çarpışan kramponları izlemekten oldukça büyük bir zevk aldı.İngiltere'deki gollü bir beraberlik turu İnter'e verecek. Ancak şunu da unutmamak gerek. Manu, İnter'e kesinlikle bu şansı vermeyecektir.

Dün gece oluşan tablo :

Atletico Madrid - Porto 2-2
Lyon - Barcelona 1-1
Arsenal - Roma 1-0
Inter - Manchester Utd 0-0 

24 Şubat 2009 Salı

'' Bir kaç ay içinde...''

Özlediğimiz Şampiyonlar Ligi tekrardan başlıyor. Bu akşam Çok güzel maçların oynanacak olmasının yanında benim en çok ilgimi çeken karşılaşma San Siro' da oynanacak olan İnter - Man Utd karşılaşması.

Zira çok inatçı bir Mourinho, İbrahimovic ve diğer tecrübeli isimler... Karşı tarafta ise ünvanını kormuak isteyen Ferguson ve talebeleri.

Peki ne olur İtalya' daki maçın hikayesi ?

Öncelikle İnter' in Mourinho yönetiminde hasret kaldığı kupayı artık kazanmak istemesi aşikar. Saha avantajı da kendilerinde. Bir diğer avantajları da Mourinho ve öğrencilerinin kendilerine olan müthiş güveni olabilir mu maçta. Peki nereden anlıyoruz bu güveni ? Mourinho' nun sözlerine biraz kulak kabartalım:

"Manchester'ın San Siro'ya kazanmak için geleceğine inanmıyorum. Fazlasıyla defansifi oynayacaklar. Salı günü hiçbir şeyin belli olmayacağından eminim fakat her şey Old Trafford'daki maçta çözülecek. Manchester'ı elemek özel bir şey olmayacak. Önemli olan tur atlamak. Korkumuz yok ve birkaç ay içinde finalde olacağımızı düşünüyorum"

Manu tarafında ise defans sıkıntısı bir hayli fazla. Tek dezavantajları bu olacaktır. Zira Şuanda Rio' nun bir partneri yok. Bunu maç saatinde göreceğiz. Ronaldo' nun benzetmesi gibi, Bu maç Titanik gibi adeta. Zira Titanik 1900 yılında üretildiğinde ona bu adın verilmesinin nedeni, o güne kadar üretilen en büyük gemi olmasıydı...

Sonucunu kestirmek gerçekten güç olacak. 

23 Şubat 2009 Pazartesi

30 ' undan sonra ?

Taner Gülleri...  Hep '' Süper Lig' de iş yapamaz'' dendi onun için. Dün akşam topu alışıyla, sürüşüyle, son vuruşlarıyla komple bir forvet oyuncusu izledim. Mükemmeldi.

Taner Gülleri hep hayalini kurduğu milli forma aşkıyla oynuyor. Kim bilir ? Belkide 30' undan sonra onuda becerir...

Maravilhoso Sporting

Liga Sagres Dün müthiş bir Lizbon derbisine sahne oldu. Maçın özetini izleyebildim sadece. Heyecanlı, bol pozisyonlu ve derbiye yakışır bir mücadele olmuş. Sporting bu galibiyetle puanını 37 yaptı ve komşusunu yakaladı.

Sporting Lisbon [3 - 2] Benfica

10' [1 - 0] Liedson
35' [1 - 1] Reyes (penaltı)
47' [2 - 1] Derlei
81' [3 - 1] Liedson
89' [3 - 2] Cardozo
Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Barbarossa. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan